Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Büyük Arap uzmanı Polk’un ardından

William Roe Polk, 91 yıllık ömrünün çoğunu Arap kültürü ve İslam tarihiyle geçirdi.
6 Nisan’da vefat eden Polk, Bağdat Üniversitesi de dahil olmak üzere birçok üniversitede okudu. Harvard Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu birçok önemli üniversitede ders verdi. John Kennedy'den itibaren en yüksek danışmanlık pozisyonlarında bulundu.
Bir süre sonra kendini telif çalışmalarına adadı. En son çıkardığı “İslam ve Cihad” kitabının yanı sıra önemli bir dizi referans nitelikli esere imza attı. Bununla birlikte akademik çevrelerde, Arap dünyasında zorlu çalışmalarda bulunan kişi olarak hatırlandı.
Genç Polk, kitapları tercüme etmekle yetinmedi ve Kral Faysal bin Abdülaziz'den ünlü Arap şairi Lebîd b. Rebîa’nın yaşadığı yerleri ziyaret etmek için yolculuğunda kendisine eşlik edecek iki yardımcı vermesini istedi. Bunun üzerine merhum Kral kendisine bir araç ve yardımcı verdi. Polk Kral’a dönerek, “Majesteleri, Lebîd’in döneminden kalma güzellikleri ve şiirleri arıyorum” dedi.
Geçen şubat ayında Prens Sultan bin Selman bin Abdulaziz Al Suud, Polk'un Fransa'nın güneyinde yer alan Vence'deki evini ziyaret etti. Polk’un sahibi olduğu kütüphanenin Kral Abdulaziz Kütüphanesi’ne dahil edilmesine karar verdiler. Kütüphanesinde Arap tarihinin çok önemli bir aşamasına dair nadir kaynaklar vardı.
Her yaz Dr. Polk ile bir araya gelirdik. Ofisinde kendinizi bir tarih müzesindeymiş gibi hissederdiniz. Kendisi de bir tarih ansiklopedisi ve zengin bir siyasi ve kültürel hatırat gibiydi. Uzun yıllar ABD’de yaşamayı bıraksa da en önemli siyasi ve entelektüel şahsiyetler Vence’de ziyaretine gelirdi.
Bir yılbaşı kutlamasında Senatör George McGovern, dostu ve komşusu Raja Sidawi ile birlikte onun evindeydik. Senatör McGovern, Demokrat Parti’den başkanlık yarışına girdiği günlerden birini anlattı ve birçok Arap asıllı ABD’linin onun Beyaz Saray’a girmesinin dış politika denklemini etkileyeceğini umduğundan bahsetti.
Bir politikacıyla kişisel bir görüşmedeydim. Herhangi bir gazetecinin onunla bu şekilde bir araya gelebileceğini hayal etmezdim. 80 yaşın üzerindeki bu adamın eski bir arkadaşıyla birkaç gün geçirmek için Atlas Okyanusu’nu aşmıştı. Akşamın sonunda bir sürpriz oldu ve ayrıldığımız sırada senatör beni durdurarak, “Dostum, size ulaşabileceğim bir telefon numaranız var mı?” diye sordu.
ABD’liler ile alçakgönüllülük çok nadir bir araya gelir. En azından tanıdığım kişiler öyleydi. William Polk bir örnekti. Sıkı bir araştırma yapmazsanız onun devlet başkanlarından birinin akrabası olduğunu bilmezsiniz. Vefatının ardından New York Times’ta onun adına yayınlanan bir methiyede (eulogy) eşi Elizabeth'in Avusturyalı bir barones olduğunu öğrendim. Barones bize bahçede kahve ikram etmişti.