Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Carlos Ghosn ve dilciler

Gazetecilik kurallarından ilki, haberi 5N1K sorularını içerecek şekilde yazmaktan geçer. Yani ne, ne zaman, nerede, neden ve kim sorularını.
Lübnan’daki haberler ise istenildiği gibi, bu sorulara cevap bulma telaşı güdülmeden gelişigüzel yazılır. Akşam haberleri ya da günlük gazete manşetleri, kendilerini bu soruların cevaplarını vermek zorunda hissetmez.
Son günlerde bu soruların yoğunluğunda bir azalma olduysa, bu da iş insanı Carlos Ghosn’un çok gizemli, ironik ve heyecan verici bir şekilde Lübnan’a gelişiyle telafi edildi.
En nihayetinde cevapların sayısının sorularınkinden daha az olacağını zannediyorum. Şaşırtıcı, şüpheli ve belirsizliklerle dolu bu gibi durumlarda yapılacak en iyi şey, dilci beyefendiler gibi dilin kuralları ve kuraldışıları arasındaki karmaşalara başvurmaktır. Bu beyefendiler yas ilan ettiler. Doğrudur ya da değildir, Allah’uâlem.
Carlos Ghosn’un Lübnanlıların deyimiyle “demir parmaklıklardan” nasıl kaçtı, tüm kameralardan saklanıp evinden nasıl ayrıldı, Osaka Havaalanı’na nasıl girdi ve oradan özel bir uçakla nasıl çıktı, daha sonra İstanbul’da uçak değiştirip Beyrut’a mutlu mesut bir şekilde nasıl vardı.
En önemlisi de tüm bunları yaparken polise veya gümrüğe nasıl takılmadı.
Tüm bunlar, konuyla ilgili üç farklı ülkenin merak ettikleri. Herhangi bir adli veya cezai sorumluluğu olmayan Lübnan, her zamanki gibi, bu üç ülke arasından en dikkat çekeni.
Bu çok sevgili vatandaş, ülkesine tüm bu usulleri uygulayarak varmış olmalı; bir kimlik ve İstanbul’dan gelen gerektiği gibi mühürlenmiş bir uçuş. Bu sevgili kişinin dünyanın bir ucundaki Osaka’dan gelişine kafa yormak Beyrut Havaalanı’na kalmadı elbette. Tabiki de Japonya merak edecek; itiraz edecek. Hatta belki büyükelçiler geri çağrılacak, notalar verilecek, bazı diplomatlar istenmeyen insanların adlarını okuyacak.
Ancak bunların hiçbiri, Henry Ford'dan bu yana en ünlü otomobil üreticisinin kaçışı hakkındaki soruları cevaplamak için yeterli olmayacak.
Peki Carlos Ghosn'un tutuklanması esasen siyasi bir eylem miydi yoksa adli mi? Şayet adli ise, Japon yasaları neden Ghosn'un 20 yıl boyunca Tokyo'da yaşadığını dikkate almadı?
Yargı, Ghosn'un zimmetine geçirdiği birkaç milyon doları kurtarmak için neden Japonya'ya milyarlarca dolarlık zararı ödetmeye çalışıyor?
Neden bu adam kaçak bir katilden daha aşağılık bir şekilde tutuklanmıştı?
Niçin çevresinde yalnızca azılı suçluların etrafına konuşlanan bekçiler konulmuştu? Bekliyoruz beklemesine, ancak 5N1K’nın cevaplarını bilmiyoruz…