Abdurrahman Şalkam
TT

Bir asır sonra Mussolini Roma'ya dönüyor

28 Ekim 1922'de Mussolini'nin destekçileri İtalya'nın başkenti Roma'ya akın etmişlerdi. İtalya'yı değiştiren o olayın 100. yıldönümünde, faşizme karşı olan bazı İtalyan partileri ve insan hakları dernekleri, bu günü, geçmişin bakırının kapladığı bir siyasi çanı çalan sözler ve seslerle andılar. Ağızlarda ve zihinlerde ise (İtalya'nın Kardeşleri) Partisine yöneltilen bir çınlama vardı.
Bugün Başbakanlık konutu olan Chigi Sarayı'nda, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, siyasi ideali olan faşist lider Benito Mussolini'nin yüz yıl önce oturduğu koltukta oturuyor. Her politikacı, kamuoyunda yankı uyandıracak bir çan yapmak için tarihe başvurmaktan çekinmez. Gençliğinde hayata mütevazi koşullarda başlayan Sayın Meloni, siyasi mücadele alanına erken bir dönemde girdi. Bir önceki İtalyan hükümetinin en genç bakanıydı ve temsil oranı yüzde 4’ü geçmeyen küçük bir partiyle parlamentodaydı. Liderliğini Giorgia Meloni'nin yaptığı ve son seçimlerde iki sağ partiyle ittifak kuran İtalya’nın Kardeşleri, Senato ve Temsilciler Meclisi kanatlarıyla İtalyan parlamentosunda bu küçük temsil oranından yüzde 26’ya sıçradı. Muhalefet partilerinin, Mussolini'nin destekçilerinin Roma'ya yürüdüğü günün yıldönümünde yaptıkları konuşmaların özeti şuydu; İtalyanlar, bu günü ve size yurtiçinde ve yurtdışında yaşattığı felaketleri unutmayın.
Önder Mussolini kurduğu faşizm adını, demet anlamına gelen eski bir Roma kelimesinden, “fascio”dan ilham aldı. Kelime birlik anlamında da çevrilebilir. Mussolini ayrıca Roma selamını yeniden canlandırdı.
Hayatına kekeme ve sorunlu bir genç olarak başlayan Mussolini, komşusunu sevmiş ve onunla evlenmek istemişti. Tabancasını alarak kızın ailesine gitmiş ve onlara şöyle demişti: Ya onunla evlenmeme izin verirsiniz ya da sizi, onu ve kendimi öldürürüm. Onu tanıyan herkes onunla alay ederdi, hatta bazıları onu hor görür ve ona deli derlerdi. Mussolini gittikçe büyüyen bir mayındı ve kendisine yerleşeceği popülist bir zemin bulmuştu. Yazar, gazeteci ve öğretmen olarak başarısız oldu, ancak İtalya'nın Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşadığı hayal kırıklığı ve yoksulluktan yararlanarak bir lider olarak başarılı oldu. Kara gömlekli taraftarlarının Roma selamı vererek başkente yürümelerinden sonra, kral ona boyun eğdi ve kabineyi kurmakla görevlendirdi. Başlangıçta Mussolini yumuşak ve sakindi, ama adamlarını devletin tüm kılcal damarlarına yerleştirdikten sonra, rakiplerini tasfiyeye yöneldi.
Palazzo Venezia'nın balkonundan kollarını göğsünde kavuşturmuş ve siyah ipliklerin sarktığı bir Roma şapkası takmış halde ateşli konuşmalar yaptı. İtalyanlara, Roma İmparatorluğu'nu yeniden canlandırma sözü verdi. İtalya’nın Libyalılara karşı kanlı ve saldırgan sömürgeci savaşını tırmandırdı. Oysa sol hareketlere mensup olduğu gençliğinde savaşın en şiddetli muhaliflerinden biriydi. Etiyopya'da bir imha savaşı yürüttü, Arnavutluk'u işgal etti ve sonunda ülkesini yıkıma sürükledi. Sonu her diktatör gibi oldu, kız arkadaşıyla öldürüldü ve Milano'da büyük bir meydanda aşağılayıcı bir şekilde ayaklarından baş aşağı sarkıtıldı.
İtalya'da bir hükümete başkanlık eden ilk kadın olan Sayın Giorgia Meloni’nin iç ve dış politikalarında tarihi lideri Mussolini'den neler olacak?
İtalya bugün bir asır önce olduğu gibi değil ve Meloni de bir lider değil, üç lider tarafından yönetilen bir hükümetin başkanı. Diğer liderler, Forza İtalya Partisi’nin lideri Silvio Berlusconi ve Kuzey Ligi lideri Matteo Salvini. İtalya, Avrupa Birliği ve NATO'nun önemli bir üyesi. Meloni’nin müttefikleriyle çoğunluğa sahip olduğu parlamentoda, ağır top bir muhalefet de var. Kalıntılarından kalan tozları taşıdığı önder Mussolini, rakiplerinin sözlerini ve eylemlerini hedef almak için kullandıkları bir balyoz olacak. Müttefikleri Berlusconi ve Salvini, kurnazlık ve manevra kılıcını kullanmakta, göğüs ve boyna hamle yapmakta, sessiz çatışmalarda yetenekli siyasi kılıç ustaları.
Evet, bazı Avrupa ülkelerinde sağ büyüyor ve güçleniyor ama bu, kendine has siyasi ve kültürel oluşumu olan bir sağ. Bu sağda, kalabalıkların etrafında dans edip alkışladığı, liderinin bir balkondan bağıra çağıra nutuklar attığı tek adam liderliklerine yer yok. Tek bir lider muhalefeti ehlileştiremez ve susturamaz. Mussolini, sarışın bir kadının giydiği topuklu ayakkabılarla yürüyerek Roma'ya dönüyor. Ama bu kadın, Palazzo Venezia'da değil, hükümetin merkezi olan Palazzo Chigi'de ikamet ediyor. Özellikle Batı Avrupa, bir zamanlar bazı ülkelerini yöneten eski tarihsel kavramıyla siyasi sağ aşamasının ötesine geçti. Kuşatıcı değerleri ile demokrasi, hukukun üstünlüğü, düşünce özgürlüğü, vatandaşlık toplumunun egemen olduğu kamusal, hatta özel yaşam tarzı şeklinde kökleşti.
İtalya Devleti'nde bir hükümetin başında sağcı bir siyasi figürün varlığının, halkının tarihi hafızasını harekete geçirdiğini görüyorum. Aydınlar ve yazarlar, bu olayın itkilerini inceleyecek, İtalya ve diğer Avrupa ülkelerindeki siyasi haritanın geleceğini etkileyen sonuçlar sunacaklardır.
Sağ, öfkenin, krizlerin ve hüsranların rahminden doğar ama devleti çözüm üretmeye, siyasi ve ekonomik projeler üretmeye ehil kılacak bir proje sunmaz. John Maynard Keynes, 1929 yılında dünyanın tanık olduğu finansal krizden sonra kapitalist ülkelerin başvurduğu ve devleti ekonomik faaliyetlere müdahale etmeye davet eden ekonomi teorisini sunmuştu. Aynı şey 2008 krizinde de oldu.
Geçen yüzyılın seksenli yıllarında ise ABD’de Milton Friedman’ın başını çektiği ve neoliberalizm olarak bilinen, devletin ekonomiye müdahalesini sınırlamaya dayanan yeni ekonomik fikirler görülmeye başladı. Eski ABD Başkanı Ronald Reagan, Friedman’ı ekonomi danışmanı yaptı. Bu politikanın, büyük yerel ve uluslararası değişikliklerde merkezi bir rolü oldu ve eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher tarafından da benimsendi. Öte yandan, sosyalist ülkeler, özellikle de Sovyetler Birliği'ndeki donuk Brejnev döneminde, ekonomi alanında yaratıcı ve etkili entelektüel girişimlerden yoksun kaldılar.
Demokrasinin kök saldığı toplumlarda, tek bir kişi elindeki slogan sopası ve geçmişin çukurlarında toza bulanmış sözlerle insanları perişan edemez. Demokratik toplumlarda sağ ve sol, değiştirmekten ziyade etkileyen terimlerdir. Bugün İtalya'da Mussolini’ye özlem duyan biri, bir Mısır mumyasının karşısında duran birinden farksızdır.