Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Arapların güvenliğini yeniden düzenleme ihtiyacı

Arapların güvenliğini yeniden düzenleme ihtiyacı

Salı, 19 Temmuz, 2022 - 07:15
Muhammed Ali Sekkaf
Yemenli yazar

İskenderiye Protokolü 7 Ekim 1944'te, Arap Birliği Şartı 22 Mart 1945'te imzalandı. Birleşmiş Milletler Antlaşması 26 Haziran 1945'te San Francisco'da imzalandı, 24 Ekim 1945'te yürürlüğe girdi. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Antlaşması 4 Nisan 1949'da Washington'da imzalandı. Arap Birliği Konseyi, Ortak Savunma Antlaşması'nı ve anlaşmanın askeri ekini 13 Nisan 1950'de onayladı.

Ukrayna-Rusya savaşı özünde Doğu ile Batı arasındır ve uluslararası ilişkileri yeniden formüle etmeyi amaçlamaktadır. Batı, özellikle ABD liderliğinde, Berlin Duvarı'nın yıkılması ve 90’lı yılların başlarında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra uluslararası sahnede ABD’nin tek kutuplu egemenliğini sürdürmeye çalışmaktadır. Avrupa Birliği (AB) ilk aşamada bir dizi Doğu ve Orta Avrupa ülkesini dahil ederek üyeliğini genişletmeye çalıştı. Aynı zamanda, özellikle de Fransa’nın liderliğinde, NATO'dan bağımsız bir savunma yapısı oluşturmak üzere inisiyatifini eline almaya çalıştı. Bunu yaparken NATO’nun ABD'nin kontrolü altında, onun dış politikasına hizmet eden bir askeri ve güvenlik aracı olduğu inancına dayanıyordu. Avrupa, Donald Trump yönetimi sırasında bu eğiliminde neredeyse başarılı oldu. Trump, Avrupa ülkelerini NATO’yu finanse etmekte yetersiz bularak eleştirdi ve ABD'nin bu gibi uluslararası örgütlerden çekilme ihtimalini gündeme getirerek tehdit etti.

Rusya'nın işgalinden sonra Ukrayna'da yaşananların ve Biden'ın iktidara gelmesinin ardından Avrupa, önceki yöneliminin aksine mevcut çatışma döneminde Atlantik şemsiyesinden çıkmayı zor bir ihtimal olarak gördü.

Arap Birliği, yazının başında değindiğimiz üzere Birleşmiş Milletler'den (BM) birkaç ay önce kuruldu. Aynı zamanda Arap Birliği, hem daha sonra Avrupa Birliği'ne (AB) dönüşen Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu hem de Asya, Amerika ve Afrika'da kurulan çeşitli bölgesel örgütleri öncelemektedir. Ancak Arap Birliği, üye devletleri arasında işbirliği veya entegrasyon amacıyla Arap-Arap mekanizmaları oluşturmadan yerinde sayıyor gibi görünüyor. Bu durum, şu soruyu gündeme getiriyor: Bu kurumsal ve işlevsel durgunluk, esas olarak Arap Birliği’nin aynası olan üye devletlerden mi kaynaklanmaktadır? Yani, Avrupa Birliği gibi, kararlarının ve mevzuatının ulusal mevzuattan üstün olduğu bir aşamaya gelmek istemiyor mu? Birisi bu soruya, şu soruyla karşılık verebilir: Şayet amaç Avrupa modeli özelinde olduğu gibi Arap Birliği’nin üye ülkeleri için daha büyük bir bağımsızlığa ulaşmaksa, en azından üye ülkelerin 1950'de imzaladığı Ortak Savunma Antlaşması gibi 50’li yıllardaki çeşitli anlaşmaları ve sözleşmeleri etkinleştirmek için çalışmaya başlamaları gerekmiyor mu?

Burada, Ortak Savunma Antlaşması’na özel olarak atıfta bulunmaktan kastım bir süredir ‘Arap NATO'su’ kurma önerisi üzerine dolaşan konuşma ve tartışmalardır. 90’lı yılların sonunda bazı Arap ülkeleri ile NATO arasında işbirliği ve ortaklık ilişkilerinin kurulması ihtimaline yönelik girişimlerde bulunuldu ve tüm bu girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. Sonra eski ABD Başkan Trump'ın, İsrail ve İran'a yönelik Ortadoğu politikası bağlamında, NATO üyeliğinden çekilme ihtimali hususunda Avrupalılara yönelik tehditleriyle büyük bir çelişki arz eden Arap NATO'su kurma fikri gündeme geldi. Eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, cihatçı örgütlerden ve İran'dan gelen ortak tehditlere karşı ABD müttefiklerini bir araya getirmek üzere bir ‘Ortadoğu Stratejik İttifakı’ veya ‘Arap NATO'su’ oluşturma gerekliliğinden sıklıkla söz etti.

Bu bağlamda, 1950'de imzalanan Ortak Savunma Antlaşması’nın bir maddesinin, bir yıl önce imzalanan NATO Antlaşması’nın beşince maddesine benzerliğine dikkat çekmek gerekir. Arap Birliği Ortak Savunma Antlaşması’nın ikinci maddesi, üye devletlerin birine veya birkaçına ya da kuvvetlerine yönelik her silahlı saldırıyı tüm üye devletlere yapılmış bir saldırı olarak kabul eder. Bu nedenle -bireysel ve toplu- meşru savunma hakkı uyarınca üye devletler güvenliklerini tehdit eden etkenlere karşı ortak tavır takınır, bireysel ve toplu olarak tüm önlemleri ivedilikle alırlar. Buna, üye ülkelere karşı herhangi bir saldırıyı gerektiğinde silahlı kuvvetleri kullanarak ortadan kaldırmak da dahildir. İki anlaşma arasındaki temel fark ise, NATO'nun kalıcı kurumsal nitelikte bir askeri ittifak olmasına karşılık, Arap Birliği’nin bu nitelikten yoksun olmasıdır. Bu nedenle, tüm Arap üye devletleri anlaşmaya taraftır ve NATO’da olduğu gibi katılmak isteyen herkesin üyelik başvurusunda bulunmasına gerek yoktur.

Bu çerçevede, Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın CNBC’ye verdiği röportajda, görevlerinin tam olarak tanımlanması şartıyla bir Arap NATO'su oluşumuna kişisel desteğini dile getirdiği sözlerine işaret edelim. Meslektaşımız Dr. Hasan Ebu Talib konuyla ilgili 28 Haziran'da Şarku’l Avsat’ta kaleme aldığı harika yazısında bu konuya değinerek şu açıklamalarda bulundu:

“Açıklamada geçen paktın misyonunun kesin bir şekilde belirlenmesi şartı ise, gözlemcilere göre, iki yönlü ve birden fazla şekilde yorumlanabilecek bir ifadedir. Bu şart bir yandan bir dizi Arap lider arasında yapılan istişarelerde bu olası ittifakın misyonunu henüz belirlenmediğine, diğer yandan, bu misyonun belirlendiğine ancak pakt üyeliğine aday gösterilen tarafların kabul edebileceği bir belge ile formüle edilemediğine işaret ediyor. Her iki durumda da paktın misyonu halen kapsamlı istişareler ve tartışmalar gerektiriyor. Bunun için de daha fazla toplantıya, araştırmaya ve incelemeye ihtiyaç var. Bu ise yakında bir askeri ittifak formülü deklare edilmesi konusunda kesin bir karar olmadığı anlamına geliyor.”

Burada vurgulanması gereken en önemli husus şudur: Arap NATO'su önerisi, NATO modeli ve tecrübesi üzerine mi kurulacak? Yoksa yönelim, bazı Arap ülkeleri arasındaki bir tür ittifakla ya da Arap Birliği’nin tüm üyeleriyle mi sınırlı olacak? Bu düzenleme yalnızca güvenlik düzeyi ile mi sınırlı kalacak, yoksa Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin sonuçlarından biri olarak özellikleri şekillenmeye başlayan yeni uluslararası düzende Arap ülkelerinin konumunu belirleme çabaları da söz konusu mu?

Devam edecek…


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya