Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te asrın anlaşması adı verilen “İsrail-Filistin Barış Planı”nı görüşmek için bir toplantı gerçekleştirdi. Asrın anlaşması; Barack Obama’nın başkanlık döneminin sona ermesinin ardından ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir vizyon ve strateji belirlemesinin ardından konuşulmaya başlandı. Mevcut ABD yönetimi, İran ile sınırları içerisinde doğrudan mücadele kararı almıştır. Tehditleri nedeniyle İran, ABD’nin temel meselesi haline gelmiştir. Filistin sorununa gelince, ne kadar uzun sürse de ABD için stratejik bir sorun teşkil etmemektedir. Peki, o zaman neden Filistin sorunu önem kazanmış gibi birden asrın anlaşmasından bahsedilmeye başlandı?
Konuştuğum Ürdünlü politikacı asrın anlaşmasının tartışılmasının amacının; stratejik hedefe ulaşmak için ilk önce stratejik olmayan sorunu çözmek olduğunu kaydetmektedir. ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik hedefi ise İran’dır. Suriye bile ABD için büyük bir önem taşımamaktadır. Çünkü İsrail orada üzerine düşeni yerine getirmektedir. Filistinlileri davalarını kanları ile desteklemedikleri için kınayan Ürdünlü politikacı, “Filistinliler, Filistin sorununun tek temsilcisi olmak istediler. Ürdün ve Lübnan içerisinde iken yerli halk ve devletle savaştılar. Şimdi ise zayıf ve bölünmüş bir durumdalar. Mevcut statükoyu değiştirmekle ilgilenmiyorlar çünkü bu bazılarının kazanmalarına diğerlerinin ise kaybetmelerine neden olacak. Filistin Yönetimi de kaybedenlerin arasında olacaktır” diye konuştu. Hal böyleyken neden değişim istesinler ki?
Aynı şey İsrail için de geçerlidir. Sonsuza kadar durum böyle kalsa da İsrail’e karşı hiçbir tehdit bulunmamaktadır ve kendi güvenliğini korumaya gücü yetmektedir. Hem Filistinli hem de İsrailli yetkililer, Filistin yönetiminin bütçesinin %30’unun İsrail’in sınırlarının ve Batı Şeria içerisinde güvenliğinin korunmasına harcandığını vrugulamaktadır. İşgal; hem Filistinlilerin hem de İsrail’in çıkarınadır.
Peki, o zaman neden Filistin sorunu birden bu kadar önemli bir hale geldi? Bu sorunun cevabı İsrail’dedir. Çünkü onun güvenliğini asıl tehdit eden İran’dır. İsrail nükleer gücün sadece kendisinde bulunmasını istemektedir. İran ise eşiğe ulaşmıştır ve bir oyun oynamaktadır. Bu eşiği aşamaması halinde İsrail’in nükleer silahlarını işe yaramaz bir hale getirecektir. İran’ın planı; İsrail sınırında Kuzey Kore tarzında bir Suriye oluşturmaktı. İsrail ise stratejisini Suriye’de savaşan tüm tarafların sonunda zayıflayacağı üzerine kurmuştu. Ama Rusya bu oyunu değiştirdi ve İran’ın planını keşfetti. İran; Şah tarafından yönetilecek olsa bile nükleer silahlar geliştirmek istemektedir. Bu İran’da liderlerin değil devletin benimsediği bir zihniyettir. İran’ın yöneticilerine göre İsrail en büyük düşmandır. Buna ek olarak Suudi Arabistan-İran rekabeti de unutulmamalıdır. Konuştuğum Ürdünlü ve stratejik bir düşünür olan politikacı, Ürdün Kralı’nın bu ayın başında Washington’u ziyaret ettiğini ve bu ziyaret esnasında Araplardan oluşan bir NATO kurulması önerisinin ele alındığından bahsettikten sonra şunu sordu: Filistin sorunuyla ilgili olan asrın anlaşması üzerindeki sır perdesi kaldırılmazken neden sadece böyle bir girişimin varlığı kamuoyu ile paylaşıldı?
Ardından bu soruya şu karşılığı verdi, ”Çünkü Ürdün, neredeyse rolünü kaybetmek üzere olduğunu fark etti. ABD Büyükelçiliği Kudüs’e taşındığında Ürdün, Washington’a gitmek yerine İstanbul’a gitmişti.” Konuşmacım sözlerini şöyle sürdürdü, Yemen krizi yakın bir zaman da çözüme ulaştırılacak, dolayısıyla İran’ı kontrol altına almak ve ABD stratejilerini desteklemek için geriye sadece bir şey yani Filistin sorunun kalmıştır. Peki, Filistin sorununun en önemli meseleleri nedir? Toprak, devlet, başkent Kudüs, güvenlik, sınır, ordu ve silahlanma ve son olarak mültecilerin dönüşüdür.
Konuşmacım: Geçmişte düzenlenen tüm müzakere ve görüşmeler sırasında karmaşık ve çözümü zor meseleler sona ertelenirdi. Toprak meselesi neredeyse çözüme kavuşturulmuş durumda. Bu da onun karmaşık olmadığını gösterir. Toprak ya paylaştırılır ya da paylaştırmak için bir yol bulunur. Toprak meselesi müzakarelerde hep ilk ele alınan konulardan biriydi ve ilk olarak tartışılan bölgelerde Gazze ile Eriha’ydı. Aynı şekilde devlette simgesel bir öneme sahiptir. İki taraf arasındaki sınırlar da çizilidir. Ürdün nehrinden Akdeniz’e kadar olan topraklar İsrail’in geri kalanı ise Filistinlilerindir. Ordu meselesinde ise ne Filistinli ne de Ürdünlü bir ordu kurulmaması kararı alınmıştır. Ulusal güvenlik kapsamına girdiği için İsrail, Gazze dâhil tüm limanların ve sınırların kendisine ait olduğunu kesin bir diller belirtmiştir. Demek ki güvenlik, devlet ve toprak meselesi çözüme kavuşturulmuş ve geriye sadece Kudüs ve mülteciler kalmıştır.
Kudüs meselesi mültecilerden daha az karmaşıktır. Çünkü Kudüs; Filistinliler için bir sembol ve Müslümanlar için kutsal sayılan yerlerden ibarettir. Aynı şey Yahudiler içinde geçerlidir. Vatikan gibi dini bir kurumları olan Hıristiyanlar içinse daha az bir öneme sahiptir.
Kudüs; İsrail açısından çok da önemli bir mesele değil ve Kudüs’e sadece sembolik açıdan ihtiyaç duymaktadır. Bilhassa Kudüs’te topraklara el koyduktan ve şehri Yahudileştirdikten sonra üstün bir konuma gelen İsrail için daha çok önem arzeden konu mültecilerdir. Kudüs’ü 2 km kadar genişletilebilir ve Ebu Deys bölgesinden itibaren güneydoğuya (Batı Şeria) kadar uzanan topraklar da Filistinlilere verilebilir. Egemenliğe gelince, bununda birçok yöntemi bulunmaktadır. Örneğin Kudüs yatay ve dikey olarak iki taraf arasında bölünebilir. Dikey olarak Filistinliler’e Mescid-i Aksa ve çevresi verilirken İsrail ise toprağın altına ve üstüne sahip olabilir. Bu öneri de görüşülmektedir. Dediğimiz gibi Kudüs meselesi mülteciler meselesinden daha az karmaşıktır. Buna ek olarak; İsrail’in sahada gerçekleştirdiği bazı değişimler, bizlere başa çıkmamız gereken yeni bir gerçeklik dayatmaktadır.
Dolayısıyla hâlihazırda Filistin sorununun temeli ilk olarak mülteciler, ikinci olarak ise bir tarafın hakları aleyhine olacak bir çözümün dayatılmasıdır.
Konuştuğum Ürdünlü politikacı sözlerine şu şekilde devam etti: Batı Şeria’da bir Filistin devleti yerine ya İsrail ya da Ürdün ile ortak bir devlet kurulacaktır. Filistin yönetimi ise Gazze’ye taşınacaktır. Filistin’de yapılan kamuoyu araştırmaları Filistinlilerin Ürdün’ü tercih ettiklerini göstermektedir. Batı Şeria’daki Filistinliler 1950 yılında olduğu gibi Ürdün ile bir konfederasyon kurmak istemektedir. 1972 yılında İngiltere’de böyle bir öneride bulunmuştu. Ürdün’de hâlihazırda güvenlik kurumları, Batı Şeria’yı kapsayacak şekilde Ürdün Parlamentosu seçim yasasını yeniden düzenlemektedir.
Ürdün içerisindeki dinamiklerde ciddi değişimler görülmektedir. Ürdünlülerin tek talepleri, Filistinlilerden daha ayrıcalıklı haklara sahip olmaktır. Yani yerli halkın haklarının korunmasıdır. Bu talep hâlihazırda Ürdün’de tartışılmaktadır. Buna ek olarak Ürdün’ün alacağı karşılık da tartışılmaktadır. Zira İsrail, Ürdün’den Batı Şeria topraklarını halkı ile kendi topraklarına dâhil etmesini istemektedir. Oysa Batı Şeria’nın zengin kaynaklara sahip bölgeleri zaten Yahudi yerleşimciler tarafından ele geçirilmiş bulunmaktadır. İsrail su kaynaklarını, tuz ve fosfat açısından zengin olan Ölü Deniz bölgesini istemektedir. Kısacası “Yararlı Suriye’den” bahsedildiği gibi “Yararlı Batı Şeria”da İsrail’indir.
Ürdün halkı konfederasyonu kabul etmeye hazırdır. Ama sadece Batı Şeria, tekrar Ürdün’e katılabilir. Gazze’de ise Ürdün’e bağlı olmayan bir Filistin devleti kurulmalıdır. Son olarak Kudüs’ün bir kısmı da bu topraklara katılarak başkent ilan edilebilir. Başkent Kudüs’ün olduğu bölge hem Ürdün hem de Gazze’ye bağlı olabilir. Ama Filistin devleti sadece Gazze ile sınırlı olmalıdır.
Konuşmacım son olarak şunları belirtti: Ne olursa olsun Filistin devleti Gazze ile sınırlı kalmalıdır ve mülteciler dönmeye teşvik edilmelidir. Bunun gerçekleşmemesi halinde İsrail hiçbir şey kaybetmeyecektir. Bilakis tüm yük Arap ülkelerinin omuzlarında olmaya devam edecektir. Çünkü İsrail mülteciler konusunda tavizler vermemizi istemektedir.
TT
ABD, İran ve asrın anlaşması
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة