Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

El-Mütenebbi, öfke kontrolü ve pişmanlık

Atasözleri, köylülerin hayatlarını ve yaşadıkları koşulların tabiatını ifade eder.
Kısacık bir atasözü, uzun değerlendirmelerin ve geçmiş tecrübelerin bir özeti gibidir.
Bu nedenle, köylerde veya şehirlerde olsun, tartışmada, münazarada ve bir şeyden sakındırmada tekrarlanan ders niteliğinde sözlerdir veya dersin bizzat adıdır.
Kısa ancak anlam bakımından derin ve dua formatında bir atasözünü küçüklüğümde sürekli dillendirirdim:
“Allah’ım bizi öfkeli olduğumuz andan koru.”
Zira insan o anda kontrolünü kaybediyor, öfke akla galebe çalıyor, rahmetin ya da merhametin yerini şer alıyor.
Bu gibi durumlarda, aklı başında bir adam dahi çılgınca davranır, iyi insan kinle, sevgi dolu birisi nefretle hareket eder.
Yaş ilerledikçe, yaptığım ve sonrasında pişman olduğum her hatayı “öfke anında” işlediğimi keşfettim. Pişmanlık anı ne kadar da acıdır!
Öfkemi her yenebildiğim an, pişmanlık duyacağım bir duruma düşmekten ve ahmaklıklara sürüklenmekten kurtuldum. Öfkeli anlarımdan hangisi en berbattı bilemiyorum.
Fakat o anlar fazla değildir, ancak acı vericidir, günah işlemiş gibi pişman olmuşumdur her defasında…
Başkaları sizi affetse dahi siz kendinizi kolay kolay affedemiyorsunuz. Ahmaklığın yarası başlarını değil, kişinin kendisini etkiler.
En kötü anı unutmaya çalışsam dahi asla peşimi bırakmaz, uzun bir zaman sonra, o anın ayrıntılarını anlatmak için o zamana geri dönerim. Bu köşede, bu sütunda yazdım, belki bazılarınız hatırlayacaktır, belki siz de benim gibi bu türden şeyleri hatırlamaktan hoşlanmıyorsunuzdur. Ancak yine de zikredelim, bir gazeteci ve yazarın gelmiş geçmiş en büyük Arap şairlerinden biri ile olan hikâyesiydi.
Bir gün, tenkit edici bir üslupla el-Mütenebbi gibi büyük bir şairi paylayan bir yazı yazdım. Bu kadar büyük bir şair olmasına rağmen nasıl olur da en güzel şiirlerinde zorlama methiye/övgü ve zorlama hiciv yolunu tercih eder diye düşündüm. Zira Kâfûr el-Ihşîdî’yi ırkçılık derecesine varacak şekilde hicvetmişti.
Tabii ki, el-Mütenebbi ile ilgili herhangi bir tenkit yazısının yetişkin ve çocuklarda etki yaratacağının farkındaydım.
İnsanların hızlı bir şekilde gazete okuduğunun da farkındaydım, zira hiç kimse, gazeteyi üzerinde düşüne düşüne okumaz.
Gazete sütunları fikri tartışmaların yapıldığı yerler değildir. Fakat aynı zamanda, insanlar ve onların zihinleri, zevkleri ve ahlakları ile günlük temel bir ilişki kurma yeridir.
Araplardan el-Mütenebbi hayranlarının ırkçılık eleştirisi ile şiir eleştirisi arasında bir ayrım yapmayacağından korkarak, mantık ve kıyaslamada uygun olmayan bir abartıya başvurmaktan kendimi "korumaya" karar verdim. Bir şair olarak el-Mütenebbi’nin Shakespeare'den 70 kez ve 70 kat daha büyük olduğunu söyledim.
Selametle…