Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Hochstein İsrail’in sözlerini nakletti ve yürüdü

Hochstein İsrail’in sözlerini nakletti ve yürüdü

Perşembe, 30 Haziran, 2022 - 11:45
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

Geçen Pazartesi gecenin ilerleyen saatlerinde Cumhurbaşkanı Mişel Avn, damadı milletvekili Cibran Basil, Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı İlyas Ebu Saab ve diğer danışmanları oturup Amerikan Temsilcisi Amos Hochstein’in aramasını beklediler, ardından hepsi telefonun hoparlöründen onun söylediklerini dinlediler.  Hochstein, iş adamları gibi diplomatik dile başvurmadan net bir şekilde konuştu, İsrail'in Lübnan ile ihtilaflı bölgelere ilişkin nihai pozisyonunu naklettiğini ve ABD'nin kayıtsız şartsız bu pozisyonu desteklediğini söyledi. Hat 29 ve Kariş sahasının İsrail'e ait olduğunu ve Lübnan'ın bu saha veya içindeki herhangi bir doğal zenginlikle ilgisi olmadığını sözlerine ekledi. Keza Hat 23 ve Kana sahasının da İsrail’e ait olduğunu ve Lübnan’ın askıda kalan sınırları çizme dosyasını bitirmesi şartıyla, bu hat içindeki zenginliklerin bir kısmından yararlanmak için İsrail ile müzakereler yürütebileceğini ilave etti. Hochstein, Lübnan'ın cevabını 10 saati geçmeyen bir süre içinde iletmesini, aksi takdirde Lübnan’ın Kana sahasından yararlanmak için İsrail ile müzakere ihtimalini bile kaybedeceğini, İsrail’in derhal sondaj, çıkartma ve nakliye için hazırlanmaya başlayacağını söyledi. Hochstein, Avn'a yanıt verme veya yorum yapma fırsatı tanımadan aramayı sonlandırdı. Hochstein ile dost olan Ebu Saab, müdahale etmeye çalıştı, ancak bunu yapamadan önce Hochstein telefonu kapattı. Baabda Sarayı'nda toplananların Hochstein'ın küstahlığı ve pervasızlığı karşısındaki şaşkınlığının ortasında Cumhurbaşkanı Avn, Başbakan Necib Mikati'yi telefonla arayarak görüşmenin içeriğini anlattı. Aynı şekilde Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’yi de arayıp söylenenleri nakletti. Berri, baskıya yol açarak sonuçları bilinmeyen pervasız kararlar alınmaması için Cumhurbaşkanı'ndan konuyu gizli tutmasını ve Lübnan sokağının bu konudan haberi olmamasını diledi. Hochstein'ın verdiği 10 saatlik süre geçti ve Amerikalı arabulucu bugüne kadar ilettiği İsrail'in önerisine Lübnanlılardan herhangi bir yanıt alamadı.

Lübnan'daki direniş ekseni ile Cumhurbaşkanı'nın danışmanları arasında, ABD ve İsrail'in diktelere boyun eğmeye zorlamak için Lübnan'a gözdağı verdiğine ve tehdit ettiğine, Lübnan'ın bu meydan okumaya karşı çıtayı yükseltmesi gerektiğine dair yaygın bir kanaat var. Çünkü İsrail, direniş füzelerinin şehirlere ve yerleşim yerlerine vereceği tahribatın yanı sıra, inşası yüz milyonlarca dolara mal olan Nakura kıyılarında demirleyen ‘Energean’ gemisi dahil olmak üzere maddi kayıplar nedeniyle Lübnan ile bir savaşın sonuçlarına katlanamaz. Yüzeysellikleri ve sonuçları bakımından bu meydan okuma, merhum Mısır cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır'ın İsrail'in saldırılarından geri adım atacağına bahse girip Akabe Körfezi'ndeki Tiran Boğazı'nı İsrail gemilerine kapatarak meydan okumasından farklı değil. Elbette, Mısır Cumhurbaşkanı İsrail'in uzun süredir aynı anda üç cephede savaşacağı büyük bir askeri operasyona hazırlandığının farkında değildi. Abdunnasır, İsrail’in kendisi için hazırladığı tuzağa düştü ve sonuçlarının ceremesini halen çektiğimiz 1967 savaşı yaşandı.

Geriye, İran'ın nükleer faaliyeti konusunda ‘Amerikalılar’ ile yeni bir anlaşmaya varamama sorunuyla karşı karşıya olduğumuz gerçeği kalıyor. Burada, İsrail'in pozisyonu üzerinde durmak zorundayız. Görünüşe göre Mossad ve IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) JCPOA'ya ( Kapsamlı Ortak Eylem Planı) geri dönülmesi konusunda (yine) anlaşmazlığa düşmüş durumda. Savunma Kuvvetlerine bağlı İsrail Askeri İstihbaratı (Aman) anlaşmanın zaman kazandıracağını ve bu zamanın da İsrail ordusuna hazırlanma imkanı vereceğini öne sürerek anlaşmaya geri dönüşü desteklerken, Mossad onun aksine buna karşı çıkıyor.

Birincisi, bu iki servis ilk kez bir konuda tartışmıyor. 2015 yılında da anlaşmazlıklar yaşamışlardı.

İsrail ordusu geleneksel olarak İran söz konusu olduğunda ertelemeyi tercih ediyor. İsrail’in 4 Genelkurmay Başkanı da askeri harekata karşı çıktı. Bunlar; Aviv Kochavi, Eizenkot, Beni Gantz ve Gabi Aşkenazi.

İkincisi, iki servis arasındaki anlaşmazlığın Biden'ın ziyaretinin arifesinde açıklanması ve yetkilerin Yair Lapid'e (İsrail'in geçici başbakanı) devredilmesi, bir sonraki adımı etkileme girişimidir.

Son olarak, İsrail'in uzun süredir olabilecek olanla uzlaşmakta zorluk çektiğini göz önünde bulundurmalıyız. Anlaşmanın onunla ya da onsuz gerçekleşeceğini biliyor. Binyamin Netanyahu, JCPOA’ya karşı dişleriyle ve tırnaklarıyla savaştı. Ama onu durduramadı. Dolayısıyla yeni görüşmeler ciddiyse ve İran anlaşma istiyorsa bu olacak demektir. İsrail, anlaşmayı protesto edebilir ama durduramaz.

Gözlendiği kadarıyla Katar nükleer anlaşmayı canlandırmak için Doha'da ABD ile İran arasında dolaylı görüşmelere ev sahipliği yapmayı memnuniyetle karşılıyor. Bu, Katar'ın bir süredir peşinde olduğu bir şey ve anlaşmazlıkların/çatışmaların çözümünde arabulucu olarak görülme isteğiyle uyumlu.

İran'da birkaç aktivistin öldürülmesinin ve İsraillin turistleri hedef almak için Türkiye'ye gönderdiği suikast timlerinin ifşa olmasının ardından Tahran, İsrail ile arasındaki caydırıcılık denklemini yeniden dengelemekte giderek daha çaresiz hale geliyor.

Davos Konferansı'nın 10 Haziran’da düzenlenen ‘Enerji Ufukları, Krizi Aşmak’ başlıklı oturumunda Almanya Şansölye Yardımcısı Robert Habeck, yalnızca Ukrayna'daki savaş uzayacağı için değil, savaşın sarsıntıları silahlar sustuktan sonra bile çok uzun süre devam edeceği için Rus petrol ve gazı için alternatif bir kaynak bulmaya acil ihtiyaç olduğunu söyledi. Alman yetkili bu nedenle, “Başka kaynaklar bulmak Avrupa ve genel olarak Batı için varoluşsal bir meseledir” dedi. Buradan İsrail ve ABD'nin, 2010'dan bu yana araştırmaların yaklaşık 3 trilyon fit küp doğal gazın varlığını kanıtladığı sahalardan doğal gaz çıkarmak için neden acele ettiklerini anlıyoruz. Kana sahası ise tahminen 1.5 trilyon fit küp doğal gaza yataklık ediyor ve İsrail tamamını Rus gazına alternatif olarak Avrupa’ya temin edecek.  Batı Avrupa ve ABD'nin mutlak desteğiyle, bunu uygulamak için mevcut tüm araçları kullanacak.

İsrail, bir süredir Lübnan sınırındaki yerleşim yerlerinin sakinleri için tahliye tatbikatları da dahil olmak üzere askeri ve lojistik tatbikatlar yürütüyor. Sınır şeridini yoğun bir şekilde denetleyip gözlemliyor ve Lübnan yönünde rastgele ateş açıyor. Hizbullah’ın ani bir saldırısına karşı önlem olarak İHA’lar ile yaptığı denetimlerden ve egemenliğini ihlal ederek Lübnan topraklarının derinlerine düzenlediği gözetleme uçuşlarından bahsetmiyoruz bile. Batılı istihbarat raporları, İran'dan Suriye'ye ve oradan da Lübnan'a kara yoluyla silah ve patlayıcı maddeler nakledileceğine ilişkin sağlam bilgiler nedeniyle, İsrail'in Şam Havalimanı’nı bombaladığını ve hizmet dışı bıraktığını ortaya koydu. Böylece İsrail, silah nakli için kullanılması halinde bombalamakta tereddüt etmeyeceği Beyrut Havalimanı dışında Hizbullah’ın ikmal yollarını kapattı.

Bu nedenle Hizbullah ve İran’daki efendilerinin önünde yollar kapanmış görünüyor. Dev geminin sahibi ‘Energean’ şirketi, doğal gazın Eylül ayı ortasında çıkarılacağını ve önümüzdeki kış başlamadan önce sıvılaştırılıp deniz yoluyla Avrupa'ya taşınacağını duyurdu. Hasan Nasrallah, Lübnan'ın bu sahadaki hakları kabul edilmeden önce gazın çıkarılmasını engellemek konusunda verdiği sözü tutmazsa, devletin Hizbullah’tan müdahale etmesini talep etmediğini iddia etse bile silahının varlık sebebi ve meşruiyeti ortadan kalkacak.

İran'daki efendilerinin emriyle, masayı tamamen devirmek ve ABD ile nükleer anlaşma dosyası başta olmak üzere durgunluğun hakim olduğu dosyaları hareketlendirmek amacıyla askeri bir harekata girişirse, İsrail başlangıçta acı bir darbe alacak. Ama daha sonra Lübnan'ın kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna düzenleyeceği çok sayıda saldırıyla karşılık verecek. Lübnan’ın sağlam kalan altyapısı da bu saldırılardan kurtulamayacak. Hizbullah’ın eylem ve davranışlarıyla din, kan ve tarih kardeşlerine karşı düşmanlık etmesinden sonra, kendilerini savunacak ve destekleyecek kimseyi bulamayacak masum ve evlerinde güven içinde yaşayan insanlar bu saldırılarda öldürülecekler. Lübnanlılar ancak o zaman İsrailli General Avichay Adraee'nin, Lübnan'ın İsrail'in fakir bir banliyösü haline geleceği sözleriyle neyi kastettiğini anlayacaklar. Bununla birlikte, Hizbullah yakın zamanda sınırın batı kısmı boyunca her noktanın bir mevzi veya bir kule ve iki ila üç konut birimi ve depolama tesisi içerdiği 15 keşif noktası kurdu. Bu faaliyetle ilgili olarak, IDF'nin Kuzey Bölgesi Komutanı Tümgeneral Amir Baram, “Son zamanlarda, sınırda (Hizbullah) ileri üslerinin inşasında bir artış var. Orada konuşlanmış olanları tanıyoruz, isimlerini ve nereden geldiklerini biliyoruz. Günü geldiğinde bedelini kendileri, onları gönderenler ve askeri terör üssü olarak kullandıkları Lübnan sınır köyleri ödeyecekler. Tüm savaş hattı altyapısını yok edeceğiz” dedi.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya