Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

İran terörü

İran'daki molla rejimi haberlerini nereden takip ederseniz edin olumlu haberlerle değil, aksine sistematik bir devlet terörüyle karşılaşacaksınız. Bölgede denizciliğe saldırmaktan ve Yemen'de Husileri silahlandırmaktan Avrupa'da Ukraynalıları öldüren İran insansız hava araçlarına (İHA) kadar pek çok haber görebilirsiniz.
Molla rejimi, rejimin İran asıllı bir gazeteciyi kaçırmaya çalıştığı ve bunu yapmaya çalışan unsurlara karşı resmi olarak suç duyurusunda bulunulduğu ABD'nin yanı sıra İngiltere'de de İranlıları hedef almaya çalıştı ve çalışıyor.
Yakın zamanda Birleşmiş Milletler'den (BM) gelen yeni bir raporda, terörist Seyful Adil'in El Kaide'nin en tehlikeli liderlerinden biri olduğu belirtildi. Washington, onun tutuklanmasına veya öldürülmesine yol açacak bilgileri sağlayan herkese 10 milyon dolarlık bir ödül tahsis etti. Seyful Adil örgütün lideri ve Eymen el-Zevahiri'nin ‘tartışmasız’ halefi konumunda.
En önemlisi de bu olay o İran'dayken oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı BM raporunu doğruladı ve bakanlık sözcüsü şunları söyledi: “Bizim değerlendirmemiz, El Kaide'nin yeni fiili lideri Seyful Adil'in İran'da olduğu yönündeki BM değerlendirmesiyle tutarlıdır.”
Seyful Adil'in İran'da bulunduğu haberi, İran'da uzun süredir ikamet ettiği için yeni değil. 2003 yılında Suudi Arabistan'ı hedef alan terör operasyonlarından birinin de Seyful Adil'in talimatıyla İran topraklarından gerçekleştirildiği daha önce duyurulmuştu.
Ancak şimdi yeni olan, El Kaide liderinin resmi olarak İran'da ikamet ediyor olmasıdır. Bu, molla rejiminin El Kaide'yi desteklemede ve liderlerini korumada üstün olduğunu doğruluyor. Ağustos 2020'de örgütün ikinci adamı Ebu Muhammed el-Masri Tahran'da bir sokakta suikasta kurban gitti.
Tüm bunlar, eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun anı kitabı ‘Asla Taviz Verme: Sevdiğim Amerika İçin Savaşmak’ta söylediği şeyi doğruluyor. Pompeo, “İran rejiminin sadece bir terör örgütü” olduğunu erkenden anladığını ve molla rejiminin “tüm bileşenleriyle bir devlet” görünümüne büründüğünü söylüyor. Pompeo, El Kaide örgütünün ana karargahının Tahran'da olduğu ve “Tora Bora, Afganistan, Pakistan, Irak veya Suriye'de olmadığı” sonucuna varıyor.
Buna göre, hem Batılı ülkelerin ve onların güvenlik servislerinin hem de BM'nin tanıklık ettiği çürütülemez tüm kanıtlar, İran'ın terörizmi desteklediğini söylüyor. Irak'tan Suriye'ye, Yemen'den Lübnan'a kadar olan coğrafyada yaptıklarının yanında bizzat İran halkına karşı yaptıkları da ortada.
Dolayısıyla buradaki soru şudur: İran ne zaman ABD, Batı veya BM için kırmızı çizgileri aşmış sayılır? Henüz nükleer hale gelmemiş molla rejimi için ne zaman yeter denilecek?
Gerçek şu ki, molla rejiminin İran Dini Lideri önderliğinde ve Tahran'ın terör silahları aracılığıyla İran'da, bölgede ve uluslararası arenada yaptıklarını Saddam Hüseyin rejimi veya modern çağda hatırlanabilecek herhangi bir rejim yapmadı. Buna rağmen İran rejimine yönelik ciddi bir uluslararası hamle yok.
Medyada, özellikle de sadece ikiyüzlü olarak tanımlanabilecek ABD medyasında İran suçları hacmine ulaşan bir haber bile görmedik. Dolayısıyla İran rejiminin suçlarının devam etmesi, uluslararası toplumun molla rejimine gösterdiği hoşgörüden kaynaklanmaktadır. Bu, yanlış ve şüphelidir.