Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Fransa ve demokrasi krizi

Hükümet değişimi de dahil demokratik sistemlere başvurmanın barışçıl ve meşru yolları olmasına rağmen, Fransa'da iki haftadır devam eden yangınlar, yağmalamalar, yıkımlar ve göstericilerle polisin karşı karşıya gelmesi, beklenmedik olaylar değil. Fakat binlerce gösterici yine de ikna olmadı.
Fransa, Rusları, öfkeyi sokağa taşıyan sahte hesapların arkasında olmakla suçlarken, Macron ve hükümetine eleştirilerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump'tan kamuoyunun görüşünü etkileyecek yorumlar yapmaktan kaçınmasını istiyor.
Ruslar gerçekten, genç Fransızların zihinlerine sızmış olabilirler mi? Daha öncede Avrupa ve ABD seçimlerine müdahale etmekle suçlanmadılar mı? Trump’ın bu kadar etkili olması mantıklı mı?
Elektronik komplo teorisi olmadan dahi kaos, demokrasi değerleriyle bağdaşmaz. Bu durum, seçim kavramının insanlar arasında bir kural olduğunu ve bu temelde cumhurbaşkanı ve hükümetin çoğunluğun iradesiyle seçildiği fikrini zayıflatır. İnsanların parlamentoda kendisini temsil ettiği düşüncesinin ötesine geçer. Bununla birlikte barışçıl gösteri yapma hakkını garanti altına alan ve zorla dikte edilen fikirleri reddeden ifade özgürlüğü ile çelişir.
Fransa, devrimin ülkesidir. Burası, Batı yönetim sisteminin temelini oluşturan çoğunluk yönetimi kavramının odak noktasıdır. 
Öte yandan Paris ayaklanması başka bir savaş ile çakışıyor. O da dünyanın en eski parlamentosu olan Westminster'deki “Brexit” oylaması.
İngilizlerin çoğunluğu, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması (Brexit) için yapılan referandumda “evet” oyu kullandı. Ancak siyasetçilerin çoğu referandumun sonucuna bağlı kalmanın, İngiltere'nin yüksek çıkarlarını ve geleceğini tehlikeye sokmasından endişe ediyor. Fakat son sözü halk söyledi. Çoğunluk AB’den ayrılmak istiyor.
Seçmenlerin çoğunluğu kendilerini kimin yöneteceğine karar verir. Emmanuel Macron, Fransa cumhurbaşkanlığı görevine halkın oylarının yüzde 66'sını alarak geldi. Ancak sayıları yaklaşık 100 bin olan Sarı Yelekliler, Macron’u kararlarını değiştiremeye zorladılar ve başarılı oldular.
Macron, petrol fiyatları ve vergilerin artırılması kararından geri adım attı. Ancak kaos devam etti. Aynı şey, İngiltere'nin eski Başbakanı Margaret Thatcher’ın konut vergisi uygulanmaya başladığında ve protestocular Londra sokaklarını doldurulduğunda da yaşanmıştı. Margaret Thatcher o dönem şöyle demişti:
“Seçim bir gün yapılır, her gün değil. Seçmenler kararını verdi ve beni seçtiler.”
Ancak Thatcher, görev süresi bitmeden başbakanlık konutundan ayrılmak zorunda kaldı.
ABD’de ise başkanlık sistemi var. Bu sistemde başkan bu tarz dalgalanmalara karşı biraz daha güçlü. ABD’de başkan yalnızca anayasal ihlaller veya yasalarla cezalandırılabilen suçlar işlediği takdirde görevden alınır.
Demokrasi uzun bir yol kat etti. Eski bir teori olan demokraside birçok iyileştirme yapıldı. Kanun yapıcılar demokraside çoğunluk tiranlığı suçlamasından kurtulana kadar birçok değişiklik yaptılar. Peki, toplumdaki en savunmasız grupların hakları nelerdir?
Birçok yasa, seçim sandığı demokrasisi ile çoğunluk yönetimi kavramı arasında bir çelişki yarattı. Çoğunluk tiranlığının egemenliğinden korunmak için etnik ve dini azınlıkların toplumsal uyumu ve kadın haklarının dayatılması gibi. Bugün ise daha yeni bir sorun var. O da, kamuoyu görüşünün artık kamuoyunun fikri olmaması. Yabancı güçler gibi oyunun kurallarını değiştirmek isteyen taraflarca yönetilebiliyorlar. Bu güçler, kızgın bir azınlığın yanı sıra sokakta aranan çözümün, denklemi değiştirebileceğine ve çoğunluğun “yöneticisinin” kararlarını engelleyebileceğine inanıyorlar.
Büyük demokratik devletler genellikle kısıtlı imkânlar ya da daha az deneyime sahip veya gelişmekte olan devletler üzerinden dersler verdiler ve “Neden pencerelerinizi tüm görüş ve akımlara açık bırakmıyorsunuz?” dediler.
Günümüzde ise bu büyük eski toplumlar, artık sosyal iletişim araçlarını yabancı fikirlere açık bırakmayı göze alamaz hale geldiler... ABD’de iki yıl önce yapılan başkanlık seçimlerinden bu yana seçimlere ve seçim sonuçlarına dış müdahaleler olup olmadığı konusunda şüpheler var. Bununla birlikte açık demokratik oyun, siyasi olarak külfetli olmaya başladı.