Olaylar, bizlere hatırlama ve ders çıkarma fırsatı sunar. Bu nedenle eski ABD Başkanı “Baba” George Bush’un ölümü her yönüyle anılmaya değerdir. Tarihi insanlar yapar, her ne kadar başkanlık dönemi 4 yılı (1989-1993) geçmesede Bush da önemli tarih yapıcılarından biriydi. Çünkü 4 yıllık başkanlık süresinde son derece önemli olaylara tanıklık etmişti. Onun döneminde Sovyetler Birliği dağılmış ve yaklaşık 50 yıl süren Soğuk Savaş’ın kazananı ABD olmuştu. Ki bu olay, günümüze kadar tüm dünyada ve bölgemizde depremler yaratmayı sürdürmektedir.
Dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin tarihin değişimini yanlış bir şekilde okurken, Bush doğru bir şekilde okumuştu. Şüphesiz ABD-Suudi Arabistan Koalisyonu’nu da, güç delisi ve paronayak Saddam’ın hayallerini sona erdirmede temel bir rol oynamıştı.
Bu operasyon yanlış tarihin ilerleyişini durdurmuştu. Kuveyt halkının büyük bir çoğunluğu ülkesini terk etmek zorunda kalırken, yasal hükümetin ise sadece adı vardı. Gerçekte ise Saddam Hüseyin, Kuveyt’in fiili hâkimiydi. O dönemde Beyaz Saray’da başka bir başkan olsaydı belki de Kuveyt günümüze kadar Saddam’ın istediği gibi bir Irak kenti olmayı sürdürürdü. O zamanlar Saddam Hüseyin, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri için büyük bir tehlike arzediyordu. Bu nedenle Kral Fahd ve Başkan Bush kesinlikle tarihi şahsiyetlerdir ve ikisi de bu maceranın sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmamışlardır. Eğer ABD iç ve dış baskılar altında geri adım atsaydı ya da Suudi Arabistan sonu belirsiz bir savaş macerasına dâhil olmaktan kaçınsaydı, daha sonra yaşanan başarısız savaşlarda olduğu gibi bu savaşta farklı mecralara sürüklenseydi, bunun hem Suudi Arabistan hem de Kuveyt halkı için bedeli çok ağır olurdu. Bilhassa Doğu Almanya’dan Güney Yemen ve Somali’ye, Doğu Avrupa ülkelerinden Orta Asya ülkelerine kadar geniş bir bölgeyi etkileyen komünizm sonbaharının meydana getirdiği çağrışımların ışığında bu savaşta kesin sonuçlar yerine sadece farklı olasılıklar vardı. Ki yine bu dönemde bazı devletlerin haritadan silinmesi ya da siyasi rejimlerinin tamamen değişmesi de olasılık dâhilindeydi.
ABD Başkanı Bush’un önünde, işgal altındaki Kuveyt krizini çözmek için ikisi çok önemli olmak üzere birçok seçenek bulunmaktaydı. Kral Fahd, Saddam’a karşı savaşmak ve zor kullanılması gerekse de Kuveyt’ten çıkmasını sağlamak istiyordu. Saddam’ın müttefikleri ise bir yandan Bush’u Arap sokaklarının tepkisi, kaos ve ABD çıkarlarının hedef alınması tehditlerine karşı uyarırken diğer yandan kendisine Saddam’ın Kuveyt hükümetinin ABD hükümetine sağladığı ve petrol, askeri ve politik olarak beklentilerini karşlıyacak olan güvenceleri sağlayacağını vaat ediyorlardı.
ABD içerisinde muhalefetin sesi daha yüksekti. Çünkü ABD kamuoyu hala başarısız Vietnam savaşının ve toplumda yarattığı çatışmaların korkusunu yaşıyordu. Buna rağmen Bush, Suudi Arabistan’ın görüşünü kabul etmeyi seçti. O zamanlar Suudi Arabistan’ın Washington büyükelçisi olan Bender bin Sultan, Bush’un sadece Suudi Arabistan’ı Saddam’ın ordularından korumak için değil bir kurtarma operasyonu yürütme kararını almasında önemli bir rol oynamıştı.
Tarihte önemli kararlar alabilen liderler nadirdir. Bush o zamanlar Kuveyt’in kurtarılması kararını almamış olsaydı bugün Kuveyt aramızda olmayacaktı. Bu soyut bir gerçektir.
Bugün o dönemden bahsederken amacımız ne Bush’u övmek ya da Suudi Arabistan’ın oynadığı rol ile gururlanmak ne de hiçbir şekilde Saddam döneminde Iraklıların tarihini kötülemek değildir. Sadece bundan ders çıkarmak, dünyayı romantik bir bakış açısı ile komplo teorilerinin yalanlarından uzak gerçek bir şekilde anlamaktır. ABD, biz Körfez ülkeleri için çok önemli bir büyük devlettir. Batı Avrupa için önemi ise çok daha fazladır. Onunla yaptığımız işbirliği ve elde ettiğimiz ortak zaferlerden bahsetmekte hiçbir yanlış yoktur. ABD olmasaydı Fransa işgalden kurtulup tekrar özgür bir cumhuriyet olamazdı, Sovyetler Birliği tüm Almanya’yı işgal ederdi ve Kuzey Kore komşusu Güney Kore’yi ele geçirirdi. Solcuların, İslamcıların ve bölgemizdeki aptal siyasi analistlerin propagandalarının siyaset ve uluslararası ilişkileri anlamada sizi yönlendirmesine izin vermeyin. Çünkü bir yanda gerçekler diğer yanda görüşler vardır.
Ölümü ve doksanlı yılların başında oynadığı rol münasenetiyle bu yazıda Bush’un sahip olduğu tarihi konumunu bir kez daha anmak istiyoruz. Çünkü o, bugün de yaşadığımız tarihimizin bir parçasıdır. Böbürlenmeden, gururlanmadan ve komplekse kapılmadan vefa ve takdirle kendisine minnettarlığımızı ve takdirlerimizi sunuyoruz.
TT
Baba Bush ve Kuveyt’in kurtarılması
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة