Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Yeniden düalizm

Hürmüz’den Cebelitarık’a kadar boğazlar krizi şiddetlendiğinden beri yenisi-eskisi, zıttı-aynı ve farklılıkları-ikilikleri eşit bir olgu olarak denizde yüzüyor: ABD ve İngiltere, diğer Batılı devletlere bakılmaksızın çatışmaya karşı yan yana duruyor.
İmparatorluk donanmasının itibarı denizlere ve karalara yayılmasının ardından ilk defa ancak ikinci dereceden adı “İngiliz Deniz Kuvvetleri” olan şeyi yeniden duyuyoruz. Ana ülke, daha küçük ve daha zayıf. Bağımsız olmadan önce İngiltere’nin rahminden doğan ABD ise ana ülkeden 36 kez daha büyük. İngiltere, nüfusu kalabalık bir adadan ve Boris Johnson’ın saçından ibaretken ABD, 3.615.211 mil üzerinde istediğini yapıyor. Her milde yaklaşık 600 İngiliz ve 10 ABD’li var.
Bana göre iki devlet arasındaki büyüklük farkının ve etkisinin en büyük işareti gazeteciliktir. Dağıtımı ne kadar yaygın olursa olsun ABD’de “ulusal” bir gazete yok. ABD’de New York Times, Los Angeles Times ve Washington Post gazeteleri varken İngiltere’de The Times, The Telegraph ve The Guardian gazeteleri mevcut. Şu ana kadar ABD gazeteleri, şehir gazetelerinden ibarettir. ABD gazeteleri, eyalet gazeteleri bile değildir. Şehirde New York Times gazetesini okuyan birisi, bu gazeteyi eyaletin geri kalanında okumuyor. Aksine eyalet dışında hiç kimsenin duymadığı küçük yerel gazeteyi okumakla yetiniyor.
Öyleyse bu kadar zıt iki ülke arasındaki bağ nedir? Neden İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar büyük krizlerde ABD'ye Almanya'dan ve Fransa’dan daha yakın? En önemli faktör, iki ülkeyi değerler, çıkarlar ve kavramlar konusunda aynı kılan dildir. İngilizce, diğer dillere göre daha küresel bir dil olmasından dolayı iki ülke arasındaki ortak uyum arttı.
Mevcut küresel sınavda, özellikle de Trump ve Johnson’ın olduğu bir ortamda düalizm daha da belirginleşti. Geçmişte Almanya, ABD’ye yakınlık konusunda İngiltere’yle rekabet etmesinin ardından bugün Berlin, özellikle de İran’a karşı çatışma konusunda düşman safında yer alıyor gibi. Trump; Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron karşısında diplomatik olarak duygularını ifade edemedi. Trump’a göre Tahran’la çatışma meselesi, düşmanlarının değil de müttefiklerinin bir sınavıdır. Onun gibiler, kritik çatışmalarda gri rengi kabul etmiyor. O, bu konuda kırmızıya dönüşen Türk tutumuyla yetindi.