Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
TT

Suriyeliler derin bir felaketin içinde!

Suriye meselesi yaklaşık on yıldır pek çok dönüm noktasına, dönüşlere ve gidiş gelişlere tanık oldu. Bir dizi sebepten dolayı siyasi bir çözüme ulaşmada bölgesel ve uluslararası arenada başarısız olundu. Esed rejimi ve müttefikleri Suriye üzerindeki kontrolü yeniden sağlamak amacıyla askeri çözümü sürdürmede ısrar ettiler. Esed rejimi işlediği bütün suçlara rağmen varlığını sürdürmeye ve müttefikleriyle belirlediği hedef doğrultusunda çalışmaya devam etti. Oysa bu suçlardan bir tanesi bile rejimi devirmek ve Suriye halkının yeni bir rejim kurmasına yardım etmek için onlara yeterliydi. Kurulacak bu yeni rejimle birlikte ölümlere ve göçlere bir son verilir, tutuklular serbest bırakılır, mülteciler ülkeye geri döner ve ülke daha farklı bir geleceğe doğru yol alırdı.
Yayınlanan istatistiklere göre son on yılda yaşanan çatışmanın en belirgin sonuçları arasında yüzbinlerce ölüm, aynı sayıda tutuklu, üç milyon yaralı ve kaybolan kimseler bulunuyor. Bunun yanı sıra nüfusun yarısı, ölümden ve tutuklanmaktan kaçmak veya daha iyi şartlarda yaşamak için ülkeyi terk etti. Bu kimselerden çoğu komşu ülkelere yerleşti ve burada zor koşullar altında bir yaşam kurdu. Çok az kimse daha iyi koşullar sağlayan ülkelere yöneldi.
Suriyelilerin ikinci kısmı ise bugün Esed rejiminin yanı sıra ona ortak olan İran milisleri ve Rusların da kontrolü altında bulunan ve Halep’i de içeren merkez ve sahil bölgelerinde yaşıyor. Suriye Demokratik Birlik Partisi'ne (PYD) bağlı olan Suriye Demokratik Güçleri, ABD'nin korumasında ve desteğinden de yararlanarak Fırat’ın doğusundaki bölgeleri kontrol ediyor. Türkiye ve ona bağlı silahlı gruplar ise Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) başta olmak üzere aşırılık yanlısı örgütlerle birlikte kuzey ve kuzeybatıdaki -İdlib başta olmak üzere- bölgelerin kontrolünü paylaşıyor. Bu üç farklı kontrol alanının ortak özelliği, burada yaşanan hayatın komşu ülkelerde kurulan çadırlarda yaşayan kimselerin hayatından daha kötü olmasıdır.
Suriyelilerin kendi ülkelerinde maruz kaldıkları kötü yaşam koşulları, yalnızca kendilerinin yaşamlarını ve geçimlerini yöneten güçlerin politika ve uygulamalarıyla ilgili değildir. Bu durum temelde, rejimin başlattığı ve daha sonra müttefiklerinin ve Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) grupların katıldığı savaşın yol açtığı sonuçlarla ilgilidir. Bu savaş sırasında vatandaşların kendi özel mülklerinin yanı sıra tesisler, kamu malları ve hizmetleri tahrip edildi. Tüm alanlardaki ekonomik faaliyetin büyük bir kısmı sekteye uğradı ve vatandaşların geçim kaynakları kurudu. Buradaki fiili otoritelerin kontrolünde sağlanan kısmi istikrar, yaşam koşullarının gün geçtikçe daha da bozulmasının önüne geçemedi. Aksine siyasi, sosyal ve ekonomik yıkımın yanı sıra güvenlik kaosu ve yolsuzlukla birlikte durum daha da kötüleşti.
Korona salgını ve ülke para biriminin değerinin çöküşü de denkleme dahil olunca mevcut durum içler acısı bir hale geldi. Hastanelerin ve ilaç şirketlerinin imha edilmesinin yanı sıra doktorların yurtdışına gitmesi ile birlikte salgını kontrol altında tutmayı sağlayacak tüm faktörlerden mahrum kalındı. Ağustos ayının ilk üç haftasında yalnızca Şam'da düzinelerce doktor, mühendis ve avukat hayatını kaybetti. Doktorlar, hastanelerin virüsün yayıldığı merkezlere dönüştüğünü ve sağlıklı olanların hastaneye giderek enfekte olduklarını söylediler. Eğitimli seçkinler arasında ve başkentteki durum böyleyse yoksullar, evsizler ve merkezden uzak şehirlerdeki durum nasıldır bir düşünün!
Koronavirüs salgının patlak vermesiyle birlikte durum daha da kötüleşti. Salgın tutuklular ve mahkumlar başta olmak üzere tüm grupları etkisi altına aldı. Rejim hapishanelerindeki tutukluların 120 binden fazla olduğu ve Suriye Demokratik Güçleri’nin Fırat'ın doğusundaki hapishanelerinde tutuklu olanların sayısının on binlere ulaştığı tahmin ediliyor. İdlib ve kuzey bölgelerindeki hapishanelerde ise binlerce tutuklu bulunuyor. Korona salgının ilk elden tehdit unsuru olduğu bir diğer grup ise kamplarda yaşayan sakinlerdir. Ülke genelindeki kampların sayısı yüzü buluyor. Bu kamplardan en önemlisi kuzeybatıda, Suriye-Türkiye sınır hattı yakınında olandır. Bu kampta bulunan yüz binlerce Suriyeli, salgın karşısında kendilerini koruyabilecekleri asgari şartlara bile sahip değiller.
Suriyeliler bugün bir felaketin ortasındalar. Suçluların, yolsuzların, düşmanların ve hırsızların yanı sıra patlak veren salgın da ülkedeki kötü yaşam şartlarını daha kırılgan bir hale getirdi. Felaketi çekilmez ve ölümcül bir hale getiren bu durum, Suriyelilerin maruz kaldığı zorlukların bir parçasını oluşturuyor. Öte taraftan Suriye hakkındaki bölgesel ve uluslararası politikalar ise resmin bir diğer parçasını oluşturuyor. Suriye, sonunda bir ışığın görünmediği karanlık bir tünel boyunca sürükleniyor!