Abdullah Raddadi
Suudi araştırmacı ve ekonomi uzmanı
TT

Z kuşağının endişeleri

Her neslin öncekine göre daha refah içinde yaşadığı neredeyse kesinleşmiş bir şey. Birçok anne ve baba bugün kendilerinin, kendi ebeveynlerinden daha iyi bir hayat yaşadıklarına inanmakta ve aynı şekilde çocuklarının da kendilerinden daha iyi bir hayat süreceklerini düşünmektedirler. Ancak bu her durum için doğru olmayabilir. Örneğin bugün birçok araştırma, Z kuşağı olarak adlandırılan ve 1997 ila 2004 yılları arasında doğan neslin, önceki kuşaklara kıyasla birçok avantaja sahip olamayabileceğini ortaya koymaktadır.

Ekonomik açıdan kuşaklar arasında farklılık olması normaldir. Bu farkı ekonomik ve politik koşullar belirler. Aynı zamanda bu koşullar coğrafi bölgelere göre de değişiklik gösterir. Ancak Z kuşağı, önceki kuşakların sahip olmadığı bir avantaja sahiptir, o da bu kuşağın sosyal medya ile büyümesi sebebiyle dünya çapında ortak bir kültüre sahip olmasıdır. Bu neslin çoğu akıllı telefonların yaygınlaşmasından sonra büyüdü. Birçoğu, faks makineleri ve video kaset kaydediciler (VCR) gibi teknolojide çığır açan bazı eski cihazların nasıl kullanılacağını bilmiyor!

Bu kuşak, bilgileri özümsemelerini sağlayan ve sorunları çözmek için teknoloji kullanmayı neredeyse temel doğru haline getiren bir teknoloji ile büyüdü. Teknoloji, okul sıralarından başka öğrenme yolu bilmeyen nesillere kıyasla farklı disiplinleri öğrenmelerini de kolaylaştırdı. Tüm bu koşullar, Z kuşağının geleceğinin daha parlak olacağı beklentisini doğursa da bu kuşağın bakış açısı ve bazı ekonomik analizler bunun tam tersini gösteriyor.

McKinsey tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, Z kuşağının yaklaşık dörtte biri emekli olamayabileceklerini düşünüyor ve sadece yüzde 41’i ev sahibi olma imkanına sahip olabileceklerine inanıyor. Ayrıca diğer araştırmalar bu kuşağın tasarruf etme eğiliminin daha az olduğunu ve harcamaya daha yatkın olduğunu gösteriyor. Bunun, teknolojinin sunduğu cazip olanakların artması ve ödeme yöntemlerinin kolaylaşması gibi farklı sebepleri var. Z kuşağı bu sebeplerden ötürü suçlanabilirken, bunun aksini gösteren başka sebepler de bulunuyor. Önceki kuşaklara kıyasla bu kuşağın üniversite eğitimi daha pahalıya mal oluyor. Bu yüzden bu kuşaktakiler eğitim masraflarını ödedikleri için para biriktiremeyebiliyorlar. Dolayısıyla önceki kuşaklar ev satın almak için kredi çekerken, eski bazı kuşaklarda neredeyse hiç görülmeyen öğrenim kredilerinin yeni kuşakta arttığına dikkat çekiliyor. Bazı araştırmalar daha da vahim sonuçlar ortaya koydu. Bu kuşaktan bazıları, bir ev satın almak için para biriktirmenin tamamen yararsız olduğuna inandıklarından tasarruf etmeye istekli değiller.

Z kuşağının gelecekle ilgili karamsarlığının birkaç haklı gerekçesi var. Örneğin bu nesil, 2007 mali kriziyle büyüdü. Bunun ailesi üzerindeki etkisini ve bu nedenle kaç çalışanın işini kaybettiğini gördü. Dolayısıyla geleceğini güvence altına almak için toplumca itibar gören işlere güvenmez ve işinden olmanın mümkün olduğunu bilir. Ayrıca bu kuşak, ister okul sıralarında isterse profesyonel kariyerinin başında olsun, pandemiyi iliklerine kadar yaşadı. Pandemi sırasında uzaktan eğitimdeki ihmalkarlığı gördüğü ve uzman olmayan ünlülerin yükseköğretimin bir faydası olmadığına dair söylemlerinden ciddi bir şekilde etkilendiği için bu tecrübe eğitime olan inancını azalttı. Aynı zamanda birçok krize tanıklık etmesi sebebiyle diğer nesillerden farklı bir çalışma kültürü ve değeri edindi. Kaç kişinin tamamen kendi kontrolleri dışında gelişen ve hiçbir şekilde suçlanamayacakları nedenlerle işlerini kaybettiğini gördü. Öte yandan Z kuşağının bazı üyeleri, önceki kuşakların mevcut ekonomilere yüksek borçlar yüklediğini düşünüyor. Bu borçların sebebi olarak, geçmişteki kâh mantıklı kâh mantıksız hükümet harcamalarındaki artışı gösteriyorlar. Bu bakış açısı, bazı ülkelerde ilginç bir değişime yol açtı. Seçimlerde genellikle ‘zenginler-fakirler’, ‘muhafazakarlar-işçiler’ veya ‘cumhuriyetçiler-demokratlar’ gibi iki kutup arasında gerçekleşen oylama, şimdi büyüklerle gençler arasında gerçekleşiyor. Bu, yeni kuşağın mevcut yönelimin gelecekte kendilerine hiçbir şekilde hizmet etmeyebileceğini düşünmelerinden kaynaklanıyor.

Z kuşağı, en az 100 yıldır bir önceki nesle göre daha az lüks bir hayat yaşayan ilk kuşak olabilir. Nitekim şu anda, gayrimenkulü bir üründen yatırıma dönüştüren ve fiyatlarının yükselmesine neden olan yapısal ekonomik nedenlerden ötürü önceki kuşaktan daha az varlığa sahip. Eğitim bir önceki nesil için neredeyse doğal bir hakken şimdi herkesin sahip olamayacağı bir ayrıcalık haline geldi. Bu nedenle, Z kuşağı, selefine göre daha az diplomaya sahip olabilir ve böylece yüksek gelirli işlere giremeyip az gelirle yaşayabilir. Herkes gençler üzerine bahse girerken, yazılan haberler ve tıka basa dolu konferanslar bir yana, dünya Z kuşağının ekonomik endişelerine bir çözüm bulabilecek mi?