İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

Hamaney zehir kadehini yudumlayacak mı?

İran dosyası ile Tahran ve Washington arasındaki mevcut ve gelecek çatışmaları takip ederken başta “Tarih tekrar mı ediyor?” sorusu olmak üzere pek çok soru gündeme geliyor.
Mollaların ders alması için 40 yıl yeterli gelmedi mi?
İran-Irak savaşından yaklaşık 10 yıl sonra yani tam olarak 1988’de İran, ateşkese, ülke sınırlarına çekilmeye, esir takasına ve barış müzakerelerine çağıran Güvenlik Konseyi’nin 598 sayılı kararını kabul ettiğini duyurdu. O dönemde Humeyni, İran’ın yenilgisini ifade etmek için radyodan şu meşhur açıklamayı yaptı: “Yazıklar olsun bana. Zehir kadehini yudumluyorum. Ne kadar da utanç duyuyorum!”
Bu açıklamadan 30 yıl sonra mollalar, neredeyse Bourbon ailesine benzeyecek. Çünkü mollalar, tarihten ders almadı ve hafızalarında tarihi olaylardan bir şey kalmadı. İşte Ruhani, saldırıya maruz kalsa bile hiçbir şeyin ülkesini değiştiremeyeceğini söylüyor.
Tarih tekrar etmiyor. Ancak İranlılar, önceki dini yönetimin saçmalıklarını tekrar ederek, hatalarından ders çıkartmıyor.
Eski Başkan George Bush’un Ortadoğu ve Kuzey Afrika Danışmanı ve Amerikan Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haass, İran-ABD krizinin geleceğine değindi. Haass’a göre İranlılar, 1979 devriminin tehlikede olduğunu hissetmeleri halinde mevcut krizde kesinlikle geri adım atacak.
İran-Irak savaşı, İran devrimini ciddi anlamda tehdit etti. O dönemde Humeyni, devrim çıkarlarının hiçbir şekilde riske atılmasının mümkün olmadığını düşündü. Aynı devrim, tehlikeye girdi ve yok olmaya yüz tuttu. Bunun için acı tavizler verilmesi gerekiyordu.
Hamaney, ABD ve diğer ülkeler tarafından yürütülen ambargonun hem rejimi hem de devrimi kuşattığını görürken aynı adımları takip edecek mi?
Hamaney, ABD’nin İran rejiminin yapısını değiştirme isteğinin ya da İran’ın dış politikalarında köklü değişiklik yapma niyetinin, yurtdışına ihraç edilmeye hazır devrim ruhunun sonu olduğunu biliyor. Bu da kabul edilemez bir tehlike boyutudur.
Diğer yandan İran devrim rehberi, boş söylemlere ve haykırışlara rağmen askeri anlamda ABD’yle çatışma gücüne sahip olmadığını biliyor. ABD ise İran’a düzenli bir savaş değil de melez bir savaş ilan etmek istiyor. Aynı zamanda ABD, son yıllarda Ortadoğu ve Körfez vücuduna yayılan kanser hücrelerini yok edecek başarılı saldırılar, sınırlı ve nitelikli operasyonlar gerçekleştirmek istiyor.
Bu kapsamda mollalar, İran içerisinde devrimin kalbinin ölümcül bir sekteye uğradığını görecek. İşte o zaman Hamaney ve çevresindekiler için acı tavizler ve zehir kadehi hazır olacak.
ABD-İran arasındaki kriz şiddetlendikçe zehirli kadehin belirtileri, İran içerisinde daha da belirginleşiyor. Şöyle ki İran’ın sosyal yapısı, dikkat çekici ve endişe verici bir şekilde parçalanmaya maruz kalıyor.
İran sokakları kaynıyor. Ekonomik ambargo nedeniyle İranlılar, kendilerine uluslararası şer getiren bir rejime karşı belli bir noktada kesin tercihlerini yapacak. Zira halk, içeride açlıktan kıvranırken İran, petrol gelirlerini Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’de militanlara harcadı.
Halkla çatışmak, 1970’lerin sonunda Şah’a karşı İran halkının devrimi olan ilk kareye geri dönmek demektir. Fakat daha öncesinde Humeyni, devrimi kontrol etti. Devrimden sonra İran’ın ilk cumhurbaşkanı olan Ebu’l-Hasan Beni Sadr, Humeyni ve mollaların, devrimin ruhuna ihanet ettiklerini dile getirdi. Hamaney de bunu mu yani İran halkının kendisine karşı yeniden ayaklanmasını mı umuyor?
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarında şu durum dikkat çekicidir. Trump, büyük medeniyete ve insani kültüre sahip olmakla nitelendirdiği İran halkıyla terörü destekleyen, bölgedeki birçok sorunun nedeni olan ve şu an şerri dünyaya yayılmaya başlayan Tahran rejimini daima birbirinden ayırt ediyor.  
İnsan, hakkında konuştuğumuz zehirli kadehin belirtilerini İran evindeki artan anlaşmazlıklarda görebilir. Birkaç gün önce Hamaney’i 2015 yılında nükleer anlaşmayı kabul etmelerinden dolayı Ruhani ve Zarif’e sitem ederken dinleyenler, aynı ruh içerisindeki anlaşmazlığın ve ayrılığın boyutunu fark eder. Yani ev sahibi, hızlıca tamir-tadilat işlerine başlamazsa İran evi, yıkılma potansiyeli yüksek bir şekilde kendi içerisinde bölünmek üzere.
Hamaney, kritik bir zaman yaşamaktadır. Hamaney’in, ABD’nin 12 şartını kabul etmek anlamına gelen zehir kadehini içmeyi ya da çatışmaya girmeyi tercih etmesi gerekecek. Bu çatışmada etrafındaki ülkeler saldırıya geçecek ve İran, müttefiklerine olan güvenini mutlak bir şekilde kaybedecek. Zira Rus çarı, Hamaney’e karşı sözünü tutmadı. Hamaney, İran yangınını kendisi söndürmesi gerekecek.
Son zamanlarda Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni, “Aslında sonsuza dek baki kalacağımızın bir garantisi yok” açıklamasında bulundu. Eski İran Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Ransancani’nin kızı Faize Rafsancani ise daha ileriye giderek, siyasi kaide olarak İslami ideolojinin İran’da başarısız olduğunu dile getirdi.
Hamaney, zehir kadehini yudumlayacak mı yoksa devrimin sonsuza dek çöküşünü mü tercih edecek?