Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Veliaht Prens ile '60 Dakika' röportajı, neden reformları görmezden geldi?

ABD merkezli CBS kanalının Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı röportajın yayınlanan metni özellikle bu dönemde çok önemli mesajlar içeriyor.
Röportaj, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin yıldönümünde Batı medyasında Suudi Arabistan’a karşı momentumun ve düşmanlarının coşkusunun arttığı bir döneme denk geldi.
Siyasi çizgisi ne olursa olsun Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi Suudi Arabistan’da devlet, yargı, kamuoyu ve liderlik düzeyinde reddedilmiş ve kınanmıştır. Dolayısıyla Suudi Arabistan’da son 4 yılda yaşanan o büyük değişimi şüpheli koşullarda gerçekleşen ve hala bütün ayrıntıları ile ortaya çıkarılamayan –acı ve aptalca- bir cinayete indirgemek haksızlıktır. Bu vesile ile Cemal’e bunu yapanlara bir istihbarat tuzağı kurulduğuna yönelik kuşkularım olduğunu dile getirmek isterim. Zaman bunu gösterecektir.
Röportaja dönecek olursak ‘60 Dakika’ programının sunucusu Norah O'Donnell'in Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a sorduğu şu soru çok önemli çünkü Suudi Arabistan’ın egemen Batı medyası ile ezeli sorununu özetliyor. Soru şu: “Kamuoyunda hakkınızda söylenenleri biliyorsunuz. Suudi Arabistan’ı değiştirme, ekonomiyi dönüştürme, ılımlı İslam’a dönüş ve kadınlara daha fazla hak tanınması gibi verdiğiniz bir takım sözler var. Ancak halen baskı olduğuna dair eleştiriler yapılıyor. Suudi Arabistan'da değişmesi gerekenlerle ilgili sorunları dile getiren kadınlar hapse atılıyor. Hapse atılan kadınların olması, kadın ve insan haklarını desteklemediğiniz izlenimi veriyor.”
Bu, kibirli ve saldırgan soruya Suudi Arabistan’ın yeni vizyonunun lideri şöyle cevap verdi: “Bu izlenim ve dar bir perspektiften olan bu bakış açısı beni çok üzüyor. Umarım herkes Suudi Arabistan'a gelir ve gerçeği görür. Suudi kadınlar ve vatandaşlarla tanışarak kendi kararlarını vermeliler.”  Kuşkusuz bu soru, Veliaht Prens’in Kral Selman’ın desteği ile liderlik ettiği yeni dönemde Suudi Arabistan ile ilgili çizilen görüntünün bir örneğidir. Suudi Arabistan’daki durumu betimlemede bazen çocukluğa varan bir seçicilik var. Demek istdiğimiz, bugün Suudi Arabistan’da kadınların güçlendirilmesi, açılımın desteklenmesi, hukuk reformu, eğlence endüstrisi, küresel spor, ekonomi ve turizm alanında gerçekleştirilenlerin dörtte hatta beşte biri İran’da yaşanmış olsaydı Batı medyası yine bu kadar düşmanca ve seçici davranır mıydı?
O zaman sorun nerede? Neden Batı medyası olaylara, iyi olan her şeyi görmezden gelip zevkine uygun küçücük bir noktaya odaklanan sineğin bakış açısıyla bakmakta ısrar ediyor?
Evet, ilerlediğimiz bu yolda bazen hatalar yapabiliyoruz. Çünkü acalemiz var. İçeride ve dışarıda hala çözümlenemeyen meselelerimizin olduğu da doğru. Ancak bunları korkarak  ve tereddüt ederek çözemeyiz. Bilakis kolları sıvayıp meydana çıkmalıyız. Bu yolda ilerlerken hatalar yapmamız halinde ise durmadan onları onarmalı ve devam etmeliyiz.
Suudi Arabistan’ın gerçekleştirdiği reformların neden ısrarla görmezden gelindiği ise başka bir yazının konusudur.