Selman Dusari
Suudi Arabistanlı gazeteci, Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

​Stockholm Müzakareleri başarıya ulaşacak mı?

Stockholm’un 60 km kuzeyinde yer alan konferans merkezinin bulunduğu Johannesburg Sarayı’nda, 2016 nisanında başarısız olan Kuveyt görüşmelerinin ardından Yemen’de savaşan iki tarafı ilk kez bir araya getiren görüşmelere başladı.
Bu görüşmeler; uluslararası toplumun tanıdığı meşru Yemen hükümeti ile 4 yıl önce hükümete karşı tam anlamıyla bir darbe gerçekleştirerek başkent Sana’yı ele geçiren Husi silahlı milisleri bir araya getirdi.
Yemen hükümeti en başından beri barışı gerçekleştirecek  her türlü görüşmelere ve girişimlere açık olduğunu belirtirken Husiler, her zaman bu adıma karşı oldular  ve inatla reddetmeyi sürdürdüler. Ama Yemen hükümeti ve Arap koalisyonun kendilerini hedef alan askeri operasyonlarda elde ettikleri başarılar sonunda Husilere üzerinde gerekli baskının oluşmasını , boyun eğerek tekrar müzakare masasına oturmalarını sağlamıştır.
BM ise yeni bir başarısızlıktan duyduğu aşırı korkudan dolayı İsveç’te düzenlenen toplantıları “müzakereler” değil de “görüşmeler” olarak niteledi.
Çünkü hiç kimse ne Husilerin gerçekten de yarı yolda durmuş olan barış trenin yeniden yola koyulması için gerekli adımları atacağının ne de İsveç’teki görüşmelere katılmalarının bir göz boyamasından ibaret olup olmadığının güvencesini veremez.
Stockholm’de düzenlenen görüşmeler aracılığıyla BM’nin gerçekleştirmek istediği en önemli hedeflerden biri de görüşmelerde halihazırda Husilerin kontrolü altında bulunan Hudeyde limanının tam kapasite ile çalışmasını sağlayacak bir anlaşmaya ulaşabilmektir.
Oysa yaklaşık 3 yıldır meşru Yemen hükümeti ile Arap Koalisyonu BM’den limanın denetimini ve yönetim sorumluluğunu üstlenmesini talep ediyordu. Ama BM bu süre boyunca tüm bu çağrılara ve taleplere kulak asmadı. 
Bu gibi bir anlaşmaya ulaşabilmek, temel ihtiyaçlardan oluşan insani yardımların engellenmeden ve doğrudan Yemen halkına ulaştırılmasını sağlayacaktır.
Zira savaşın en başından itibaren Husi milisler, Yemen’e gönderilen yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellemekte ya da bu yardımlara el koymaktadır.
Dolayısıyla bu sorun; Yemen halkının karşı karşıya olduğu en temel sorunlardan biridir.
Çünkü Hudeyde limanı Yemen’in dış dünya ile bağlantısını sağlayan ana arteri sayılmaktadır ve devlet gıda ithalatının %90’ını karşılamak için bu limana güvenmektedir.
Buna rağmen limanı kontrol eden Husiler, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının önüne engeller çıkartmaktadır.
Stockholm görüşmeleri; esirlerin değişimi, Sana havalimanının açılması, hükümet memurlarının maaşlarının ödenmesi ve tüm taraflara insani yardım sağlanması gibi iki taraf arasında güveni sağlayacak adımlar aracılığıyla BM savaşı durdurmayı amaçlamaktadır. Ama ne yazık ki bu adımlar,  savaşı durdurmakta ve çözüme ulaşmakta yetersizdir.
Bu konularda bir anlaşmaya varılması ve hayata geçirilmesinin ardından görüşmelerin ikinci aşamasında taraflar arasında düzenlenecek diyalog aracılığıyla seçimlerin düzenlenmesi ile sonuçlanacak siyasi bir çözüme ulaşılmak amaçlanmaktadır.
BM, esirlerin değişiminde uzun süredir beklenen anlaşmanın imzalanması konusunda umutlu görünmektedir.
Esirlerin değişimi konusunda bir anlaşmaya varılması halinde bu anlaşma, savaşın başından itibaren iki taraf arasında imzalanan ilk resmi anlaşma özelliğini taşıyacaktır.
Ama acaba bu savaşa neden olan temel meseleler ele alınmadan sadece bu tür anlaşmalar ile savaşı bitirmek mümkün müdür?
Bu görüşmelerin; çatışan taraflar arasında beşinci olması –ki bundan önce 4 başarısız görüşme gerçekleşmiş, eylül ayında düzenlenmesi planlanan sonuncusu ise daha başlamadan başarısız olmuştur- Husilerin aslında siyasi bir çözüm istememeleri ve başkentteki devlet hazinesininden geriye kalanları boşaltmayı sürdürmeleri göz önüne alındığında  bu görüşmelerin başarıya ulaşması konusunda tarafların umutsuzluk olması çok doğaldır.,
Halihazırda yürütülen toplantıların barış müzakareleri değil de iki taraf arasında yürütülen görüşmelerden ibaret olduğunu vurgulanması da bu yöndeki görüşleri destekliyor. Aynı şekilde BM Özel Temsilcisi de beklentilerini düşük tutuyor.
BM Özel Temsilci’sinin çözüme kavuşturmayı umuduğu temel sorunların başında esirlerin değişimi yer alıyor . Ama herkesin göz ardı ettiği gerçek sorun; İran’ın hala savaşın devam etmesini istediği ve Yemen’deki müttefiği Husilere daha barış görüşmelerinde sonuna kadar devam etmeleri yönünde bir emir vermemiş olmasıdır. En başından itibaren Yemen güçlerinin onayladığı barışçıl siyasi geçiş dönemine karşı oldukları için Husilerin darbe yaptıklarını ve Yemen’deki savaşın başlamış olduğunu  göz ardı etmek mümkün müdür?
Görüşmelerde; Suudi Arabistan ve Yemen sınırının güvenliğini sağlayan, Yemen’de bir başka Hizbullah’ın kurulmasını engelleyen, 2216 numaralı BM kararı, Körfez Girişimi ve ulusal diyalog toplantılarının sonuçlarına dayalı bir siyasi çözümü sağlayan gerçek bir anlaşmaya ulaşılmadan  Yemen krizini bitirmek için harcanan tüm çabalar gerçek bir çözüme ulaşmakta başarısız olacaktır.
Aynı şekilde Husiler, geçmişte olduğu gibi asıl amaçları olan savaşın tüm şiddeti ile sürmesi, bu ve bundan sonra düzenlenebilecek görüşmelerin başarısızlığa uğraması için ellerinden geleni yapmayı sürdüreceklerdir.