Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
TT

İran'ın müttefikleriyle ilgili endişeleri

Türkiye’nin Esed rejimine açılım ve iki taraf arasındaki ilişkileri normalleştirme yolunda rejimle uzlaşı girişimi üzerinde derinlemesine düşündüğümüzde, bunun Türkiye’nin Suriye’deki varlığını ve rolünü genişletmek de dahil olmak üzere bölgesel ve uluslararası boyutları olduğu sonucuna varıyoruz. Türkiye’nin Suriye’deki rolünün genişlemesi, doğrudan İranlıların ve Rusların varlığı ve rolüne etki etmeden gerçekleşemez. Nitekim İranlılar ve Ruslar, Suriye sahasının büyük bir bölümünü kontrol ediyorlar. Bir kısmı isekendisini göstermeyerek ülkenin kuzeydoğusundaki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adındaki yerel müttefikinin ve güneydeki Et-Tanf Askeri Üssü yakınlarındaki Özgür Suriye Ordusu (eski adıyla Ceyş Magavir El-savra /Devrim Komandoları Ordusu) adındaki daha küçük bir müttefikinin arkasında varlığını koruyan ABD’nin kontrolünde. Ülkenin kuzeybatısındaki sınırlı bir alan da Türklerin elinde.
Moskova'nın, Ankara'nın Suriye girişimine yönelik itici gücü olduğu ve bunun yanı sıra iki ülke arasındaki kapsamlı, sıkı ve sınanmış ilişkiler göz önüne alındığında, Rusya'nın Türkiye'nin rolüne ilişkin endişeleri asgari düzeydeyken, Rusya'nın rolünü paylaşmayan İran, Türkiye'nin girişimi konusunda biraz temkinli davranıyor. Bu, İran tarafından gelen pek çok sinyalden de anlaşılıyor. Bunlardan en öne çıkanı, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Şam’a yaptığı son ziyaret ve buradaki görüşmeleri oldu. Zira Tahran ve Ankara arasındaki güçlü ilişkilere işaret eden Abdullahiyan, üçüncü ve en önemli ortakları olan Rusya’dan en ufak bir şekilde bahsetmeden Astana'ya katılımlarına odaklandı.
İran'ın Türkiye'nin Suriye'deki girişimine karşı temkinli davranmasının nedenleri, Rusya-Türkiye ilişkilerinin artan rolüyle ilgilidir. Tarafların son yıllardaki ilişkileri sadece ikili düzeyde değil. Aynı zamanda Türkiye'nin özellikle Suriye’deki rollerinin yakınlaşması ve Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına ve bununla ilgili gelişmelere yaklaşımı göz önüne alındığında, Moskova için hassas ve hayati önem taşıyan konularla ilişkileri düzeyinde de sıkıca güçlendi. Ankara bu konularda önemli bir rol oynadı. Diğer nedenlerin yanı sıra bu, Moskova'yı Rusya’nın Ukrayna'daki elini güçlendirmek için Suriye'den çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurabilecek bir dostu ve müttefiki olarak Suriye'deki rolünü ve varlığını genişletmesi için Ankara'ya baskı yapmayaçalışmaya itti.
Türkiye'nin Suriye sahnesindeki genişleme adımları, Türkiye'nin strateji ve politikalarındaki açık emelleri ile örtüşüyor. Bu genişleme Araplar tarafından kabul görebilir. Zira bu durum, başta siyasi ve ekonomik yönler olmak üzere birçok ülkenin gidişatını kontrol eden İran'ın bölgedeki gücünü sınırlayacak ve İran'ın Suriye'deki kontrolünü daha da sıkılaştırmasını, Irak ve Lübnan'da yaptığı gibi Suriye’yi yalnızlaştırmasını bir nebze engelleyecek.
Hiç şüphesiz İran, Türkiye'nin tüm çabalarınınve amaçlarının farkında. Tüm gidişatı, detayları ve olasılıkları ile takip ediyor. Ankara’nın çabalarının İran ve Esed rejiminin çıkarları ile örtüşmesini sağlamaya çalışıyor. İran, iki komşu ülke arasındaki rekabet gerçeğine rağmen beklentilerini bir dizi etkenin üzerine inşa ediyor. Örneğin Türkiye, Moskova Deklarasyonu'nda ve Astana'da Rusya ile birlikte İran’ın ortağı. İkisi de Suriye konusunda ortak tutumun sınırlarını çizdi. Türkiye, geçtiğimiz yıllarda bu ortaklıktaki olumlu payını kanıtladı. Ayrıca iki taraf arasında güçlü ilişkiler var ve aralarındaki yıllık yaklaşık 8 milyar dolar değerindeki ticaret hacmi bunun göstergelerinden biri. İki taraf bunu yıllık 30 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, mollaların yönetimine uygulanan uluslararası yaptırımları hafifletme politikası uyguladı. Özellikle petrol ve gaz ithalatı ve Türk mal ve emtialarını ihraç etme konularında İran'a ticari açılımını açıkça sürdürüyor.
İran, Esed rejimi ile yıllardır devam eden ve özellikle son 10 yıldır daha da sıkılaşan ilişkilerinin görünen gücüne rağmen iç, bölgesel ve uluslararası durumlardan dolayı Türkiye’nin Esed rejimi ile uzlaşma girişimine daha temkinli yaklaşıyor. Bu girişim, rejime karşı karşıya olduğu sorunları yenmesine yardımcı olacak desteği sağlayabilir ve rejimin işlediği tüm suçlardan sonra uysallaşıp uluslararası topluma yeniden katılmasına yardımcı olabilir. Ancak bu aynı zamanda, Türkiye’nin Suriye meselesinde nüfuzunun artması demek, ki İran kendi varlığını ve rolünü etkileyeceği için buna karşı çıkıyor.
Bölgedeki mevcut politikanın ve hedeflerin yanı sıra Suriye'nin durumu ve olasılıkları üzerindeki karmaşanın ortasında, İran'ın özellikle Suriye ve çevresiyle bağlantılı ve etkili taraflarla ilgili endişeleri ve korkuları ortaya çıktı. İran çabalarını iki noktaya odakladı. Birincisi, şu an siyasi ve ekonomik düzeyde boğucu bir krizle karşı karşıyaykenSuriye'deki varlığının temellerini sağlamlaştırmak ve Esed hükümeti ile yaptığı anlaşmalar ve baskılarla gücünü artırmak. Bu bağlamda, Suriye’nin egemenliğini ihlal eden ve İranlılara İran mahkemeleri önündeymiş gibi Suriye kanunlarına tabi olmadan Suriyeliler gibi muamele görme hakkı veren dikte anlaşmalarının ve petrol ve yatırımlarla ilişkili anlaşmaların içeriği onaylandı. İran’ın Suriye’de elde etmek için çaba gösterdiği ikinci nokta ise Suriye’nin durumunu ve Esed rejiminin Türk girişimine karşı tutumunun sınırlarını farklı boyutlarıyla yeniden değerlendirmek ve Türk girişimini ele almak da dahil olmak üzere İran'ın Suriye'deki varlığını ve rolünü vurgulamaktır. İranlı yetkililerden bu yönde çok sayıda işaret geldi. İran Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye yakında gerçekleştireceği ziyaretten önce, bir ön adım olarak Dışişleri Bakanı Hüseyin Abdullahiyan’ın Ankara’ya gitmesi buna örnektir.
Özetle; zorlu iç meselelerle boğuşan İran, müttefikleri konusunda kaygı ve endişeler yaşadığı bir dönemden geçiyor. Bu da onu başta Suriye ve çevresinde olmak üzere çeşitli adımlar atmaya itiyor. Türkiye’nin Esed rejimine karşı girişimi de dahil olmak üzere çevresel koşulları inceliyor. Tahran genel olarak bölgede ve özel olarak Suriye’deki varlığına zarar verecek beklenmedik bir sürprizle karşı karşıya kalmamak adına Rusya, Türkiye ve Esed rejimi gibi kendisine yakın olan bazı taraflarla ilişkilerini düzenleyip gözden geçiyor.
Tüm hamlelerin ve önlemlerin İran'ı tatmin etmeyeceğini ille de vurgulamaya gerek yok. Çünkü bölgedeki durum ve bunun Suriye ve çevresindeki kırılgan yönü, İran ve ona en yakın üç ülke üzerinden çözülemez. NitekimAvrupa ve ABD’nin yanı sıra bazı Arap ülkeleri ve İsrail dahil olmak üzere etkili bölgesel ve uluslararası aktörler de sahnede. Bu tarafların her bir, ellerinde bölge dosyaları ve Suriye meselesi ile ilgili önemli kartların olması bir yana, Tahran'la açık bir çatışma içinde. Şimdi çoğu, Suriyelilerin hatırı ve acılarını dindirmek için değilse de bölgedeki genişlemesini, yayılmacı ve saldırgan politikalarını durdurmak için İran'ı Suriye'den kovmanın peşinde.