Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
TT

​​Suriyeli göçmenler: Çözümü bekleme sorunu

Suriye’den komşu ülkelere giden göçmen sayısı, 5 milyonu aştı. Sadece Türkiye’de 3.5 milyondan fazla göçmen var. Ürdün ve Lübnan’da ise 2 milyondan fazla göçmen bulunuyor. Göçmenler, Lübnan ve Ürdün’ün kırılgan yapısına yönelik güvenlik, ekonomik ve sosyal bakımdan bir baskı oluşturdu. Öyle ki göçmenlerin geri dönüş meselesi, Lübnan ve Ürdün’ün temel kaygısı haline geldi. Aynı şekilde geri dönüş meselesi, farklı nedenlerden ötürü komşu ülke Türkiye için de bir endişeye dönüştü. Türkiye’nin Suriye’deki çözüm sürecini etkilemek ve bu çözümü kendi çıkarına kabul ettirmek için geri dönüş meselesini kullanması, belki de en önemli sebeptir.
Geri dönüş meselesi, sadece komşu ülkeler için bir kaygı teşkil etmiyor. Aynı zamanda göçmenler de ülkelerine geri dönmek istiyor. Suriyeli göçmenler, tehcir edildi ya da Esed rejimi ve müttefikleri Ruslar, İranlılar ve milisler tarafından öldürülme veyahut rejimin hapishanelerinde işkence altında ölme tehdidi nedeniyle evlerinden, eşyalarından ve ilişkilerinden kaçmak zorunda kaldı. Göçmenler, komşu ülkelere gitmeye mecbur bırakıldı. Göçmenler, komşu ülkelerde oturma, çalışma, eğitim ve hizmet bakımından zor şartlar altında yaşadı. Göçmenler, Lübnan’dakine benzer şekilde güvenlik baskılarına ve ayrımcılığa maruz kaldı.
Doğal olarak Esed rejimi, göçmenlerin geri dönüşüne özellikle de güvenlik ve politik bakımdan hassas olan bölgelere dönmelerine karşı çıktı. Çünkü bu bölgelerdeki tehcir işlemi, demografik değişim politikası çerçevesinde gerçekleşti. Bu politikaya özellikle Şam ve Humus kırsalında İranlılar ve Hizbullah da katıldı. Öncelikle demografik değişim, Şam’ın batı kırsalında, Kalamun’da ve Humus kırsalında askeri ve güvenlik hâkimiyeti amaçlıyor. Öte yandan demografik değişim, Seyyide Zeyneb ve Dareyya şehirlerinde olduğu gibi Şam’ın güneybatı kırsalında Ehl-i Beyt türbelerinin bir parçası olduğundan dolayı etnik boyuta sahip yerlere egemen olmayı hedefliyor.
Suriye savaşındaki gelişmelerin yanı sıra Rusya ve İran’ın yardımıyla rejim, ülkenin güney ve orta bölgeleriyle Şam çevresine yeniden egemen oldu. Bundan dolayı Ruslar, Esed rejiminin bölgesel ve uluslararası ilişkilerini yeniden normalleştirmekle uğraştı. Doğal olarak normalleşme işlemine komşu ülkelerden yani Ürdün ve Lübnan’dan başlandı. Ürdün’ün Nasib sınır kapısını –ki Lübnanlılar, buradan Ürdün’e, Ürdün’den de Körfez ülkelerine geçiş yapıyor- açmasına paralel olarak iki ülkedeki Suriyeli göçmenlerin geri dönüş meselesi gündeme geldi.
Geri dönenlerin öldürülme ve tutuklanmaya maruz kaldıklarıyla ilgili acı tecrübeler ışığında Esed rejiminin göçmenlerin dönüşüne karşı çıktığını ve Rusların geri dönenlerin rejim tarafından saldırıya maruz kalmayacağına dair garanti veremediğini bildiği için Ürdün, ilk başta göçmenlerin geri dönüş meselesine çekingen baktı. Tüm bu nedenlerden dolayı Ürdün, Lübnan’ın aksine göçmenleri geri dönmeye zorlamadı ya da teşvik etmedi. Lübnan, göçmenlerin Suriye’ye dönmelerini sağlamak için Suriyelilerin ikametlerini yenilememek, Hizbullah’ın ve Esed rejimi yanlısı Lübnanlı partilerin göçmen kamplarına özellikle de Arsal kampına girip Suriyelileri geri dönmek isteyenler listesine dâhil etmeye zorlamaları gibi farklı yollara başvurdu.
Esed rejimi, Lübnanlı müttefiklerinin organize ettiği geri dönüş sürecini dolaylı bir şekilde onaylamasına rağmen Suriye’ye geri dönenler, pek çok zorlukla karşı karşıya kaldı. Suriye güvenlik organları, geri dönenleri soruşturmaya tabi tuttu, bazılarını tutukladı, gençleri askere gönderdi ve yetişkinleri ise yedek olarak kaydetti. İşin, hizmetin ve insani yardımların olmadığı zorlu şartların yanı sıra yaşam koşullarından dolayı göçmenler, evlerine dönüp sahip oldukları eşyaları geri alamadı.  Geri dönenler, yerel militanlar tarafından hedef alınıp onlara şantaj yapılmasa da bu koşullar, Lübnan’daki göçmenlerin yaşam trajedisine rağmen Suriyelileri Lübnan’a geri dönmeye sevk etti.
Göçmenlerin Ürdün ve Lübnan’dan geri dönüşüyle ilgili gerçekler, Rusların iki ülkeyle olan çabalarını boşa çıkardı. Moskova, yeniden imar süreciyle rejimin bölgesel ve uluslararası ilişkilerini normalleştirme konusunda bu çabaların Rusların bir sonraki planına yardım edeceğini düşündü. Lübnanlılar ve Ürdünlüler ise yeniden imar sürecinde büyük bir rol oynayacaklarını zannetti. Fakat uluslararası toplum, rejimin Suriye konusunda uluslararası kararlarla uyumlu siyasi sürece katılmadan yeniden imar sürecinin finanse edilmeyeceğini söyledi. Esed rejimi ise söz konusu siyasi süreci halen reddediyor.
Yeniden imar meselesi gibi geri dönüş meselesi,  ülkelerin ya da göçmenlerin kendi isteğiyle ilgili bir mesele olmadan önce Suriye sorununu kökten çözecek siyasi bir süreçle ilişkilendirilmesi gerekiyor.  
Dönüş meselesi siyasi süreçle irtibatlandırılmadıkça göçmenlerin Suriye’ye geri dönüşü gerçekleşmeyecek. Aynı şekilde bazı Avrupa ülkelerinde de mültecilerin Suriye’ye geri dönmesiyle ilgili sesler yükseliyor. Suriye meselesi çözüme kavuşturulup hem göçmenler hem de mülteciler için güvenli dönüş ve potansiyel yaşam garanti edilmediği sürece Avrupa’daki mülteciler de ülkelerine geri dönmeyecektir.