Salih Kallab
Ürdünlü yazar. Eski Enformasyon, Kültür ve Devlet Bakanı
TT

​Rusya’nın başarısız Filistin girişimi

Geçmişte yaygın olan düşüncenin aksine Filistinli gruplar (18 grup), 2 Şubat’ta Moskova’ya –ki Filistinli gruplar, Moskova’da Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve yardımcısı Mihail Bogdanov’la bir araya geldi- birleşme ya da barış sürecine katılmaları için davet edilmedi. Bu meseleyi de kesinlikle Ruslar ortaya atmadı. Çünkü Ruslar, örgütleri birleştirmenin imkânsız olduğunu biliyor.
Zira bazı örgütler, Arap ve Arap olmayan örgütlere bağlıyken bazı örgütlerin sahada bile varlığı bulunmuyor. Bazı örgütler ise Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) ve ulusal yönetimi tanımıyor. Bu örgütler, Siyonist düşmanla müzakere yapmayı, yaklaşılmaması gereken şeytanın işi olarak görüyor.
Rusya’nın davetine göre bu toplantıya Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC) ve Filistin Halk Mücadelesi Cephesi’nin (FHMC) yanı sıra FKÖ örgütleri –ki aslında FKÖ, Fetih Hareketi’dir- gitti. Diğer bazı gruplar gibi FHMC’nin de büyük bir balondan ibaret olup gerçek bir varlığı bulunmamaktadır.
Üstelik ismi dışında varlığı olmayan ve belki Şam’da bir ofisi bulunan Suriye Halk Kurtuluş Savaşı Öncüleri-Yıldırım Kuvvetleri ve Arap Kurtuluş Cephesi gibi gruplar da mevcut. Irak Baas’ına bağlı Arap Kurtuluş Cephesi ise, Yıldırım Kuvvetleri’nden daha iyi bir durumda değildir.
Ayrıca fiili olarak Suriye Silahlı Kuvvetlerine bağlı Filistin Kurtuluş Ordusu’nda eski bir subay olan Ahmed Cibril yönetimindeki Genel Komutanlık grubu mevcut. Genel Komutanlık, Dr. Corc Habaş liderliğindeki FHKC’den erken dönemde ayrıldı. Hizbullah ve General Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü gibi Genel Komutanlık da, 2011 yılında Suriye krizinin başlamasının ardından Esed güçlerinin yanında savaşan tek Filistinli gruptur.
Muhtemelen Rusların tüm bu Filistinli örgütlere niçin davet gönderdiği biliniyor. Zira bu gruplardan bazıları, gerçek bir varlığa sahip olmayıp isimden ibarettir. Bazı gruplar ise FKÖ’yü, FKÖ’nün kuruluşlarını, Filistin Ulusal Konseyi’ni, barış sürecini, ulusal yönetimi, Arap ve Müslüman ülkelerde ve Çin, Rusya, Fransa, İngiltere ve ABD gibi diğer ülkelerde FKÖ’ye bağlı Filistin Büyükelçiliklerini tanımıyor.
Doğrusu Rusların tüm bunları ve bundan daha fazlasını bilmesi tuhaf bir durumdur. Fakat Ruslar, sadece barış sürecine katılan gruplara (Fetih Hareketi, FHKC, FDHKC ve bazı diğer küçük gruplar) davet göndermek yerine söz konusu daveti, fazla yük sayılan gruplara, Hamas ve İslami Cihat Hareketlerine de gönderdi.
Hamas Hareketi, kendisini Filistinli değil de İslami bir örgüt olarak addediyor. İslami Cihat Hareketi, Filistin sahasına gelen son gruptu. Libya Cemahiriyesi’ne ve Albay Muammer Kaddafi’ye bağlı olmasına rağmen İslami Cihat Hareketi’nin İran’a bağlı olduğuna dair gerçek kanıtlar var.
Tüm bu gerçekleri ve bu gerçeklerden daha fazlasını bilmelerine rağmen Ruslar, söz konusu daveti gönderdi. Davetin amacı, söylendiği gibi Filistin sahasını birleştirmek değil, İsraillilerle barış süreci konusunda anlaşmaktı. Talep ise 4 Haziran 1967 sınırlarına göre başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletiydi.
Rusya’nın bu abartılı davetinin –ki bu davetin, barış sürecini ileriye götürmeyeceği açık ve netti. Davet edilen liderler, ittifak içinde olabilir. Ancak onların kalpleri farklı- Hamas Hareketi’nin Siyasi Ofis Başkanı İsmail Heniyye’yi ikna etmek için yapıldığını düşünenler var.
Rusya, Moskova’yı ziyaret etmesi için Heniyye’ye daha önce bir davet gönderdi. Fakat bu davet, Ruslar tarafından iptal edildi. Rusları Müslüman Kardeşler Örgütü’yle –ki birçok ülke, Müslüman Kardeşleri terör örgütü olarak kabul etmeye başladı- bağlantıları varmış gibi gösterecek olumsuz yansımalardan kaçınmak için Heniyye’ye yapılan davet, bu abartılı davetle değiştirildi.
Tabi Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve yardımcısı Mihail Bogdanov, bölünmeyi sonlandırmak için Filistinli gruplara gayri ciddi ve çekingen bir davet gönderdi. Tüm bunlar, gerçek dışıdır. Çünkü Ruslar, Hamas’ın 2007 yılında ulusal yönetime, Fetih’e ve FKÖ’ye yönelik kanlı darbesinden ve İslami Direniş Hareketi’nin Başbakan Binyamin Netanyahu gözetiminde İsrail aracılığıyla Doha’dan gönderilen Katar fonlarını almaya başlamasından bu yana bu bölünmenin kalıcı olduğunu biliyor.
Tüm bu Filistin merkezli ihtilafları ve çelişkileri aynı kutuya yerleştiren söz konusu abartılı Rus daveti, gerçek bir başarı sağlamadı. Aksine bu ihtilaflar ve çelişkiler daha da arttı. Zira Hamas Hareketi, Fetih’e, FKÖ’ye ve ulusal yönetime baskı yapmakla yetinmeyip Merkezi Komite Üyesi Ahmed Hallas’a suikast girişimleriyle birlikte Fetih Hareketi üyelerini hedef almaya başladı. Filistin ulusal birliğine bağlı olduğu söylenilen Gazze’deki Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar’a da daha fazla tedbir getirdi.
Liderleri ittifak içinde, ancak kalpleri farklı olan büyük Filistin heyetinin ziyaretine geri dönelim. İslami Cihat Hareketi’nin temsilcisi, Lavrov ve Bogdanov’la varılan anlaşmayı imzalamayı reddetti ve İslami Cihat Hareketi’nin FKÖ’yü tanımaya, Batı Şeria ve Gazze’de bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına karşı çıktığını yeniden dile getirdi. Öte yandan Hamas Hareketi’nin Temsilcisi Musa Ebu Merzuk, İslami Cihat Hareketi’nin imzalamadığı hiçbir şeyi imzalamayacağını söyledi. Tabi Ebu Merzuk’u Genel Komutanlığın ve Yıldırım Kuvvetleri’nin temsilcileri takip etti. Aynı şekilde Şam’da ikamet eden ve Suriye’nin eğilimlerine yakınlığıyla bilinen FHKC’nin Temsilcisi Mahir et-Tahir de ikilemde kaldı.
Filistinli grupların Moskova ziyareti, yeni bir gelişmeye yol açmadı. Reddedenler, reddetmeye devam etti. Kabul edenler de kabul ettiklerini yeniden vurguladı. Öte yandan Ruslar ise sebebinin tam olarak bilinmediği söz konusu başarısız ziyaretle yetindi. Zira bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğu Yüzyılın Anlaşması’na ciddi bir şekilde işaret edilmektedir. Herhangi bir düzenleme yapılmaksızın Yüzyılın Anlaşması’nı kabul etmeleri noktasında ulusal yönetime, FKÖ’ye ve bazı Arap ülkelerine gelecek günlerde daha fazla baskı yapılacağı söyleniyor.
Filistin ulusal birliğinin bu aşamada ve yakın bir süreçte öngörülmediğini burada ifade etmeliyiz. Dr. Muhammed Eştiye hükümetinin kurulmasının ardından netleşmeye başladığı üzere Hamas, Gazze’de Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir çözüm fırsatı kalması için imkânsız şartlarına bağlılığını yeniden vurguladı. Hamas Hareketi, 2007 yılında kanlı bir darbe yaptığından ve Mekke Anlaşması’ndan geri adım attığından beri bu durum, net bir şekilde biliniyordu.
Öte yandan sol görüşlü bir cephenin lideri, geçmiş söylemleri dillendiremeye devam ediyor ve kendi rejimlerinin ABD hegemonyasına boyun eğmemesi için Arap kitlelerini sokaklara ve meydanlara çıkmaya çağırıyor.