Suudi Arabistan’ın kardeş Irak’a yönelik son girişimleri, Krallığın net vizyonunu yansıtmaktadır. Krallığın bu tutumu, Riyad ve özellikle de coğrafi ve demografik bakımdan yakın Arap başkentleri arasında ilişkileri koruma kararlılığını teyit eden derin stratejik dönüşüm olarak tanımlanabilir. Zira sıkıntılı zamanlarda kan, kardeşlik, din ve kültür bağları güçlüdür.
Geçtiğimiz günlerde Ticaret ve Yatırım Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı’ndan oluşan Suudi heyetin Irak ziyareti, pek çok kez işaret ettiğimiz ve uluslararası çağdaş politik ihtiyaçların farkında olan Suudi fikir reformunu gösteriyor. Şöyle ki mesele, sadece güvenlik ve askeri boyutla sınırlı kalmayıp tarihi kültürel faktörlerin yanı sıra ekonomik ve sosyal bir boyut kazandı. Tüm bunlar, hızlı değişen jeopolitik bir dünyada ortak ve değişken kimlikleri yeniden biçimlendirmede etkili unsurlardır.
Bağdat’ta yeni bir Suudi Arabistan Başkonsolosluğu açmak, kraliyet ve Irak arasında yeni bir köprü kurmak demektir. Ticaret ve Yatırım Bakanı Macid el-Kasbi’nin dediği gibi çift yönlü insani köprü, iki ülke arasındaki ilişkileri sağlamlaştırıyor ve tüm alanlarda önemli işbirliğini kolaylaştırıyor.
Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın da eşlik ettiği Suudi heyetin ziyaretinde ticari heyetin sosyal zekâsı dikkat çekiciydi. Sosyal zekâ ve ekonomi, Suudi Arabistan ve Irak ilişkilerinin geleceği için olmazsa olmaz iki kanat gibidir. El-Mütenebbi caddesini ziyaret ettiği sırada Irak ve anlatılmamış hikâyeye sahip medeniyetler hakkındaki konuşması, tabiri caizse Iraklı dostların olumlu şovenist ihtiyaçlarını karşılıyor ve uzun zayıflık yıllarından sonra kendilerine yeniden güven veriyor.
Suudi heyetin ziyaretini derin bir analiz perspektifiyle takip edenler, kraliyetin Irak’ı yeniden Arapların yanına çekmek için kapsamlı bir Arap iradesiyle Irak’a gittiğini anlar. Suudi Arabistan, mezhepsel tezatlıklara ve farklı etnik gruplara oynamıyor. Suudi Arabistan, bir gün olsun çekişmeye yol açan dar görüşlü kota felsefesiyle hareket etmedi. Aksine Irak’a ve farklı oluşumlarıyla Irak halkına bir bütün olarak yönelen bir heyet gördük. Amaç ise tarih boyunca Araplara hayır getirmeyen güçlerin ideolojik, dogmatik ve lojistik esaretinden kurtulmak için Iraklılar arasında cesareti artırmaktır.
Suudi heyetin Irak ziyareti öncesinde sanki Irak’a yönelik bir Arap uyanışı vardı. Örneğin Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’yi Mısır’da gördük. Mısır, Ürdün ve Irak zirvesini izledik. Geleceğe yönelik ufukta beliren ortaklıklar okuduk. Ortak ticaret ve ekonomiden mülteci ve terör krizine kadar birçok alanda şu anki ihtiyaç, Araplarda daha fazla dayanışma isteği uyandırıyor.
Irak’ın altyapıyı yeniden inşa etmesi gerekiyor. Hiç kimse, terörün sonsuza dek kaybolduğunu zannetmesin. Terör, farklı maskelerle yeniden dönmek için fırsat kolluyor. Bunun için görüşmek, müzakere yapmak ve yakınlaşmak gerekiyor.
Suudi Arabistan, Irak’ta Arap ve Körfez ülkeleri tarafından boş bırakılan ilişki alanlarının Arap çıkarlarını önemsemeyen 3 yabancı güç tarafından doldurulmaya çalışılacağını fark etti. İran, Türkiye ve dünyanın her yerine giriş yapmak için çaba sarf eden İsrail’den bahsediyoruz. Bu, Irak’ın geleceğini gözeten güzel ve etkili bir bilinçtir. Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin İran ziyareti öncesinde Dini Lider Ali Hamaney’in açıklamasına işaret etmeden geçmeyelim.
Hamaney, Suudi Arabistan-Irak yakınlaşmasını eleştirerek, bunun Riyad’ın Bağdat’a yönelik gerçek tutumunu yansıtmadığını söyledi. Arap çevresinde kardeşler arasındaki yakınlaşmaya yönelik Hamaney’in açıklamaları ve olumsuz düşünceleri bizi şaşırtmadı. Bunun için Hamaney, ilişkilere çomak sokmaktan geri durmuyor. Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, tarihi köklere sahip ilişkilerin, iki kardeş ülkenin liderlerinin ve halkının beklentileriyle uyumlu bir şekilde sürekli gelişip sağlamlaştığını dile getirdi.
Ortadoğu’da karışık ve şüpheli veriler ortamında Bağdat’ı İran ve Türkiye çemberinden kurtarmak için Irak, hızlı bir şekilde Arap dayanışmasına ihtiyaç duymaktadır. Bu verilerin bazısı, 20 yıllık Arap gerilemesinin doğal bir sonucuyken bazısı da Ortadoğu’daki çatışmaların makul sonucundan kaynaklanmaktadır. Bu çatışmaların pusulasının nereye gittiğini ise hiç kimse bilmiyor.
Suudi Arabistan’ın Irak’a yönelik son açılımı, kapıları daha fazla açıyor ve bölgede ekonomi ve ortak Arap savunma vizyonuyla yeni bir Arap projesi üretme hayaline zemin hazırlıyor.
Araplar, Iraklı Godot’un dönüşünü beklememelidir. Godot’a hemen gitmek, daha yüce ve daha faydalıdır.
TT
Riyad-Bağdat arasında derin stratejik dönüşüm
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة