Yeni Zelanda’nın genç Başbakanı Jacinda Ardern, aşırı ırkçı sağa güçlü bir darbe indirdi. (39 yaşındaki Ardern, 2017 yılında 37 yaşındayken bu uzak adada yönetime geçti. Ardern, görevdeyken bebek dünyaya getiren ikinci liderdir.)
Genç başbakan, dünyada barışın ve birlikte yaşamın sembolü haline geldi. İki camiye yapılan katliamın kurbanlarına karşı samimi bir şekilde hareket etti. Başbakan Ardern, duygusal açıklama yapmakla yetinmeyip pratik kararlar aldı.
Aşırı ırkçı ve terörist sağa ağır bir darbe vurdu. Yeni Zelanda Başbakanı, başörtüsü taktı ve geçtiğimiz Cuma günü TV ve radyoda ezan okunması talimatını verdi.
Bu iki karar, sembolik olsa da gurbetçilere ve göçmenlere karşı ülkenin kazanımlarını, çalışmalarını ve ideolojisini koruma bahanesiyle Yeni Zelanda’nın birliğini bozmak isteyenlerin karşısında güçlü bir şekilde durmak için Ardern hükümetinin ne kadar ciddi olduğunu göstermektedir. Yeni Zelanda Başbakanı Ardern’in, aşırı sağ güçlere karşı sergilediği güçlü tutum nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi için kampanya başlatıldı.
Aşırı ırkçı sağ, Yeni Zelanda’daki savaşını kaybetmesine rağmen uluslararası savaşını kaybetmedi. Savaşların ibresi, güçlü bir şekilde aşırı sağın lehine meylediyor. Politika, medya, parlamento ve eğitim alanında aşırı sağın temsilcileri, önemli görevlere geldi. Hatta aşırı sağa sempati duyan bazı siyasi liderler, bazı büyük ülkelerde yüksek makamlara ve iktidara ulaştı. Batı dünyasının Yeni Zelanda Başbakanı Ardern gibi liderlere ihtiyacı var. Ülkesinde ve yurtdışında aşırı sağın yükselişi, terör tehlikesi ve intikam olasılığı karşısında güçlü bir şekilde duran Başbakan Ardern’in aksine Batı ülkelerindeki bazı liderler, aşırı sağın yükselişi karşısında zayıflamaya başladı.
Irkçı radikallerin oy sandıkları aracılığıyla siyasi makamlara ve parlamentoya ulaşması, endişe verici bir durumdur. Irkçıların ötekine karşı tutumları, popülerlik kazanmaya ve rağbet görmeye başladı.
Batı dünyasının aşırı sağ terör düşüncesini iyileştirme yöntemi, dikkat çekici bir durumdur. Genellikle Batı, Müslümanların arasındaki bazı radikal grupların terörüne odaklanmayıp objektif bir şekilde Avrupa’daki aşırı sağ gruplara yoğunlaşıyor. Batı, hak edenlere terör suçlamasında bulunmadı. Aksine suç çemberini daraltarak yaranın olduğu bölgeyi belirledi ve uygun neşteri kullandı.
Öte yandan Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde aşırı sağ tarafından düzenlenen terör saldırısında mağdur olan 100’den fazla Müslüman’ın kanının henüz kurumadığı bir zamanda bazı Araplar, Yeni Zelanda’daki terör saldırısına karşı zayıf bir tutum sergileyerek Müslümanların arasındaki teröre odaklandı.
Radikal Müslüman grupların içerisindeki terör, tehlikeli bir olgu olup iyileştirilmesi gereken bir hastalıktır.
Herkes, bu konuda hemfikir. Fakat zamanlama ve Yeni Zelanda’daki terör saldırısıyla birlikte bu konuya odaklanmak yanlıştır.
TT
Sağduyu ve duyarsızlık
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة