Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Körfez’in El-Ula Zirvesi sonrasındaki hamleleri

Körfez’in El-Ula Zirvesi sonrasındaki hamleleri

Salı, 12 Ocak, 2021 - 11:00
Tarık Fehmi
Kahire Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü

41. Körfez Zirvesi, hedef ve ön sonuçlar açısından anlamlı bir zamanda düzenlendi. Zirve, birtakım önemli ve etkici neticelerle nihayetlendi. Suudi Arabistan, hava sahasını Katar havayollarına açmak gibi faaliyetlerine başlamadan önce zirvenin başarılı olması yönünde gayret gösterdi. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) rolünün yeniden canlandırılması ve ortak Arap eyleminin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Suudi Arabistan’ın zirve öncesi ve sırasındaki siyasi ve medya söylemi, çeşitli taraflar arasında yakınlaşmanın sağlanması adına gerçek bir başlangıç noktası, herkesi içeren bir güven inşası girişimi ve sorunları sakin bir şekilde çözmeye yönelik bir eylem oldu. Suudi Arabistan Krallığı’nın tüm diplomatik ve medya söylemlerinde ve mesajlarında itidalli bir şekilde ifade ettiği şey de buydu.

Suudi Arabistan, Körfez çalışma sisteminin yeniden canlandırılmasıyla İran, Türkiye ve İsrail’in Körfez işlerine müdahaleleri dolayısıyla karşı karşıya kalınan bölgesel zorluklar ve risklerle yüzleşmede Körfez diplomasisinin rolünün yeniden tesis edilmesi yönündeki isteğini vurguladı. Aslında El-Ula Zirvesi’nin başarısı birkaç şeyle bağlantılıydı. Birincisi, Suudi tarafının ‘Körfez evini restore etmek, Katar'a Körfez çalışmalarında yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiği mesajını iletmek ve yalnızca Körfezdekileri değil, tüm Arapları etkileyecek gelişmelerle yüzleşmek’ için gerçek bir siyasi iradeye sahip olmasıdır. İkincisi, Körfez ülkelerinin ‘Körfez karar merkezinin Riyad'da olduğunu ve güvenin sadece Körfez'de değil, tüm Arap sahasında temin edilmesi gerektiği’ hususunun farkına varmasıdır. Arap bölgesel sistemi uykudan uyanırsa, ilk etapta Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından üçlü bir hamle yapılabilir. Çünkü bu ülkeler gerek siyasi gerekse de güvenlik düzeyinde Ortadoğu düzenini hedefleyen zorluklar karşısındaki herhangi bir gerçek Arap eyleminin başlangıç ​​noktası ve dayanağı haline geldiler.

El-Ula Zirvesi, bölgedeki istikrarı sarsmaya çalışan bölgesel müdahaleler, terörizm, terörizmin finanse edilmesi ve şiddet söylemleriyle yüzleşmenin yanı sıra istisnai bir bağlamda gerçekleştirildi. Zira Körfez İşbirliği Konseyi liderlerinin farkına vardığı şey buydu ve bununla yüzleşmeye çalışıyorlardı. Bu strateji Körfez ülkelerinin bölgesel ve uluslararası sistemdeki konumunu ve işbirliğini teyit etmektedir. Bundan dolayı, korona salgının etkileriyle birlikte mevcut uluslararası sisteme hakim olan istikrarsızlık ve buna bağlı olarak önümüzdeki dönemde büyük ülkeler arasındaki ilişkinin çerçevesini değiştirecek gelişmeler ışığında yapılacak gerçekçi bir anlaşma hayati önem taşımaktadır.

Burada şu sorunun sorulması gerekiyor: Körfez zirvesinden sonra neler olacak? Körfez, bölgenin maruz kaldığı riskler ve zorluklar karşısında nasıl hareket edecek?

Körfez eyleminin güçlendirilmesi, Suudi Arabistan'ın Arap ve İslami ağırlığı ile yön vereceği herhangi bir siyasi veya stratejik vizyon için başlangıç ​​noktasıdır. Genel olarak Arap ve özelde Körfez eyleminin güçlendirilmesi, yüzleşmeye muktedir Arap seçeneklerinin varlığını teyit etmektedir. El-Ula Zirvesi ile de bu bir kez daha vurgulandı. Ayrıntıları bir kenara bırakırsak önümüzdeki dönemde iki sahne ile karşı karşıya kalacağız. Bunlardan birincisi, Körfez ülkelerinin ‘yolları çizmek, ikili ve çok taraflı ilişkilerini desteklemek, seçenekleri ve hesapları daha planlı ve organize şekilde yeniden düzenlemek’ için harekete geçmesidir. Suudi Arabistan ve BAE’nin yapacağı şey bu olacak. Önümüzdeki dönemde Körfez-Körfez ve Körfez-uluslararası ilişkilerinin ortak çıkarlar ve karşılıklı fayda temelinde inşası, ‘siyasi gerçekçilik ilkesine’ dayanan siyasi hamlelerden biri olacaktır. Ardından İran ve Türkiye’nin planlarıyla yüzleşme ve Arap bölgesel düzeninin temellerinin restorasyonu gelecek. Sonrasında Suudi liderliğindeki Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, ‘genişletilmiş bir strateji ve yeni bir ağırlık merkezine dönüşmeyi amaçlayan bir program çerçevesinde’ politikalarını sürdürecek. Suudi Arabistan ve BAE, bu yeni inşa ve başlangıç senaryosu kapsamında büyük bir sorumluluğu omuzlarına alacaklar.

Burada karşı karşıya kalınacak ikinci sahne ise bazı bölge ülkelerinin, tüm bu girişimleri engellemek ve son zirvede belirlenen hedeflerin geliştirilmesinin önüne engeller koymak gibi faaliyetleridir. Körfezin bununla yüzleşmesi ve hareket geçmesi gerekmektedir. Nitekim bölgesel müdahaleler Körfez ülkelerine baskı yapmayı ve bölgedeki hamlelerini boşa çıkarmayı amaçlamaktadır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya