Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

İngiltere’nin uykularını kaçıran parçalanma kabusu

İngiltere’nin uykularını kaçıran parçalanma kabusu

Perşembe, 13 Mayıs, 2021 - 06:45
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın kutlaması uzun sürmedi.

Başbakan Boris Johnson’ın liderliğindeki Muhafazakar Parti “kırmızı duvar”ı ve birkaç yıl önce İngiliz İşçi Partisi’nin kontrolü elinde tutmasının anahtarlarından biri olan işçi sınıfının yoğun olduğu kuzey şehirlerini almayı başardı. Ancak geçtiğimiz perşembe yapılan yerel ve ara seçimlerde partinin kuzey ve orta İngiltere’de kazandığı büyük zafer, Johnson’ın yolu üzerinde duran mayının üstünü kapatmak için yeterli değildi: İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılma ihtimali.

Bu mayın, Nicola Sturgeon liderliğindeki İskoç Ulusal Partisi'nin (SNP) seçimlere İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılması için ikinci bir referandum yapılmasını hedefleyen programıyla katılmasının ardından belirginleşti. SNP’nin 129 sandalyeli İskoçya Parlamentosu’ndaki 64 sandalyeyi -mutlak çoğunluktan bir koltuk az- kazanmasıyla patlamaya hazır hale geldi. Seçimlerin nihai sonucu, SNP’ye İskoçya Parlamentosu’nun 1999 yılında kuruluşundan bu yana en yüksek oy payını vermiş oldu. Sturgeon, İskoçya'nın Birleşik Krallık’tan ayrılmasını destekleyen ve 8 sandalye kazanan Yeşiller Partisi ile ittifak kuracağına inanıyor. Bu da İskoçya Parlamentosu'nda bağımsızlık akımı için rahat bir çoğunluk sağlanması anlamına geliyor.

Bu yüzden sert duruşu ile bilinen Sturgeon büyük zaferinden sonra bir dakika bile kaybetmeden ikinci referandum konusunda ısrarcı olduklarını vurguladı. Johnson’ın İngiltere Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak referandum düzenlenmesini engellemeye çalışmasına karşı çıktı. Sturgeon ayrıca referandumu engellemeye çalıştığı takdirde Londra'daki hükümetle bir anayasa savaşına girmeye kararlı olduğunu da açık bir şekilde duyurdu.

Sturgeon'un iddialaşması yerinde. Çünkü Johnson, referandum kararlarının Westminster'daki merkezi parlamentoda oylanması gerektiğine dayanarak ikinci kez bağımsızlık referandumu yapılmasını engellemek için Yüksek Mahkeme'ye başvurmayı düşünüyor. Ancak Johnson meseleyi Yüksek Mahkeme’ye taşımanın olumsuz sonuçlar doğurabilecek siyasi bir risk oluşturacağının da farkında. Öncelikle mahkemenin kararının hükümetin lehine olacağının bir garantisi yok. Ayrıca bu olay Sturgeon’ın popülaritesini daha da artıracaktır ve İskoçya’daki bağımsızlık yanlısı milliyetçilik duygusunu güçlendirecektir. İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılma olasılığını da artırabilir.

İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Sturgeon, bu potansiyel savaş için ortamı hazırladı ve erkenden kamuoyundan destek toplamaya başladı. Yerel seçimlerin sonuçlarını duyurduktan sonra zafer konuşması yapan Sturgeon “şunları söyledi:

“Bağımsızlık İskoçya'nın isteğidir. Bu seçimlerin sonucu göz önüne alındığında Boris Johnson veya başka birinin İskoçya halkının geleceğini tayin etme hakkını engellemek için herhangi bir şekilde, demokratik bir gerekçesi olamaz. Londra tarafından bu yönde yapılacak herhangi bir teşebbüse sert bir şekilde karşılık verilecek.”

İngiltere geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde, tabii ki başta geleneksel siyasi haritanın yanı sıra ülkedeki her şeyi değiştiren Brexit olmak üzere, radikal siyasi değişikliklerden geçti.

Geçen haftaki seçimlerin çarpıcı sonuçlarından biri, İşçi Partisi’nin kuzeydeki yoksul ve kenara itilmiş işçi kentlerindeki tarihi kalelerini geri kazanmada büyük bir zorlukla karşılaşması oldu. Kuzeydeki aileler, atalarından bu yana İşçi Partisi’ne oy veriyordu.

Ancak Brexit her şeyi değiştirdi. 2016 yılında Brexit’e oy veren kuzey şehirleri ve işçi sınıfı göçü, sınırların açık olmasını ve Avrupa Birliği (AB) ile yakın ilişkiler kurulmasını destekleyen çoğulcu liberal orta sınıf partisi haline gelen İşçi Partisi’nin programlarına nazaran Muhafazakar Parti’nin göçü azaltma, Avrupa’ya karşı sert bir tutum benimseme ve sınırdaki kontrolü artırma ile ilgili programlarını kendisine daha yakın buluyor.

Ancak Brexit’in en tehlikeli tarafı, Birleşik Krallığı’ın kendi birliğinin geleceğini tehlikeye atması. Brexit, İskoçya'daki milliyetçilere İngiltere'deki siyasi durumun Avrupa Birliği'nden çıkılması ile birlikte, 2016 yılından bu yana kökten değiştiğini söylemeleri için güçlü bir gerekçe verdi. Bu yüzden milliyetçilere göre bu değişiklikten dolayı İskoçya halkına Birleşik Krallık'ta kalma veya bağımsız olup AB'ye yeniden katılma yolunda çalışma hakkı verilmeli. İskoçların çoğu 2016 referandumunda İngiltere’nin AB’de kalması lehine oy kullandığı için Brexit’in isteklerini temsil etmediğini veya çıkarları ile örtüşmediğini düşünüyor.

Nicola Sturgeon ikinci referandum için geniş bir takvim oluşturdu. Referandum kararının 2023’e kadar hazırlanması ve 2024’ün başlarında yapılması koşuluyla 2022’nin ilk aylarında İskoçya Parlamentosu’nda onaylanmasını umduğunu söyledi.

Diğer bir ifadeyle yerel seçimlerin sonuçlarının Birleşik Krallık’ın parçalanmasının tohumlarını taşıdığı söylenebilir. Nitekim pratikte İskoçya’nın bağımsızlığı hakkında ikinci bir referandum yapılması için geri sayım başladı.

İskoçya’daki milliyetçilerin nazarında mesele referandumun yapılıp yapılmayacağından ziyade ne zaman yapılacağı ve Johnson’ın elindeki kartların ne olduğu ile ilgili.

Johnson, Brexit kampanyasındaki önemli rolü nedeniyle İskoçya’da sevilmediğinin farkında. Ayrıca İskoç halkının geleceklerini tayin etmesini engellemek için Yüksek Mahkeme’ye başvurmasının risklerini de biliyor. Bununla birlikte İngiliz hükümetinin elinde güçlü bir kart var. O da İskoçya ile İngiltere arasında 300 yıldan fazla süren siyasi birliğin ardından birçok İskoçun ve İngilizin aralarındaki bağların gücünün farkında olması. Meselenin bir de ekonomik boyutu bulunuyor. İngiltere dünyanın en büyük beşinci ekonomisi. Bu yüzden İskoçya'nın bağımsız olmasının normal bir İskoç vatandaşı ve tabii ki bir İngiliz vatandaşı için de büyük bir ekonomik maliyeti olabilir.

İskoçların çoğunluk olarak Birleşik Krallık’ta kalmak için oy kullandığı 2014 referandumunda olduğu gibi bazıları sınırların çizilmesi ve basılacak yeni bir paranın pound biriminin yerine geçmesi için mali bir ödenek bulunması da dahil olmak üzere bağımsızlığı zor bir mesele haline getiren prosedür ile ilgili sıkıntılara odaklanacak.

Bu noktalar, Johnson ve hükümetinin İskoçya’yı bağımsızlık fikrinden caydırmak için elindeki güçlü kartlar olabilir. Ancak İngiltere'nin yıllarca Birleşik Krallık’ın “parçalanmış” bir ülke olmasıyla sonuçlanabilecek Brexit ve etkilerinden kaynaklı büyük siyasi dalgalanmalar yaşayacağı da bir gerçek.

İskoçya’nın referandum savaşı, Kuzey İrlanda’dan Galler'e kadar Birleşik Krallık’ın diğer bölgelerinde de büyük ses getirecek. Sturgeon şu açıklaması ile yanan topu Johnson’ın sahasına attı:

“Muhafazakar Parti, İskoç halkının iradesinin önüne geçmeye çalıştığı takdirde bu Birleşik Krallık’ın eşitler arasında bir ortaklık olmadığını ve Westminster hükümetinin artık Birleşik Krallık'ı ulusların gönüllü bir birliği olarak görmediğini kesin olarak göstermiş olacak. Böylece bu, İskoçya'nın bağımsız bir ülke olma çabası için de en güçlü mazereti oluşturmuş olacak.”

İngiltere hükümeti büyük bir çıkmazın içine girmiş durumda. İskoçya’nın bağımsızlık referandumu mücadelesi bu sefer farklı olacak. Brexit savaşını kazanan Johnson, Birleşik Krallık’ın birliğini koruma savaşını kaybettiğini fark edebilir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya