Ekrem Bunni
Suriyeli yazar
TT

Yeni yılda Suriyelilerin temennileri

Orantısız güç, Suriyelilerin arasında anlaşmazlığa ve ayrılığa yol açarak, yaşam tarzlarını, hayallerini ve arzularını etkiledi. Başkalarının acılarını önemsemeyen, insanları öldürmek ve ülkeyi tahrip etmekle övünen otoriterlerin sayısı giderek arttı. Bu otoriteler, insanları öldürmeyi ve ülkeyi tahrip etmeyi zafer şeklinde niteleyerek, ‘temiz toplumlarında’ kendilerine yer olmayanları yok ediyorlar. Tüm bunlara rağmen çoğu Suriyelinin yeni yılın iyi olmayacağı noktasında ortak bir duyguya sahip olduğunu ve onların sadece katlandıkları sıkıntıları hafifletmeyi temenni ettiklerini söyleyebiliriz. Siyasi ve askeri gelişmeler, daha fazla baskı altına kalacaklarına ve hayallerinin daha fazla yok edileceğine işaret ediyor. Bu gelişmeler, tahribatın, mağdurların ve kayıpların daha da artacağını haber veriyor. Yine bu gelişmeler, yurtiçinde veya yurtdışında göçmen ya da mültecilerin, şiddet girdabından kaçanların, katı güvenlik ve ekonomik şartlarda hayatlarını idame ettirmeye çalışanların, yaralarını sarmakla ve acılarını azaltmakla meşgul insanların sıkıntılarının daha da şiddetleneceğini haber veriyor.
Yaşanabilir şartlarda olmayan kamplarda ve çadırlarda yaşamaya zorlanan, kurumsuz ya da işsiz kırılgan bir hayat yaşayan ve sıkıntılı bir yaşam süren Suriyeliler, hangi temennilerde bulunabilir? Kaderleri, hastalığa ve istismara en çok maruz kalan çocuklar ve kızlar için gıda, giysi, eğitim ve sağlık gibi en asgari ihtiyaçları karşılamaktan aciz, uluslararası hayır kuruluşlarının yardımlarına bağlı olan Suriyeliler, hangi temennilerde bulunabilir? Yine en basit insani teminatın ve güvenliğin sağlanmadan zorla ülkelerine dönmeye mecbur edildikleri bir zamanda ve insanların sıkıntılarına yönelik empati kurmayan popülist ve ırkçı emarelerin arttığı bir ortamda Suriyeliler, hangi temennilerde bulunabilir?
Başlarını sokacak bir yer ararken, çektikleri sıkıntıların içinde Suriye’deki göçmenler, hangi dilekte bulunabilirler? Zira Suriyeliler, sahip oldukları ya da biriktirdikleri her şeyi kaybetmelerinden dolayı sığınaksız kalıp muhtaç duruma düştüler.  Geçimlerini sağlamak için bazıları dilenmek ve bazıları da insani şartları olmayan işlerde çalışmayı kabul etmek zorunda kaldı. İsyan çıkan bir bölgede yaşamalarından dolayı kendilerini tutuklama ve işkence korkusu takip ederken Suriyeli göçmenler, hangi dilekte bulunabilir? Öyle ki onlar, ölümün, yaşadıkları korku, baskı ve açlıktan daha merhametli olduğunu düşünmeye başladılar. Zorla tutuklanan sevdiklerinin akıbetini öğrenmeye çalışırken, hakarete ve şantaja maruz kalan Suriyeliler, hangi dilekte bulunabilir? Zira onlar, istihbarat organlarının, kaybolanların hapishanelerde ve tutuklama kamplarında öldürülenler listesine eklendiğini söyleyeceği korkunç haberden endişelenerek ellerini kalplerine götürüyorlar.
Artan silahlı kontrol noktaları, rejimin hâkim olduğu bölgelerde baskı altında yaşayan Suriyelilere korku salıyor. Silahlı kontrol noktaları, herhangi bir vatandaşı alıkoyup ona şantaj uygulayabilir, hatta sorgulamadan ve yargılamadan istediği gibi akıbetine karar verebilir.
Hayat pahalılığın olduğu, gaz ve mazot gibi ısınma sorunlarının arttığı, su ve elektriğin sürekli kesildiği, sağlık, eğitim ve hizmet yapısının parçalandığı bir ortamda, hayat şarları gittikçe kötüleşiyor. Bu şartlar altında hizmetlerin iyileştirilmesi ve en basit zorunlu ihtiyaçların sağlanması gibi meşru temennilerinden ziyade Suriyeliler, baskıyı azaltmak ve silahlı unsurların zulmünden uzaklaşmak dışında başka bir şey isteyebilirler mi? 
Yine silahlı muhalif grupların ve aşağılayıcı şartların hâkim olduğu bölgelerde yaşamak zorunda kalan Suriyeliler, herhangi bir temennide bulunabilir mi? Nitekim bu bölgelere yönelik kuşatma, Suriyelileri bitkin hale getirdi. Suriyelilerin üzerlerine roketler ve patlayıcı variller yağdı. Bazen rejim ve İran’ın bazen de Türkiye’nin baskısı onları tehdit etti. Kendi inançlarına göre şeriatı yeryüzüne egemen kılmaya çalışan radikal İslami gruplar arasındaki savaşları şiddetlendirmek için Suriyeliler, yakıt ve odun olarak kullanıldı.
Silahlı muhalif gruplar, terör estirip Suriyelilere kendi yaşam tarzlarını empoze etmek ve buna karşı çıkanlara en çirkin yaptırımları uygulamakla yetinmediler. Aksine durum, vergi koymaya ve çocuklara verilen ve bilim mantığına uymayan saldırgan yöntemlere kadar gitti. Daha da önemlisi, siyasi muhalifler tutuklanıp işkence edildi. Aktivistlere ve gazetecilere suikast düzenlendi.
Hiç şüphesiz insan, Suriyelilerin yeni yılın şiddeti tamamen durdurup mevcut krizin siyasi yollardan çözümüne başlanması için ciddi gelişmelere şahit olacağına dair temennisini gözlemlediği zaman gizli bir özlemle geri dönecektir. Çünkü onlar, çatışan tarafların mahiyetini, dış iradeye ne kadar bağlı olduklarını, siyaseti önemsemediklerini, insanların yaşamlarına ve sıkıntılarına değer vermeyen savaşı benimsediklerini iyice öğrendiler. Askeri bakımdan zafer kazananlar, Türkiye ve İran’ın çıkarlarıyla uyumlu ve Rusya’nın ülkeye yönelik hegemonyasına benzeyen anayasa komitesi ve diğer girişimler gibi şartlarını empoze ettiği zaman durum nasıl olacak?
Ayrıca Suriye’nin kaderini tayin etmede söz konusu güçlerin bireysel hareket etmesini engelleyen ABD’nin askeri birliklerini ülkeden çekmesi bu süreci desteklemektedir.
Meşruluğuna rağmen bazı Suriyelilerin yeni yılda siyasal muhalefetin sert bir şekilde tenkit edileceğini ummaları bir nevi hayal gibi görünüyor. Muhalefet, işlediği hataları itiraf edip saflarını birleştirebilir ve ulusal muhalefet için doğru bir imaj çizebilir. Muhalefet, bağımsızlığını vurgulayıp bölgesel ya da uluslararası tarafların ajandasını takip etmeyi reddedebilir.
Muhalefet, sosyal ve ideolojik farklılıklara rağmen uzlaşıp çeşitliliğe saygı gösterebileceğini ve suçlamalardan, iftiralardan, abartılardan ve cehaletten uzak bir şekilde müzakere yapabileceğini kanıtlayabilir. Daha da önemlisi muhalefet, adil geçiş seçeneğine ve demokratik değişime saygı gösterip bu uğurda taviz vermeye hazır olduğunu dile getirebilir.
Devrimin baskı, zulüm, yolsuzluk gibi faktörleri, bugün daha net bir şekilde ortaya çıkmasına ve bu faktörlere özgürlük, onur ve eşitlik gibi basit hakları savunmak için Suriye halkının verdiği büyük kayıpların eşlik etmesine ve insanların içine işlemeye başlayan karamsarlık,  hasret ve başarısızlık duygularına teslim olmanın tehlikesine rağmen bu mağdur halkın yeniden kalkınması, bir temenniden ziyade tarihi bir gerçeğe daha yakındır.
Halkların tecrübeleri, onların kalkınma imkânları ve olanakları bu tarihi gerçeği teyit ediyor. Suriyelilerin iyi niyetleri –ki bu iyi niyetlerin bazısı sekteye uğradı ve bazısı da zararlı dikenler tarafından kuşatılıp yok edildi- bu tarihi gerçeği destekliyor. Bu iyi niyetler, verimli bir ortamda gelişip kesinlikle meyvelerini verecektir.