Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Uçuruma doğru giden tren

Uçuruma doğru giden tren

Pazartesi, 15 Ağustos, 2022 - 08:30
Gassan Şerbil
Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni

Görüştüğüm İngiliz arkadaşım ülkesini kuraklıK vurduğu için üzgün olduğunu söyledi. Arkadaşım, ağaçların susuz kalmasından ve çiçeklerin ölümünden ızdırap duyuyor. Birbirini izleyen hükümetlerin görevlerini yapmadığına inanıyor. Ona göre çevre ve iklim değişikliği ile mücadelede daha olgun politikalar benimsemeliydiler. Siyasi güçler, enerjilerinin çoğunu parlamento ve hükümet içindeki pozisyonlar için yarışma savaşlarında harcıyorlar. Bu, sosyal medya diktatörlüğünün maskaralık sınırlarına ittiği çok ergence bir davranış. Arkadaşım, kamuoyunun nasıl burada ve şurada yaşanan bir skandalla meşgul olup yaklaşan büyük tehlikeleri unuttuğunu merak ediyor. Daha az acil meseleler için büyük miktarlarda paranın boşa harcanmasına üzülüyor.

Arkadaşımın acısını takdir ettim. Terk edilmiş düşler gibi kuruyan bahçeleri görmek ne kadar acı verici! Ormanları, bitkilerinin engin mezarları olarak görmek. Ağaçların ölümünün ona insanların ölümünü, telafisi mümkün olmayan kayıpları hatırlattığını söylemesi dikkatimi çekti. Bu ölüm, insan ile üzerinde durduğu toprak arasındaki yabancılaşmayı derinleştiriyor. Ağaçlar, yeryüzünden sakinlerine sevgi mesajlarıdır. Çiçekler, hayatı daha az zalim ve yalnız kılmak için toprağın yaydığı bir kokudur.

Saxton'ın bu sözleri, onun gerçek ve en derin korkularına yalnızca bir girişti: “Doksanlı yaşların kokusu üzerinize sindiğinde kaybedecek bir şeyiniz kalmaz. Arkadaşlarımın neredeyse tamamı vefat etti. Hayat arkadaşımı toprağa verdim. Ben son randevusunu bekleyen yalnız bir adamım. Hafızam geri gelmemecesine isimleri ve yerleri kaybediyor. Şehirden şehire peşinden koştuğum senfonilerin çoğunun adını unuttum. Sayfalarında ikamet etmekten hoşlandığım o harika kitapları da unuttum. Kim bilir, yarın Shakespeare'i, Flaubert'i ve Voltaire'i de unutacağım. Beni ziyaret eden birkaç hatıra bile kokularını yitirdi.”

Hayatını müzisyenlerin ve yazarların eserlerini araştırarak geçiren, İngilizce yazılmış başyapıtlarla Fransızca yazılmış başyapıtları karşılaştırmaya on yıllarını harcamayı seçen adamın sözleri beni çok etkiledi. Onu en çok üzen şeyin toprakla yaklaşan randevusu değil, onunla çaresizlik içinde buluşmak olduğunu söyledi.

Saxton, Amerikan siyasetinden nefret eder. Onları kaba, kaprisli, dünyayı ve karmaşıklıklarını anlamaktan aciz olarak görür. Şimdiki en büyük hayal kırıklığını ise Dostoyevski, Gogol, Puşkin ve Çehov'un ülkesi olduğu için bir sevgi bağıyla bağlı olduğu Rusya temsil ediyor. Ukrayna'daki Rus savaşı ona, yazarların Rusya'sının, çarların ve Stalin'in mirasçılarının Rusya'sı ile aynı olmadığını gösterdi.

Saxton, şu anda yaşadığı korkunun kendisine İkinci Dünya Savaşı sırasında hava saldırılarından kaçmak için koşarken kapıldığı korkuyu hatırlattığını söyledi. Ukrayna topraklarındaki top ve bomba seslerinin, savaşın yalnızca doğrudan sahnesini değil, bir bütün olarak Avrupa’yı ilgilendirdiğine dikkat çekti. Bir ülkenin komşu bir ülkenin bazı kısımlarını ilhak etmesinin kendisine orduların tarihin en kanlı şölenine koştuğu o günleri hatırlattığını söyledi. Uluslararası sınırların yok sayıldığı, ülkelerden parçaların koparıldığı, kimliklerin değiştirildiği, insanların göç ve mülteci kabul merkezlerinde kaybolmaya itildiği günleri. Yugoslav patlamasının kanlı ve çok anlamlı olduğunu, ancak kontrol altına alındığını ve Avrupalıları bu suçun sadece bir istisna olduğuna ikna ettiğini belirtti. Bugünkü oyun daha tehlikeli. Rusya, Ukrayna'nın bağımsızlığını infaz etmeye çalışıyor ve Batı, Rusya'yı tüketmek için Ukrayna ordusunun damarlarına silah pompalıyor. Büyük çöküşün ortasında Pelosi, Çinli ejderhaya dünyayı kana boğabilecek ve ekonomisini öldürebilecek büyük çatışma gücünü açıklama fırsatı veren Tayvan ziyaretini yapıyor.

Trajedinin ülkelerin uluslararası emniyet supabları olmaması nedeniyle korku veya paniğe kapıldıkları zaman başladığına dikkat çekti. Ülkelerin hızla zehir içmeye yöneldiğini, kaygılarını gidermek için ordularına güvendiğini, dolayısıyla insanları ve binaları yutan çatışmaların patlak vermesi şansının katlandığını belirtti. İngiltere'nin güçlü görünmeye çalıştığını ama çalkantılı ve tedirgin olduğunu, Almanya’nın korktuğunu ve Fransa'nın kafasının karışık olduğunu söyledi. Silah tersaneleri, insanların yaşam koşullarının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için harcanabilecek paraları çalacak. İnanılmaz teknolojik atılımlar gerçekleştiren bu dünyanın deneyimlerinden ders çıkardığı yanılsamasına kapıldık. İnsanlığın zenginleştiğini ve daha mantıklı hale geldiğini sandık. Korkular; fanatizmi, radikal akımları, çatışma ve boşanma çağrılarını doğurur.

Saxton, on ya da yirmi yıl içinde Londra'nın şimdi olduğundan daha iyi olacağından hiç emin olmadığını söyledi. Aynı şey Berlin, Paris ve Moskova için de geçerli. Birdenbire bana Beyrut'un on ya da yirmi yıl sonra daha iyi olacağından emin olup olmadığımı sordu.

Soru beni tedirgin etti. Bundan emin değilim. Kesinlikle emin olmadığımı söyleyebilirim. Beyrut'un zamanın kıyısında yaşayan, yoksulları ve geriye kalan çocuklarıyla zor durumda yaşayan, unutulmuş bir köy olmasından korkuyorum. Şam, Bağdat, Trablus ve Sana'nın geleceği hakkında kehanetlerde bulunmak istemiyorum. Çocukları onları daha iyi tanır ama onlar için de önümüzdeki yılların şimdiki yıllardan daha iyi olacağından emin değilim.

Avrupa'nın, topların gümbürtüsünün yeniden topraklarında duyulması karşısında şaşırdığı aşikar. Endişe açık, ancak kıta ülkeleri en azından hatalı bir hükümet veya pervasız bir yöneticiden hesap sorabilecek kurumlara sahipler. Hükümetlerini değiştirebilir ve olayları yeniden okuyabilirler. Yaralıları tedavi etmek için en azından hastaneleri, yangınla mücadele ekipmanları ve sistemleri var. Ülkelerimiz ise fakir. Tehlikelerin karşısında yalın ve çıplak duruyor. Haritaları bir ateş kuşağına tutulmuş. Onlarca yıldır başarısız hükümetler felaketini yaşamış, korsanların açgözlülüğüyle kamu parasını yağmalayan mezar kazıcılar türünden politikacılar belasına uğramış bir harita kurtarılamaz.

Korkular ve çatışmaların kükremeleriyle sersemlemiş bir dünya, daha fazla cenaze, mülteci ve yoksul vaat ediyor. Güvenlik tehdit altında ve ekmek bulmak daha zor. Ya Ukrayna'da bir nükleer felakete uyanırsak? Peki ya Putin bir NATO ülkesini disipline etmeye karar verirse? Şi Jinping, Çin ordusunun Tayvan'a çıkarma yapmasına karar verirse? Henry Kissinger, bir yanda ABD diğer yanda Çin ve Rusya arasında çok tehlikeli bir çatışmanın yaklaşmakta olduğu konusunda uyarıyor. Buna inanmak istemiyoruz. Ama dünyanın uçuruma giden yolu izlediği açık.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya