60’lı yılların başında Ryszard Kapuściński, Polonya Haber Ajansı'nın (PAP) muhabiri olarak ilk kez çalışacağı Hindistan’a gitmiş. Bu yolculuğunu anlatırken, uçağı kaplayan kuru üzüm ve ağız kokularından, koltukların yarısının boş olmasından hatta isteyenin yanlarındaki boş koltuklara uzanabildiğinden bahsediyor. 20 yıl sonra Hindistan’a döndüğünde ise bu kez burnuna köri kokularının dolduğunu söyleyen Kapuściński, “O zamanlar yolculuk yapmak zevkliydi” diyor.
Peki bugün yolculuk yapmak ile ilgili ne söyleyebiliriz? Yolculuğun çilesi ve zorlukları uçağa ulaşmadan öncedir. Kalabalık, el valizlerinin aranması, ayakkabı ve kemerlerin çıkarılması, dünyanın her yerinden insanlar ile birlikte turşu gibi basılmış bir şekilde hızlı trenler ile bir havalimanından diğerine geçmek bu zorluklardan birkaçıdır.
Aktarma yapacağınız ikinci havaalanına ulaştığınızda ise biniş kapınızı bulana kadar bir kez daha koşturmanız gerekiyor. Sonra uçağa binmek için yine sıraya girmelisiniz. Gideceğiniz yer New York olduğu için uçak, boyut ve yolcu sayısı yönünden adeta bir gemi gibidir. Uçağın 4 kapısı ve bu kapıların her birinin önünde uzanan 4 sıra vardır. Uçağa bindiğinizde hostes size gülümsemek ve sizi selamlamak yerine -çünkü her türlü nezaket zaman kaybıdır- sizlere hemen oturacağınız koltuğu işaret eder. Hem önünüzde hem de arkanızda bir sıra vardır ve herkes oturmadan önce çantalarını kabinlere yerleştiriyordur. Her biri kendi koltuğuna sıkışmadan önce yaklaşık 700 yolcu aynı anda aynı şeyi yapmaya çalışır.
Bugün yolculuğun yorucu bir hal aldığı ifadesi ile aslında uçağa binmeden önce karada yaptığımız yolculuk kastedilir. Özellikle de ABD’ye gidiyorsanız karadaki yolculuğunuz uçağa binmeniz ile sona ermez. Çünkü uçaktan indikten sonra tekrar başlar. Uçaktan indiğinizde önünüzde bir insan ordusu daha bulursunuz. Ama bunun güzel ve kolay bir yönü de vardır. O da pasaport görevlisine ulaşana kadar yavaş yavaş ilerlemesidir. Pasaport görevlisi sanki size gülümsememek ve hoşgeldiniz dememek için eğitim almış gibidir.
ABD zaten milyonlarca kişi ile dolup taşıyor bir de senin ne işin var burada der gibi bakar size. Belki de Arap olduğunuz için böyle bir muamele ile karşı karşıya olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama ABD pasaprot görevlileri için ülkelerine gelen herkes Araptır. Dönüşte ise bu görevlilere uğramanıza bile gerek yoktur. Kendinizi uçak görevlilerine tanıtmanız yeterlidir. Ondan sonra güle güle ABD.
Elbette bunun bazı istisnaları da yok değil. Bazen görevli gülümseyerek size, “Gerçekten de yazar mısınız? Ne gibi konularda yazıyorsunuz?” gibi sorular sorar. Bazen de pasaportunuzu okumadan damgalar ve sonraki yolcuya geçer. Sam Amca ondan korkmamızı ister. Dünyanın bütün havaalanlarından her gün ülkesine akan bu milyonların nereye gittiğini bildiğini sana hissetirmek ister. Bu durum öğretmen ile okula yeni başlamış birinci sınıf öğrencilerinin durumuna benzer.
TT
Zorluk karadadır
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة