Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Ne zaman? Ne zamana kadar? Kim?

‘Arap Baharı’nın başladığı Tunus, tüm acılarını tek başına atlattı. Yıkılmak yerine; anayasalcıların büyük cesaretleri, rasyonellikleri, kültürel geçmişleri ve gelgitler karşısındaki dirayetli duruşları sayesinde zor bir coğrafyada hayatta kalmayı başardı.
Cumhurbaşkanlığı adayları yeterlilik, ciddiyet ve gövde gösterileriyle yarıştı. Bu durum, halk oylamasının olduğu bir ülkede yaşanan normal bir süreçtir. Ancak Tunus, tüm adaylardan yalnızca kendi ülkesine hitap eden bir adam aradı. Tunus, Bin Ali'den sonra iki cumhurbaşkanı tanıdı; Munsif Merzuki ve el‑Baci Kaid es‑Sibsi.
El‑Baci Kaid es‑Sibsi, cumhurbaşkanlığının zirvesinde, Tunus'un büyüklüğü ve birliğini koruma yeterliliğindeydi. Milletlerin kurtuluşunun, ‘turistleri yüzme havuzlarında kesmek’ olduğuna inanmayan geniş bir orta sınıf kitlesi ve aydınlar tarafından desteklendi.
40 yıldır bilinçsizce ve bir kabile ruhuyla yönetilen Libya'nın aksine, Tunus ilk günden beri zorunlu ve ücretsiz eğitime dayalı bir devlet oldu. ‘Büyük Mücahid’, sömürgeciliği yenmenin en iyi yolunun daha da çok ilerlemek olduğuna inanıyordu. Bu nedenle önemli makamlara Sorbonne Üniversitesi mezunlarını getirdi.
Libya'da ise bir lider geldi. ‘Yeşil Kitap’ adlı ekolünü ve bayrağını duyurdu. Kadınların kadın erkeklerin ise erkek olduğu sonucuna vardı. Belki de tüm dillerde bu böyleydi...
Tunus ise hiç zaman kaybetmedi. Bir diğer komşusu da tıpkı Tunus gibi zamanın ve bilimin önemini biliyordu. Fas, sessizce 6. Muhammed'in tahta çıkışının 20’inci yılını kutladı. Fas Kralı 6. Muhammed, bir vizyon adamıdır, güç adamı değil. Hiçbirimiz ülkenin İçişleri Bakanı ya da Ulusal Güvenlik Direktörünü tanımayız. Ne General Muhammed Ufkir ne Driss Basri ne de General Ahmed ed-Duleymi’dir...
20 yıl, Salé şehrindeki sarayının önünden geçen Ebu Rakrak Nehri gibi sessiz, mütevazi ve iddiasız bir şekilde geçip gitmişti. Fas sağlam adımlarla ilerlerken, Cezayir hala şu büyük sorunun cevabını arıyor; “Ne zaman?” Libya ise, “Ne zamana kadar?” sorusunu soruyor. Tunus’un sormaktan çekindiği soru ise; “Kim?”
İstikrarlı ülkelere nazar değmesin. Keşke tüm Mağrip ülkeleri aynı huzuru yaşasa. Belki bir gün Ortadoğu da aynı huzura kavuşur. Neden olmasın?