Salih Kallab
Ürdünlü yazar. Eski Enformasyon, Kültür ve Devlet Bakanı
TT

Dalgalanmalardan sonra Libya’da hala ne bir istikrar ne de bir birlik var!

el-Cemâhiriyye el-Arabîya el-Libîyya eş-Şaâbiyya el-İştirâkiyye el-Uzmâ (Büyük Libya Arap Sosyalist Halk Cemâhiriyesi)
Merhum Muammer Kaddafi'nin Libya'ya bu kadar uzun bir isim vermesine Libya halkı dışında hiç kimsenin itiraz etmeye hakkı yoktur. Ki, Libya halkının çoğunluğunun ne daha önce ne de şimdiye kadar bu ismi ezberlemediği kesindir. Bu durum komşu Arap ülkelerindeki ve uzak ülkelerdeki kardeşleri için de geçerlidir!
Hiç şüphesiz, Libya halkının çoğu ve tatbikî Arap ulusunun diğer halkları ve yeryüzündeki bütün halklar oldukça uzun olan bu ismi ne tekrarlayabilir ne de ezberleyebilirdi. Yüksek ihtimalle bu ülkeye akredite olan büyükelçiler, hatta aralarındaki Araplar bile Libya'ya gitmeden bir iki gün önce bu uzun ismi gözden geçirmek zorunda kalmışlardır.
Asıl sorun Arap olmayan ülkelerin büyükelçileriydi. Zira herhangi birinin, Büyük Libya Arap Sosyalist Halk Cemâhiriyesi’nin Dışişleri Bakanlığı'na gidip gelmeden önce bu ismi bir hafta boyunca gözden geçirmesi gerekiyordu. Allah'ın koruması ve gözetiminde gece gündüz, tek bir nüshası bile kalmayan “Yeşil Kitab”ını yanında götüremeyerek bu fani dünyadan ayrılıncaya kadar Albay olarak kalan ve daha yüksek bir rütbeye çıkamayan Albay Muammer Kaddafi ile görüşmeye gitmeden önce…
Bazılarına göre bu ‘Cemahiriye’, insanların kimsenin vesayeti olmadan kendi kendilerini yönetmeleri anlamına gelmekteydi. Buna binaen Albay Kaddafi insanlar için halk konferansları ‘icat etti’. Hem Araplar hem de yabancılar bu konferanslara ilgi gösterip katılmaya ve dünyada onun gibisi olmayan Albay için en yüksek sesleri ile tezahürat yapmaya özen gösterdiler.
Ne ABD’nin, ne Rusya’nın, ne Hindistan’ın, ne Çin’in, ne de ‘Büyük Britanya’nın kendisine bu kadar uzun bir isim vermediği bilinen bir gerçek. ABD’nin Libya’yı 1986 yılında bombalamasından sonra, ABD’nin burnunun toprağa sürtüldüğü ve ağır bir hezimet aldığı söylenerek ‘Büyük’ ifadesinin eklenmesi sonucu “Büyük Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi” adı oluşturulmuştu.
Burada şunu belirtmek gerekir ki, bu güzel isim, eski bir Mısır kelimesinden türemiştir. Kelimenin aslı ‘Ribu’dur. Zamanla Yunanca’da ‘Líbus’a karşılık gelen ‘Libu’ halini almıştır. Bu isim II. Ramses dönemine yani milattan önceye dayanan eski bir Mısır yazıtında yani milattan önceye dayanan eski bir Mısır yazıtı olduğundan, Libya halkının Arap halklarının en iyileri arasında olduğunu ve bu konuda öncülük teşkil ettikleri vurgulamaktadır.
Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun Peygamberimiz Hz. Muhammed de bu millettendir.
Elbette Libya, bu bölgede ve bir bütün olarak Afrika ve Akdeniz'de etkili ve güçlü büyük bir Arap ülkesi haline gelerek, Afrika kıtasında, Avrupa kıtasında ve tabii ki tüm Arap dünyasında kilit rol oynadı. Ve tabi ki Libya Arap dünyasına büyük ve etkili liderler kazandırdığı ve milli nüfuzlarının Arap dünyasında halen devam ettiği de bilinen bir gerçektir.
Libya'nın yüzölçümü yaklaşık 2 milyon kilometrekaredir. Yüzölçümü bakımından Afrika kıtasının dördüncü en büyük ülkesidir ve dünyanın ise 17'nci en büyük ülkesidir. Aslında yeryüzünün en zengin ülkelerinden birisidir. Petrol rezervleri bakımından başlıca 10 ülke arasında, dokuzuncu sırada yer almaktadır.
1951'de İtalyan işgalinden kurtulan Libya’da monarşi ilan edildi. Ancak 1969 askeri darbesinden sonra cumhuriyet rejimine geçildi. Daha sonra Muammer Kaddafi döneminde 1977'de ‘Cemâhiriye’ rejimi ilan edilmişti. 1986'da adına ‘Büyük’ ifadesi eklenmiş, en sonunda 2011'de bu isimden vazgeçilmiş ve işler eski haline dönmüştür.
Böylece bu devlet, 17 Şubat 2011 devriminden sonra Kaddafi rejiminin devrilmesi ve Cemâhiriye'nin çökmesiyle bugünkü konumunu aldı. Kaddafi, meşhur Sirte savaşında öldürüldükten sonra rejimiyle birlikte tamamen tarihe karıştı.
Afrika (Mağrib) Arapları ile Asya (Maşrık) Arapları arasındaki gerçek ve fiili yakınlaşmayı kanıtlayan şey, şu anda hem Lübnan'da Trablusşam'ın hem de Libya'da Trablus'un olmasıdır. Batı Libya'da bulunan ve bir milyondan fazla nüfusa sahip olan Trablus, ülkenin en büyük şehridir. Bu Arap ülkesindeki ikinci en büyük şehir, doğuda yer alan ve 700 bin kişiye ev sahipliği yapan Bingazi şehridir.
Dahası, teyit edilmiş bilgilere göre gerçekten gelişmiş olan bu Arap ülkesi, Afrika kıtasındaki en yüksek İnsani Gelişme Endeksi’ne sahip olmuştur. 2009 yılında Seyşeller, Ekvator Ginesi ve Gabon'dan sonra kıtadaki dördüncü en yüksek gayri safi yurt içi hasılasına (GSYİH) sahip olmuştur. Ayrıca bu Arap ülkesi, yukarıda bahsedilenlerin yanı sıra aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM), Afrika Birliği (AfB), Mağrip Arap Birliği (MAB), Bağlantısızlar Hareketi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) aktif bir üyesidir.
Tarihi kayıtlara göre Libya, Geç Tunç Çağı'nın başından itibaren ‘Berberiler’ tarafından yurt olarak benimsenmiştir. Fenikeliler ülkenin batısında ticaret merkezleri kurmuştur. Antik Yunanlılar doğuda itibar sahibi devletler kurmuştur. Ülke Persler, Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından yönetilmiştir. Vandallar batısını işgal ettikten sonra Roma İmparatorluğu'na katılmıştır. Ardından Arap fetihleri gelmiştir. En nihayetinde 1551'de Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmiştir. Böylece daha önce de belirttiğimiz üzere Muammer Kaddafi ünlü darbesini gerçekleştirmiş ve 2011 devrimine kadar gücü ve otoriteyi kendi elinde toplamıştır. O zamandan beri ülke fiili bir istikrara tanık olmadı.
Bu Arap ülkesinde hala bir istikrar yok. Zira kapsayıcı birleşik bir hükümet kurmaya yönelik tüm girişimler başarısız oldu. Libya hala bölünmüş durumda ve ortada bir birlik yok. Partizan ve siyasi bileşenler arasındaki anlaşmazlık sürüyor. Bu Arap ülkesinin birlikten hala çok uzak olduğu aşikâr. Siyasi ve kurumsal bölünme devam ediyor. El-Beyda'daki geçici hükümet ve uluslararası meşruiyete sahip olduğunu iddia eden Trablus'taki Hükümet Başkanlık Konseyi Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasındaki iktidar kavgası gibi bugün yine iki hükümet bir iktidar kavgası veriyor. Bu yüzden Yüce Allah'tan bu Arap devletine ve Arap halkına birliğini geri kazandırmasını niyaz ediyoruz.