Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un, New York ve Paris’e düzenlediği dış gezi dönüşünde Hartum Uluslararası Havaalanı’nda düzenlediği basın toplantısına katılmak istedikleri için güvenlik güçleri tarafından tartaklanan ve hakaretlere maruz kalan gazetecilerden özür dilemesini 2 yönden okumamız gerekiyor. Birincisi; Başbakan’ın basın toplantısının düzenlendiği salona girmelerini engellemek isteyen güvenlik görevlilerinin, aralarında Şarku’l Avsat muhabiri Ahmed Yunus’un da bulunduğu gazatecilere yönelik davranışlarından dolayı özür dilemesi kuşkusuz övülesi bir davranıştır. Başbakan ayrıca her anlamda üzgün olduğunu, bu kabul edilemez davranış için özür dilediğini belirtti. Bu konu ile ilgili soruşturma başlatılacağı sözünü verdi.
İkincisi; güvenlik güçlerinin değişmediği ve hala devrik rejimin zihniyetine sahip oldukları gerçeğidir. Unsurları, eskiden olduğu gibi hesap vermeden istedikleri gibi insanlara hakaret edebileceklerini, onları dövebileceklerini ve barbarca hareket edebileceklerini düşünüyorlar. Nitekim Başbakan Hamduk da özür dileyip konunun soruşturulacağını belirttikten sonra , “Uzun bir süre farklı bir iklimin gölgesinde çalışan kurumlardan bir gece içinde tamamen değişmelerini bekleyemeyiz” diyerek zekice bu noktaya temas etti. Bununla da yetinmeyip daha da ileri gitti. Hükümetin sağlıklı ve 30 yıl süren otoriter yönetimin kusurlarından arındırılmış demokratik bir ortam yaratmak için ilerlediği bu zorlu yolu aşabilmesi için herkese işbirliği ve birlikte çalışma çağrısında bulundu.
Bu konuşmada insanların çok iyi okuması gereken birçok mesaj vardı. Başbakan konuşmasında zor yol, bir gecede değişmelerini bekleyemeyiz ve işbirliği, birlikte çalışma gibi anahtar kelimelere yer verdi. Nitekim Sudan’ın bu kırılgan ve zorlu geçiş sürecini aşması, 3 yıl sonra düzenlenecek seçimlere sağ salim ulaşması, devrimin talepleri ile taçlandırılacak, kendisi için yapılan büyük fedekarlıkları telafi edecek demokratik bir sistem için bunlar çok önemli. Hamduk konuşmasında, özür dilediği ve araştırma sözü verdiği kabul edilemez havaalanı hadisesinin yanısıra hükümetin karşı karşıya olduğu bazı sorun ve engellere de değindi. Başbakan “Ülkeyi birlikte taşımamız için” ifadesini kullanarak farklı tarafların hükümet ile işbirliği yapmasına yönelik umudunu dile getirdi.
Bu aşamada, hükümetin büyük bir basiret ile davranması kadar halkın da son derece sabırlı olmasına ihtiyaç var. Bana göre Sudan’daki geçiş sürecinin karşı karşıya olduğu en büyük riskler, sabırsızlık, devrim sonrası süreçte halkın yüksek beklentilere girmesi, kazanımlar ve sonuçlar elde etmekte acele etmesidir. Bunun yanında devrik Müslüman Kardeşler rejimine bağlı derin devlette bir başka büyük tehlike. Çünkü bu devlet her alanda faaliyet göstermesinin yanısıra hükümeti zayıflatmak ve devrimi başarısızlığa uğratmak için her yöntemi deniyor. Aynı zamanda reform sürecinin yavaş seyretmesi sonucunda halkın devrim hükümetine karşı sabrının tükenmesini ve öfkelenmesini bekliyor. Böylece kadameli bir şekilde de olsa yeni bir maske ile eski rejimi yeniden üretmek için darbe yapmasının önünün açılacağını düşünüyor.
Sudanlılar sabır konusunda sizi şaşırtırlar. Sudan halkı doğası gereği çoğunlukla sabırlı bir halktır. Bütün meselelerde genellikle sabırlıdır ama aynı zamanda çabuk öfkeye kapılır. Özellikle de damarına basıldığında ya da onurunun hedef alındığını düşündüğü zaman. Normal hayatta böyle ama siyasette durum tamamen farklı. Çünkü bu halk, tam bir politika aşığı ve siyaset tartışmalarının bağımlısıdır. Küçük büyük her şeyi takip eder, tartışır ve analiz eder. Politikacılara karşı sabırlı değildir. Sudan’da göreve gelen birinin, bu siyasi bağımlılığın ürünü olan eleştiri ve analizlere, istisnasız bütün meseleler ile ilgili sunulan görüşlere karşı büyük bir tahammül yeteneğine sahip olması gerekir.
Sosyal medya platformlarını takip eden biri, politik meseleleri ele alan, analiz eden paylaşımların boyutundan, herkesin her konuda ortaya attığı düşüncelerin çokluğundan şaşkınlığa uğrayabilir. Bu politik farkındalık 2 ucu keskin bir bıçak gibi. İnsanların sahada dönen her şey ile ilgilenmelerini yani hükümet ve kurumlarının performansı sürekli takip etmelerini sağlasa da aynı zamanda eleştiri ve düşüncelerin bu kadar çok olmasından kaynaklanan bir endişe de yaratıyor. Çünkü bu sayede devrimin başarısız olmasını isteyenler, insanların umutsuzluğa kapılmalarını sağlamak ve hükümetin işini zorlaştırmak için uydurdukları dedikoduları ve kışkırtıcı haberlerini eleştiri maskesi arkasında yayabilirler.
Geçiş hükümeti kesinlikle çok zor ve komplike şartlar altında çalışıyor. Eski rejimden miras kalmış zor ve çetrefilli sorunlardan oluşan bir dağla yüzleşiyor. Aynı zamanda engellemek, ümitsizliği yaymak, halkı yeni kurulan devrim hükümeti ile karşı karşıya getirmek için planlı ve hızlı bir şekilde çalışan derin devletin kalıntıları ile de mücadele etmesi gerekiyor. Örneğin güvenlik güçleri, ne kapsamlı bir değişim sürecinden ne de eski dönemde işlenen birçok çirkin suç ile ilgili bir hesap sorma sürecinden geçtiği için halen eski rejim döneminde geçerli zihniyet ile hareket ediyor. Devrimden sonra yapılan tek şey, Güvenlik Servisi ve Milli İstihbarat’ın adını Genel İstihbarat Servisi’ne dönüştürmek oldu. Sanki adını değiştirince mensuplarının davranışları, zihniyetleri, halkın eski rejimin elindeki baskı aracı olan bu kuruma olan bakış açısı da değişecekmiş gibi. Bu kurumlar arasında mutlaka hala eski rejime bağlı olanlar ve 30 yıl boyunca benimsemiş olduğu yıkıcı zihniyet ile hareket etmeyi sürdürenler vardır. Geçiş sürecinin güvenliği için bunların değiştirilmesi gerekli hatta son derece önemli. Bu değişim, sabır, zeka ve uzak görüşlülük ile gerçekleşmeli. Zira hükümetin, sağlam olmayan bir zeminde hareket etmesi ve geçici yönetimin yapısını oluşturan sivil ve askeri unsurlar arasındaki karmaşık ortaklığın ortaya çıkardığı hassasiyetleri ve hesapları dikkate alması gerekiyor.
Bu yazıya havaalanı hadisesinden bahsederek başladığım bu örneği verdim. Ancak devletin kurumlarını parçalara ayırma, düzeltme, eski rejimin kusurlarından temzileme sürecinde hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar ve engeller ile ilgili bunun haricinde birçok örnek var. Zaten çok olan beklentileri karşılamak ve sorunları çözmek –ki bunlar daha da çok- için sabretmek ve hükümete programlarını hayata geçirmesi için yardımcı olmak gerekiyor. Hükümet ilk toplantısında kendisine bir program ve bunun çerçevesinde 10 öncelik belirledi. Bunlar; savaşı durdurmak ve barışı sağlamak, derinleşen ekonomik kriz ile mücadele, özgürlükleri kısıtlıyan yasaları kaldırmak, yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü güvence altına alan kapsamlı bir yasal reform gerçekleştirmek. Oturma eylemi yapanları dağıtma sırasında yaşanan katliam da dahil bütün ihlalleri araştıracak bağımsız bir araştırma komisyonun kurulması, sağlık, eğitim ve konut hizmetleri gibi sosyal kalkınmayı ve refahı teşvik etmek, kadınların haklarını ve gençlerini rolünü güçlendirmek, yolsuzlukla mücadele, ulusal çıkarları sağlayacak ve devletin egemenliğini, güvenliğini koruyacak bir dış politika belirlemek, yönetim konularını görüşmek üzere Ulusal Anayasa Konferansı düzenlemek eylem planları arasında yer alıyor.
Bu iddialı programın sıkı bir çalışma ve güçlü bir kararlılık yanında halkın hükümete vereceği desteğe ve ona karşı sabırlı olmasına da ihtiyacı var. Sudanlı sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlar, halka Hamduk hükümetinin daha 1 ayını bile doldurmamış olduğunu unutturmuş gibi görünüyor. Nitekim hükümet ilk toplantısını daha 1 Eylül’de yaptı. Eğer böyle devam ederse sabırsızlığın devrimin tüm kazanımlarını ortadan kaldıracak ilk düşmana dönüşmesinden korkuyorum.
TT
Sudan'ın ilk düşmanı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة