Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Katar yönetimiyle barışmak mümkün mü?

Doha Forumu’nda konuşan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed bin Halife Al-Sani diğer ülkelerden “ülkelerin iç işlerine karışmamalarını” talep etti. Katar Şeyhi, anlaşmazlıklar ne kadar büyük ve şiddetli olursa olsun iki taraf arasındaki uçurumu sadece diyaloğun kapatacağını bir kez daha vurguladı.
Bu sözler çok güzel ama Katar’ın mevcut politikaları ile tamamen çelişmektedir. Hatta Katar Şeyhi Temim’in açılış konuşmasını yaptığı ve Katar’daki  Sheraton otelinde bu yıl ‘Birbirine Bağlı Bir Dünyada Politika Yapımı’ başlığı altında düzenlenen Forum’un şekli ve içeriği bile bu sözlerle bir tezat oluşturmaktadır.
Dün (Pazar) Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en sivri dillerinden biri olan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu katıldığı Doha Forumu’nda yaptığı konuşmada Suudi Arabistan ve BAE’ye sert bir şekilde saldırarak, Katar’ın ülkelerimizdeki fitne ve kaos yaratan politiklarını savundu.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de Doha’daki minberden Suudi Arabistan ve BAE’ye söven ve eleştiriler yönelten bir diğer isimdi. Forum’un etkin bir katılımcısı olan Zarif bir yandan herkese gülücükler dağıtırken diğer yandan dostları Türkiye ve Katar dışişleri bakanlarıyla  ele ele tutuşarak kameralara mutlu bir şekilde  poz verdi.
Kaşıkçı krizinden yıllar önce Suudi Arabistan’a söven tüm sesleri kim desteklemişti?
Türkiye’deki El-Şark ve Mekameleen gibi kaçak televizyon kanallarını kim destekledi? Kaşıkçı krizinden yıllar önce Suudi Arabistan, BAE ve bilhassa Mısır’a karşı zehirli bir propaganda yürütmeyi ve yalan haberler yaymayı meslek edinen bu kanalları kim destekledi? Suudi Arabistan’ın liderlerini, yönetimini, halkını ve politikasını yermek için El-Cezire kanalını ve  sunucularını kim kışkırttı? Husilerin füzeleri Riyad, Necran, Abha ve Mekke’yi hedef alırken kim İran’a sığındı? Katar’ın mevcut yönetiminin propagandasından başka kim sadece BAE, Suudi Arabistan ve Bahreyn değil Kuveyt de dahil olmak üzere tüm Körfez ülkeleri arasında ayrılık, nefret ve fitne yaymaya çalıştı?
Bugünlerde ortalıkta dolaşan iddialar Katar’ın mevcut yöneticilerinin daha da ileriye giderek bu ayrışmayı derinleştirme niyetinde olduklarını ortaya koymaktadır. Katar’ın eski Bağdat Paktı’na benzer “Tahran, Bağdat ve Ankara”yı kapsayan yeni eksene katılmak istediği belirtilmektedir. Doha Formu’nda Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman’ın yaptığı konuşmada; “Bölgesel ittifakların yeniden düzenlenmesi ve yönetim için yeni ilkelerin belirlenmesi gerekmektedir” sözleri bunun işaretlerini vermektedir.
Tüm bunlara ve Katar’ın ektiği ayrılık tohumlarına bakarak başta Kuveyt olmak üzere bazı Körfez entelektüellerinin Katar sorununu yüzeyselleştirme çabalarının anlamsız ve boşuna olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü asıl sorun bizatihi Katar’ın politikalarıdır. Bazıları bu satırların yazarının geçen yıl 4 Arap ülkesinin Katar ile ilişkilerini kesmesinin ardından bu tutumu benimsediğini düşünebilirler. Bu gibi kişilere tek söyleyebileceğim;  geçen yıl Katar ile patlak veren krizden yıllar öncesinden bu görüşü benimsemiş ve bunu dile getirmiş biri olduğumdur.
Yine o malum kişilere şunu da hatırlatmak isterim; tüm bu görüşlerim Katar halkını değil, sadece ve sadece Katar’ın mevcut yöneticilerinin politikalarını hedef almaktadır.