Hüseyin Şubukşi
TT

​Sudan’ın “Rambo’su”

Sudan'da yaşananları ilgiyle ve merakla takip ediyorum. Bu ülkeyi seviyorum, insanlarına da aşığım. Özündeki güzellikleri zorluk ve sıkıntı zamanlarında gösteren bu insanlar cömert, asil ve misafirperverdirler. Suriye devrimi olayları sırasında Suriyelilere şartsız ve herhangi bir sayı kısıtlaması olmadan ev sahipliği yaptılar. Sudan vatandaşlarına tanınan tüm imkânları onlara da tanıdılar.
 Sudan zengin, kaynakları bol ve renkli bir ülkedir. Seçilmiş ve demokrat bir hükümete karşı Müslüman Kardeşler’in (İhvan) desteğiyle askeri darbe yapan Beşir rejimini ortadan kaldırdı. Her türlü ipin üstünde oynayan bir rejimdi. Daha çok politik bir sirki andırırdı. İran’la yakınlaşırken Körfez ülkelerine sırt çevirdi, Katar ve Türkiye ile yakınlaşırken Mısır ve Suudi Arabistan’ı tehdit etti.
Bu rejim döneminde Sudan "güneyini" kaybetti, "Darfur" yerle bir oldu ve diğer birçok bölge tehdit edildi. Liderleri ve yardımcıları teröre destek vermekle suçlanarak, Uluslararası Ceza Mahkemesi  (UCM), Beşir hakkında tutuklama kararı çıkardı. Sudan yavaş yavaş adeta bir mezarlığa dönüştü. Ekonomi yerle bir oldu, Sudan cüneyhi değer kaybetti, işsizlik oranı rekor seviyelere yükselerek, enflasyon oranları sert bir şekilde yükseldi. Fakat daha önemlisi ve acı olanı hoşgörü ve letafetin ete kemiğe büründüğü Sudan kimliği yok edildi, Sudan ve halkına sistematik bir şekilde yeni bir "etnik" ve "dini" bağnazlık ikame edildi.
Sudan asıllı İsviçre vatandaşı olan Alan Baydar, Sudan'a Şam bölgesinden göç etmiş bir aileden geliyor, bana; Sudan'ın tarihinde hiçbir zaman dini bağnazlık görülmediğini, Müslümanların bu ülkede Hıristiyanlar ile birlikle barış içinde yaşadıklarını, Sudan’ın özgürlük, hoşgörü ve fikri yaratıcılığın canlı bir örneği olduğunu, hatta Yahudiler, Ermeniler ve Hinduların Sudan'da yıllarca güvenlik, barış ve huzur içinde yaşadıklarını anlattı.
Bu iklim tüm alanlarda yaratıcı bir atmosfer oluşturdu, zira musikide “el-Belabil”, “Muhammed Wardi” ve “Sayed Halife”, şiir dalında Tayyib Salih ve el-Hâdî Âdem, futbolda Ali Gagarin, Mustafa Nakar, Mutemed Hocali ve Mazda, tiyatroda Ali Mehdi dünya çapında ün yapmışlardır. Tıp, ekonomi, akademik eğitim, bankacılık, muhasebe ve hukuk alanlarında dünyanın değişik yerlerinde kariyer yapmış birçok Sudanlıyı bulabiliriz.
Sudan halkı medeni ve barışçıl bir şekilde sokaklara indi, eski rejimin sembolleri halkın ahlakına yenildi. Bu halkın dünyasında tekfircilik ve korkutmaya yer yoktur. Başkalarının inancını hakir görmediği gibi kimin daha sağlam inancı olduğuna dair tartışmalara da girmez. Kadınlara son derece değer verirler. Halk hareketinin simgesi haline gelen ve tezahüratları ile kitleleri uyanışa sevk eden Alaa Salah’ın sahneye çıkabilmesi bunun delilidir. Yabancı unsurların bünyeye sızamadığı yurtsever ve içten bir hareketten bahsediyoruz.
 Bugün Sudan halkının çekinceleri var, ancak bu çekince iyimserlik ve umut temeli üzerine kurulu… Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın yeni bir “Numeyri” veya “Beşir” olmasından endişe ediyorlar. Sudanlıların güzel bir deyişi vardır; “Yılan tarafından sokulan, ipin hareketinden korkar!” Kahraman olan Sudan halkıdır.