Abdurrahman Şalkam
TT

Seçimlerden kalkınmaya geçişe Tunus

Tunus bu hafta yeni bir yolda başka bir yolculuğa başladı. Cumhurbaşkanı Kays Said yeminini etti ve ülkeyi yönetmeye başladı. Bu yolda Cumhurbaşkanı ve siyasi güçlerin önündeki en temel sorun, yeni hükümetin kurulması. Tunus anayasasına göre hükümeti kurma görevi genel seçimlerde birinci sırada yer alan partiye verilir. Bu seçimlerde birinci olan parti ise Nahda Partisi. Nitekim Nahda da başbakanlık için kendi içinden bir ismi yetkilendireceğini açıkladı. Hükümeti kurma süreci hiç kolay geçmeyecek görünüyor. Hatta Cumhurbaşkanı ve hükümeti tek başına kurmasını sağlayacak yeterli çoğunluğa sahip olmayan Nahda Hareketi için büyük bir sorunun başlangıcı sayılıyor. Güven oyu alabilmek için 109 sandalye kazanması gerekirken 52 sandalye kazandığından Nahda Hareketi’nin hükümeti kurabilmesi için diğer partilerin milletvekillerini kapsayan geniş bir ittifaka ihtiyacı var.
Seçimlerin sonuçları, Tunus siyaset sahnesini eşi görülmemiş bir şekilde karmaşık hale getirdi. Bir önceki dönemde Nahda ve Nida Tunus partileri gerekli çoğunluğu elde etmiş ve merhum cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi ve Raşid Gannuşi liderliğinde ülkeyi yönetmişlerdi. Ancak bugün yaşanan sorun, mecliste çoğunluğa sahip iki partinin olmaması ve ikinci sırada yer alan Tunus’un Kalbi Partisi’nin Nahda ile ittifak etmeyeceğini açıklamasıdır. Keza Nahda da Tunus’un Kalbi Partisi ile koalisyon kurmak istemediğini açıkladı. 
Üçünsü sırada yer alan Demokratik Akım ise; hükümete katılmak için adalet, idari reform ve içişleri gibi temel bakanlıkların kendisine verilmesi gibi bazı şartlar öne sürdü. Nahda, dördüncü sırada yer alan ve kendisine yakın olan Onur İttifakı ile koalisyon kurmak istese bile yine iki partinin milletvekili sayısı istenen çoğunluğu sağlamıyor. Seçimlerde 20 sandalyeden daha az kazanan başka partiler de var ama bunlar Nahda’nın başında olduğu bir koalisyona katılmak istemediklerini önceden deklare ettiler. Bu partilerin başında da Özgür Anayasa Partisi geliyor. Mevcut Başbakan Yusuf el-Şahid’in  lideri olduğu Yaşasın Tunus Partisi’nin ise Nahda ile pazarlık yapacağı varsayılıyor. Gelecek dönemde yaşanacak zorluklar dizisindeki bir diğer önemli nokta, Nahda’nın koalisyon hükümetini kurması için hangi ismi önereceği. Lideri Raşid Gannuşi mi, kendi içinden bir başka isim mi, yoksa dışarıdan bir teknokrat mı?
Gelecek dönemde; siyasi seçimlerin seyrini yönlendirecek çeşitli faktörler ile ülkenin karşı karşıya olduğu birçok sorun bulunuyor. Bunların en önemlisi hatta en tehlikelisi özellikle gençler arasındaki yüksek işsizlik oranı, baskı yapan dış borçlar gibi ekonomik zorluklar. Hükümetin gelecek yılın başında Dünya Bankası’na 800 milyon dolar, 2022 yılında ise yaklaşık 1 milyar dolar ödeme yapması gerekiyor. Bunun yanında hükümetin, ülkenin farklı yerlerinde altyapı projelerini uygulaması gerekiyor.
İkinci önemli faktör; anayasa kendisine savunma, dışişleri ve ulusal savunmayı aşmayan belirli bir yetki alanı vermiş olsa da Cumhurbaşkanı Kays Said’in hükümetin kurulması ve yönlendirilmesinde oynayacağı roldür. Zira Kays Said’in kişiliği ve kendisi için adeta bir referandum gibi olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elde ettiği oy oranı (%72) onu liderlik pozisyonuna yerleştirdi. Gençlerin çoğunluğunun etrafında toplanması ve seferberlik söylemleri kendisine politika,ekonomi ve sosyal arenayı etkileyebilecek bir güç verdi.
Cumhurbaşkanının bir partisi yok ancak sokağı ve seçim kampanyasını yürüten ve büyük oranda kendisine oy veren, iş fırsatları ve ulusal faaliyetlere daha etkin bir şekilde katılmayı talep eden genç destekçileri var. Bu da hesaba katılması gereken bir güç. Cumhurbaşkanı anayasal yetkilerini aşan bir rol oynamak için bu güce başvurabilir. Aynı şekilde bu güce dayanarak hükümetin kurulmasına etki edebilir. Yasemin Devrimi’nden bu yana ülkenin yaşadığı karmaşık aşamadan sonra Tunus ağır ve ciddi sorunlarla yüzleşti. Devletin ekonomik kimliği; eski başbakan Ahmed bin Salih’in mühendisi olduğu sosyal sigorta sistemi ve büyük ulusal şirketlerin devlet tarafından yönetilmesi politikasının yürürlüğe girmesi ile temeli atılan bir sosyalist mirasa dayanıyor. Bunun yanında sahip oldukları mutlak güce rağmen ne Burgiba ne de Bin Ali’nin, sahip olduğu büyük gücü sınırlayabildiği Tunus Genel İşçi Sendikası da bu ekonomik kimlikte büyük bir rol oyuyor.
Tunus, dış yatırımcılar için cazip olmasını sağlayacak insani ve coğrafik imkânlara ve kaynaklara sahip bir ülke. Güney Avrupa’ya yakın ve bütün çalışanları Fransızca konuşabiliyor. Batı Afrika pazarlarına giriş yapma gücüne sahip. Aynı şekilde eşsiz sosyal gelişimi ve hizmet sektöründeki deneyimleri kendisini özellikle Avrupalı turistler için cazip bir ülke yapıyor. Sorunlar büyük ancak var olan imkanlar ulusal siyasi iradenin var olması durumunda bunlarla güçlü bir şekilde yüzleşme gücü veriyor. Bunun gerçekleşmesi için de karar alma ve uygulama gücüne sahip siyasi bir gücün liderlik ettiği ulusal program aracılığıyla ekonominin kalkışa geçmesini sağlayacak şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Oyların birçok parti arasında dağılması teorik olarak mümkün olan bu şeyin siyasi ve idari dengesizlikler nedeniyle gerçekleşmesini engelleyecek olan zayıf halkadır.
Bazı partiler, gelecek dönemin yönetimini Nahda’nın üstlenmesini istiyorlar. Böylece ekonomik kriz bataklığında boğulmasını ve halkın sonu gelmez talepleri ile karşı karşıya gelmesini sağlamak istiyorlar. Bu şekilde gelecek seçimlerde tabanının  desteğini kaybedeceğini ve siyasi olarak zayıflayacağını umuyorlar . Önümüzdeki dönemde farklı partilerin koalisyon hükümetini kurmakta başarısız olmaları halinde cumhurbaşkanı meclisi feshedip üç ay içerisinde yeni seçimler düzenleme çağrısında bulunabilir. Ancak bu seçenek durumu daha da komplike bir hale getirebilir. Çünkü yeni seçimler, bir ya da iki partinin çoğunluğu elde edip hükümeti kurmalarını, sorunlarla yüzleşmelerini ve insanların beklentilerinin bir bölümünü karşılamalarını sağlayacak bir sonucu garanti etmiyor.
Bütün bu birbirine girmiş sorunlara rağmen insanlarda Cumhurbaşkanı Said’in sahip olduğu bilgelik, sokak desteği, hukuki güç ve bilgi ile gelecek dönemde ülkeyi yönetmek için gerekli uzlaşıya minumum düzeyde de olsa sahip olan bir koalisyon kurulmasını sağlayacağına yönelik büyük bir umut var. Muhalif güçler arasında iletişim köprüleri kurabileceğine, herkesin umut ettiği ufuklara doğru kalkışa geçmek için gerekli şartları yerine getirecek bir hükümetin kurulmasına yardımcı olabileceğine dair büyük bir ümit var.