Avrupa’nın -özellikle Batı’nın- İran meselesini “şahin” Başkan Trump’ın görev süresinin sona ermesinin ardından Biden liderliğindeki liberal ABD yönetimi ile yeniden görüşme çağrısı yaptığı bir zamanda, garip bir çelişki içerisinde Avrupa mahkemeleri İran’ın Avrupa topraklarındaki bazı kara terör dosyalarını açıyor.
Yeni ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in masasında olacak ilk işlerden biri, İran meselesinde nasıl bir yaklaşım izleneceği olacaktır. Blinken, İngiliz mevkidaşı Dominic Raab ile birlikte bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Haberlere göre söz konusu görüşmede Blinken “İran’ın istikrarsızlaştırıcı davranışlarına karşı koyulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Peki, bu karşı koyma nasıl olacak? Hangi raddeye kadar gidilecek ve Trump yönetiminin karşı koymasından nasıl bir farkı olacak? İran rejiminin nükleer silahlar dışındaki diğer tehlikelerine -balistik füzeler, bomba yüklü dronlar ve Irak, Suriye, Lübnan, Yemen, Körfez ve daha başka yerlerde terör gruplarını beslemesi- yönelik tartışmaların neticesi nedir?
İran, Biden yönetiminin gelişini Suudi Arabistan’a Yemen’den fırlattığı bir dizi füze ve drone saldırısıyla selamladı. Askeri gövde gösterileri ve düşmanca açıklamaları da bunun cabası. Bunların hepsi yeni yönetime “gözdağı verme” ve ciddiyetini test etme amaçlı. Yalnızca Suudi Arabistan, Bahreyn, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve tüm bunlardan önce İran halkının bizzat kendisi İran rejiminin suçlarından ve yıkımından şikayet etmiyor. Zira Batı’nın bize İran rejiminin Avrupa ve Batı’nın kendisine karşı işlediği suçları haber verdiğini görüyoruz… Yani İran’ın şamarını yiyenleri, İran’ın “Humeyni” doğası gereği saldırganlığa dayandığına ikna etmemize gerek yok… Yanaklarında yedikleri şamarların sıcaklığını hissetmiyorlar mı?!
Bunun bir işareti Belçika Mahkemesi’nin önümüzdeki 4 Şubat’ta İranlı terörist diplomat Esedullah Esedi’nin hakkında hüküm vermesinin beklenmesi. Esedi İran rejimi muhaliflerinin düzenleyeceği konferansta (Villepinte) -yaklaşık bin kişinin katılacağını düşünün!- bombalı bir eylem gerçekleştirme planının elebaşıydı ve saldırının hedefleri arasında bizzat Meryem Recavi de vardı. Belçika Mahkemesi, iki yıldır cezaevinde olan bu İranlı terörist diplomat ve suç ortakları için toplanacak.
İran rejimini ve Obama’nın onunla yaptığı kötü anlaşmayı destekleyen bir akım olduğunu biliyoruz. Batı akımlarından gelen bu desteğin pek çok sebebi var. Bunu da biliyoruz. Ancak İran’ın projesine karşı çıkan Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerini İran ile açık “diyalog” denilen şeye -bir öncül ya da hatta öncüllerin de öncülleri olmadan- çağıranların mazereti, sebebi ve “karakteri” nedir?! Yani daha yumuşak bir şekilde söylersek süzgeçten geçirilmiş sözler olmadan İran’a Arap bölgelerindeki nüfuzunu teslim etmek.
Bu kişiler Suudi Arabistan ve pek çok Arap ülkesinin defalarca kez İran tarafına barış elini uzatıp her türlü ılımlı hareketten memnuniyet duyduğunu hatırlamalı. Örneğin Merhum Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın, İran Cumhurbaşkanı Rafsancani’yi ne kadar hoş bir şekilde ağırladığını, sıcak bir şekilde karşıladığını, ona Suudi Arabistan’ın şehirlerini gezme hakkı tanıdığını ve en önemlisi de İran’la işbirliğini geliştirmeye çalıştığını hatırlıyoruz. Peki bundan sonra ne oldu?
İran rejimi ile bir ateşkes… Mümkün olan şey bu, daimi barış değil… Tabi İran yönetimi genişleme fikirlerinden vazgeçip milisleri güçlendirmeyi bırakırsa orası başka. Ancak böyle bir şey şu ana kadar olmadı.
TT
İran rejimi ile ‘barış’ mümkün mü?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة