Şu sahneyi her millette ve her yerde görürsünüz: Bir çocuk, annesinin ondan kaçacağından korkarak annesinin eteğine yapışır. Ya da kalabalığın içinde ondan kopacağından korkar. Zira bütün bu insanlar yabancıdır. Ne o onlar için bir şey ifade eder ne de onlar onun için... Kalabalık, insanlar demek değildir. Fransız şair Alfred de Vigny der ki: “Bir şeyi kaybediyoruz sonra bir bakmışız dünya ıssız”.
Çocuk size korkusunun nedenlerini ifade edemez. Ancak yalnızlık fikrinden tir tir titrer ve onu annesinden başka kimsenin koruyabileceğine güvenmez. Baba koruyamaz çünkü iştedir. Kardeşleri koruyamaz çünkü onlar annesinin ilgisi için rakipleridir. Arkadaşları da değil çünkü onunla her an herhangi bir konuda tartışabilirler.
İnsan yaşını aldığında ve korkuları çocuklarınkine benzer hale geldiğinde, yalnızlık korkusu da onunla birlikte büyür. Yaşlılıktaki korkunun birçok haklı gerekçesi vardır. İnsanın artık eteğine yapışacağı bir annesi yoktur. Eğlence ve teselli arkadaşları kaderin ve yaşlılığın uçsuz bucaksız topraklarında kaybolmuştur. Alfred de Vigny'nin tanımladığı gibi dünya ıssızlaşmıştır. Fransız Alfred de Musset, kaçınılmaz şeyleri belirlemede daha da ileri giderek şöyle der: “Kapı ya kapalıdır ya da açıktır. Başka çözüm yok”.
Bu nedenle, iyimserlik ve mutlulukla parlayarak “Bir kapı kapanırsa diğeri açılır” diyen rüyalar ve değirmenler satıcısı Don Kişot'un yazarı Miguel de Cervantes gibi iyimserlerle birlikte kalmanız sizin için daha iyidir.
Allah seni korusun, görüyorum ki kimin tarafında olduğumu merak ediyorsun. Halbuki cevabı biliyorsun. Çünkü insanın başına gelen en kötü şey, umudunu kaybetmek ve önündeki kapının kapandığını görmektir. Don Kişot'un umutları göründüğü kadar komik değil. Sadece mizahla bilgeliği karıştırarak sembolizmin abartılmasıdır. Bunun delili şu ki, Cervantes tarihte on milyonlarca insan tarafından okunur ve sevilirken Fransız de Vigny ve de Musset, seçkinlerin gözdesiydiler. Lütfen değirmenlerin şövalyesi ve onun hizmetkârı Sancho'nun şakalarıyla aşık Fransızların kasvetini etkilediğini söyleme bana. İkisi de neşeli, şakacı ve barışçıldır.
Mizahın içine ne çok hikmet karıştırıldı. İbnu'l-Mukaffa' (Abdullah) bu yöntemin ne kadar etkili olduğunu erkenden fark etmişti. Söylemek istediklerini maymuna, kaplumbağaya, boğaya ve aslana söylettirdi. Analitik bir zekaya sahip olduğu için tüm bunları gerdanlıklı güvercin, baykuş ve kargalar da dahil olmak üzere 15 bölüme ayırdı.
Yıllar önce meslektaşlarına o kadar güvenen bir meslektaşımız vardı ki onlardan makalelerini yazmalarını isterdi. Bir keresinde biri ona ‘Güvercin Gerdanlığı’ hakkında bir makale yazmıştı. Meslektaşımızın yazıyı okuyacak zamanı yoktu. Bu yüzden okuyucularına kendisinden önce ve tabi ki sonra hiç kimsenin ‘Güvercin Gerdanlığı’ hakkında böyle bir şey yazmadığını söylemeye başlamıştı.
TT
Güvercin mi yoksa gerdanlığı mı?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة