Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

DEAŞ’ın kalıntıları ve yalnız kurtları

Suriye, Irak ve Libya’da yenilmesinin ve “hilafet” projesinin sona ermesinin ardından DAEŞ, sıfır hatta sıfırın altında bir noktaya geriledi. Yüzölçümü Suriye ve Irak’ın yarısını, Libya’da Derne ve Sirte ile Bingazi’nin bazı bölümlerini, Mısır’da Sina yarımadasını aşan bir “devlet” iken zayıflayıp gerileyerek, seçilmiş ve izole küçük hedefleri vurmak için arada bir bile görünemeyen Bağdadi’nin emirlerini bekleyen yalnız kurtlara dönüştü.
DEAŞ’ın çöküşünün ardından örgütün Arap toplumları içerisinde bıraktığı saatli bir bomba gibi görülen, kadın ve çocuklardan oluşan DAEŞ’in “kalıntıları” krizi ortaya çıktı. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre kamplarda resmi belgelere sahip olmayan 45 bin Iraklı çocuk olduğu bulunmaktadır ki bu korkunç bir rakamdır.
DEAŞ’ın eylemlerinin etkisini silmek kolay olmayacak. Anneleri Ezidi olmasına rağmen din adamlarının kendilerini topluluğa kabul etmeyi reddettiği, Ezidi topluluğuna ve topluma entegre edilmelerine itiraz edilen Ezidi çocuklar gibi bu çocukların da temelde  varlıklarını kabul etmeyen bazı toplumlara entegre edilmesi için büyük bir çaba harcamak gerekecek.
DEAŞ’ın kalıntıları, kendileri için herhangi bir rehabilitasyon programı hazırlanmaması halinde bırakıldıkları toplumlar için kalıcı bir tehlike oluşturmaktadır. Çünkü DEAŞ’ın yönetimi altındave gönüllü ya da isteksizce özümsedikleri fikirlerin ışığında bu çocuklar öldürme,kesme, yakma ve diri diri gömmek gibi korkunç görüntülere tanık oldular.Örgüt yönetimi altındaki bölgelerde yerli halkı da bu görüntüleri izlemeye zorluyor hatta kendisine bağlılıklarını kanıtlamaları için onlardan bu eylemlere katılmalarını istiyordu.
Dolayısıyla bu çocukların mutlaka rehabilite edilip zihinlerinin DAEŞ’in kanlı kabuslarından temizlenmesi gerekir. Ayrıca örgütün bu çocukların zihinlerine ektiği ve pekiştirdiği düşüncelerden geriye kalanlar da ortadan kaldırılmalıdır. DEAŞ’tan geriye kalan herkes, örgütün yönetimi altında zorla yaşamamıştı, aralarında gönüllü olarak kalmayı seçenler de vardı. Hatta geride kalan kadınlar ve ergenlik çağındaki çocuklar arasında hala bu aşırı uç fikirlere inananlar bulunmaktadır.
DEAŞ’ın kalıntıları, tamamı çocuk hakları alanında sorunlar yaşayan toplumlara miras kaldılar. Bu nedenle kendilerine yönelik çok fazla rehabilitasyon programı uygulanmayacaktır. Bu da daha fazla ihmal edilmeleri ve toplumları tarafından dışlanmaları halinde yalnız kurtlara dönüşebilecekleri anlamına gelmektedir. Bu çocukların psikolojik, eğitim ve dini programlar kapsamında aşamalı olarak topluma entegre ve rehabilite edilmemeleri halinde yoksulluk ve fakirlikten mustarip olan asıl toplumları ne onların ne de DAEŞ’in kalıntıları olmayan diğer çocukların yükünü kaldırabilir.
DEAŞ’ın kalıntıları meselesi ile başa çıkmak, sadece affetmek ve geçmişi kapatmak anlamına gelmemelidir. Bu tek başına yeterli değildir. Çünkü uygun ortam ve koşullar oluştuğunda tekrar gün yüzüne çıkabilir. Bunun yerine ülkelerin sorumluluklarını üstlenmeleri, BM’nin çocuklarla ilgili kurumlarının,DEAŞ mensuplarının çocuklarının toplumlara entegre edilmesinde ülkelere yardım etmek konusunda daha olumlu ve açık bir rol oynaması gerekir. Çünkü her ne kadar örgüt,yönetimi altındaki yerli halklardan birçok çocuğu, “Hilafetin aslan yavruları” adı altında şiddet, öldürme ve kesme eylemlerine katılmaya ve ortak olmaya zorlasa da bu çocuklar, bu kaderden sorumlu değiller. DAEŞ korku ve dehşet yayma yönteminin birparçası olarak bu eylemlerini kaydedip videolar şeklinde yayınlıyordu.
Aynı şekilde yalnız kurtların ortaya çıkışı da toplumları tehdit eden bir başka tehlikedir. Bu kişiler;DEAŞ’ın korku ve şiddeti yaymaktan başka bir işe yaramasa da farklı yerlerde saldırılar düzenlemek  ve hala varlığını sürdürdüğünü deklare etmek için kullandığı bir silaha dönüşmüşlerdir. 
Bütün bunlar Bağdadi’nin izini sürmenin, yakalamanın ya da öldürmenin önemli bir adım olduğu anlamına gelmektedir. Çünkü kendisi, yalnız kurtlar için manevi bir ilham kaynağıdır. Bu nedenle yakalanması için uluslararası bir çaba harcanmalıdır. Bunun yanında ayrıca geleneksel kitapların üzerindeki tozun silkelenmesine, kendisine sızan, DEAŞ vb. örgütlerin ortaya çıkmasına neden olan düşüncelerden temizlenmesine ve ayıklanmasına da  gayret edilmelidir.