Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Sözcükleri özgürleştirmek (3)

Sözcükleri özgürleştirmek (3)

Cuma, 26 Ağustos, 2022 - 09:15

Ehl-i Kitabın, inkârcıların, müşriklerin ve deistlerin Allah ile ilgili olumsuz algılarını daha önceki yazılarımızda ifade etmiştik. Bu yazıda ise amaç zikredilen grupların olumsuz algılarının Müslümanların zihin dünyasına ve hayatlarına yansımalarına dikkat çekmektir. Zira Vahye ve Hz. Peygamberin rehberliğine yeterince teslimiyet göstermeyip bunlarla yetinmeyenler farklı arayışlar ve anlayışlar içerisine girebilmektedirler. Oysa Hz. Peygamber, tehlikeyi gördüğü için ümmeti kendilerinden öncekilerin hatalarını yapmamaları konusunda uyarmıştır: “Muhakkak siz, önceki ümmetlerin yolunu (âdetlerini) karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girmiş olsalar siz de onları takip edeceksiniz.”[1]

Hz. Peygamberin dikkat çektiği bu takip etme konusu hemen hemen her alanda gerçekleşmiştir. Peygamberi aşırı yüceltmek, kitabı heva ve arzulara göre yorumlamak, itikadi fırkalara bölünmek ve her fırkanın kendi elindekiyle övünüp sevinmesi öncekilerin peşinden gidilen hususlardan sadece birkaç tanesidir.

Kur’an’ın Allah ile ilgili verdiği en önemli bilgilerden birisi Allah Teâlâ’nın kullara yakın olması ve Kendisine dua edilirken başkalarının aracılığını kabul etmemesidir. Bu sebeple müşriklerin kınandığı ve eleştirildiği en büyük hususlardan birisi de Allah’ı ulaşılamaz, uzak görerek putlaştırdıkları varlıkları Allah’a yakınlaştırıcı[2] ve Allah katında kendilerine şefaat edici[3] olarak nitelemeleridir. Hal böyle iken ve Allah Teâlâ “Bana dua edin icabet edeyim.”[4] buyururken kendi elemanlarına vaaz verirken Allah’ı şöyle anlatanların müşriklerin sahip oldukları mantıktan farkları nedir? diye insan sormadan edemiyor!

Allah’a halini arz etmek için aracılığa gerek olmadığını savunanları eleştirirken bazı hocalar şöyle diyebilmektedirler: “Nasıl ki yüksek gerilim hattından trafo olmadan elektrik alınamıyorsa, nebileri ve evliyaları, mürşidleri de zikrederek bunlar olmadan direk Allah’a bağlanılamayacağını ifade edebilmektedirler.[5] Bu benzetme neresinden bakarsanız bakın sorunludur. Müşriklerin Allah ile ilgili tasavvurlarını çağrıştırmaktadır. Hâlbuki Müslümanlar olarak en çok dikkat edilmesi gereken husus şirk ve şirke kapı aralayabilecek söylem ve fiillerdir. Zira Hz. Peygamberin bu ümmet için en büyük endişesi şudur:  “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşmalarıdır. Bilmiş olunuz ki onlar, güneşe, aya veya puta tapacaklar diyecek değilim. Fakat onlar birtakım ibadetleri/amelleri Allah’tan başkası için işleyecekler ve gizli bir şehvet arzulayacaklardır.”[6]

Yahudilerin bir kısmının kendilerini Allah katında seçkin olduklarını ve azabın sadece kendilerine sayılı günler dokunacağını iddia ettikleri gibi bazı gruplar ve onların önderleri de benzer iddialarda bulunmaktadırlar. Hatta daha da ileri giderek mensup oldukları grubun adını söylediklerinde cehenneme gitmelerine hükmedilmiş bile olsa meleklerin onları derhal serbest bırakacaklarını[7] ifade edebilmektedirler. Ayrıca meşreplerinin önderleri kendisine karşılamaya gelen hurilere “Allah’tan cemalini göstermedikçe ve bana mensup olanları cennetine almadıkça cennetteki nimetlerden istifade etmeyeceğim”[8] dediğini ballandıra ballandıra anlatılabilmektedirler. Bütün bunlara ilave olarak kendi meşrep ve hocalarını yüceltmek adına anlatılan bir sürü hikayeler: Depremi Manisa’dan engelleyip doğuya gönderenler,[9] zelzeleye dur deyip de zelzeleden sana itaat etmekle emrolundum cevabı alanlar.[10] Sırf müridlerinin kazançlarını engellememek adına işlerini meleklere yaptırmayanlar -ki müridleri çalıştıranlar, isterlerse ahırlarını bile meleklere temizletebilirler-[11] 1986 yılında düşen uzay mekiği Challenger’in cıvatalarını gevşeterek düşürenler ve daha neler neler!

Hristiyanların Hz. İsa’yı yücelterek ilahlaştırdıkları gibi bazı kıt anlayışa sahip kimseler de Hz. Muhammedi yüceltmek adına birtakım uydurmalar ortaya atmaktadırlar. Cebrail (a.s). vahyi kimden aldığı meselesinde yapılan uydurmalarda olduğu gibi. Söz konusu uydurmalara göre bir gün Hz. Peygamber Cebrail’e (a.s). vahyi kimden aldığını sormuş o da bir perde arkasından aldığını dolayısıyla vahyi kimden aldığını göremediğini ifade etmiş bunun üzerine Hz. Muhammed bir daha vahiy almaya gittiğinde perdeyi aralamasını söylemiştir. Bir sonraki vahiy almaya gittiğinde Cebrail perdeyi aralamış ve perdenin arkasında Hz. Muhammed’in olduğunu görmüştür. Yani Cebrail, vahyi Hz. Muhammed’den alıp yine Hz. Muhammed’e iletmektedir.[12]

İbadetlerini yapmak adına en ufak bir gayretleri olmadığı halde “Allah nasip etmedi.” diyenlerin söylemleri, müşriklerin “Allah istemeseydi ne biz ne de atalarımız şirk koşmazdık.”[13], bir kötülük yaptıkları zaman da “Allah bize bunu emretti.”[14] sözlerine ne kadar da benziyor değil mi? Oysa Allah Teala kendisine kulluk yapmak adına çaba gösterenlerin çabalarını boşa çıkarmaz. Amellerini de zayi etmez. Ola ki bir kişi bir iyilik yapmaya çalıştığı halde ölüm ve benzeri sebeplerden dolayı o işi gerçekleştiremese bile ecrinin Allah tarafından verileceği ifade edilmektedir. Hicret konusunda verilen şu örnekte olduğu gibi: “…Kim de Allah’a ve Elçisine itaat ederek hicret etmek amacıyla evinden çıkar, ancak yolda eceli gelir de vefât ederse, onu ödüllendirmek Allah’a düşer. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”[15]

Şunu ifade etmek gerekir ki Hz. Peygamberin dikkatlere arz edip uyardığı öncekilerin peşinden gitme meselesi fazlasıyla hayat bulmuştur. Vahyin ve Hz. Peygamberin yapmış olduğu uyarılar dikkate alınmadığı,  başta “Allah” kavramı ve tasavvuru ile bununla ilintili diğer kavramlar doğru bir şekilde okunmadığı sürece de hayat bulmaya devam edecek gibi görünüyor.  Bu durumda bize şu duayı yapmak düşüyor: “Ey Rabb’imiz! Bizden önceki ümmetlere isyankârlıklarından dolayı yüklediğin gibi, bize de ağır görev ve yükümlülükler verme!”[16]

[1] Buhârî, İ"tisâm, 14

[2] ez-Zümer 39/3

[3] Yunus 10/18

[4] Mü’min 40/60

[5] https://www.youtube.com/watch?v=0B1Aqpz6JBk Erişim Tarihi: 24.08.2022.

[6]  İbn Mâce, Zühd, 21.

[7] https://www.youtube.com/watch?v=nNKeLVskQ_g Erişim Tarihi: 25.08.2022.; Hikmetli Sözler, 402.

[8] https://www.youtube.com/watch?v=9E-kwXTC_AU Erişim Tarihi: 25.08.2022

[9] https://www.youtube.com/watch?v=aBqmRuzeuTE Erişim Tarihi: 25.08.2022

[10] https://www.youtube.com/watch?v=xIkKqfvl-zs Erişim Tarihi: 25.08.2022

[11] https://www.youtube.com/watch?v=NqltT7InNa8 Erişim Tarihi: 25.08.2022

[12] https://www.youtube.com/watch?v=gMpa2PtAlJ8 Erişim Tarihi: 25.08.2022

[13] el-En’âm 6/148

[14] el-A’râf 7/28

[15] en- Nisâ 4/100

[16] el-Bakara 2/286


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya