Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Bu bir hükümet meselesi değil

Beyrut limanındaki korkunç patlamadan bu yana neredeyse her gün Lübnan hakkında yazıyorum. Bir hafta sonra kendime şu soruyu sormaya başladım: Okurların geri kalanına da Lübnan konusunu taşımam profesyonel anlamda doğru mu?
Şarku’l Avsat’ın önemi, gazetenin yazarlarının tüm Arap ülkelerinden okurlarının olmasıdır. Bu nedenle yazarın daima ortak yönler araması gerekir. Bunun için en iyi çözüm ise edebi ve kültürel meselelerdir.
Suriyelilerin, Moritanyalıların ve Ürdünlülerin Necib Mahfuz’un 14 yıllık yokluğu üzerine bir yazıyı ya da Fas'ta çıkan yeni bir romanla ilgili bir incelemeyi okuyacaklarını bilirsin. Ancak her zaman böyle ilgi çekeceği kesin olan konulara başvurmak doğru mudur? 6 Ağustos sabahı Beyrut'u, Lübnan'ı ve dünyayı saran trajedi hakkında yazmamış olsam okuyucu bana hangi gözle bakardı?
Birkaç gün sonra genç bir Lübnanlı gazeteci, -Beyrut hâlâ enkaz altındayken- basının her zamanki gibi kısa bir süre sonra ilgisini başka bir konuya odaklayacağını söyledi. Bu suçlama sanki bana yöneltilmiş gibi hissettim. Ben de aynı şekilde profesyonellik kurallarına uyarak ve duygularımı bir kenara atarak Beyrut hakkında yazmayı bırakmalı mıyım? Altı bin insanın yaralandığı ve çocukların paramparça olan evlerinde gözyaşlarıyla uyuduğu bu hüzünlü şehirden geçerken Necib Mahfuz hakkında mı yazmalıyım?
Bugün Lübnan, siyasi haberlerden ve olaylardan daha önemli görünüyor. Pek çok kişi -Fransa Dışişleri Bakanı’yla birlikte- ölümün eşiğinde olduğunu düşünüyor. Mesele her zaman olduğu gibi siyasi güçlerin mücadele ettiği bir hükümet krizi gibi görünmüyor. Emmanuel Macron, ‘Lübnan'ı terk edersek iç savaş geri dönecek’ dedi. Başka bir değişle, Beyrut'a bir hükümet sorununun çözümüne katkıda bulunmak için değil, varoluşsal bir sorunu çözmek için geldi. Macron şu anda sadece Fransa’yı değil, Avrupa’yı ve bir dereceye kadar başkanlık seçimleriyle uğraşan ABD’yi temsil ediyor. Muhtemelen konuyla ilgili olarak endişenin boyutundan en çok bahseden kişi Papa’ydı. Papa, ülkenin büyük bir tehlikede olduğunu ifade etti.
Lübnan’daki felaketi dikkate almaya değer bir olay olarak görmeyen tek büyük ülke Rusya'dır. Nitekim Putin'in konuyla ilgisi, Macron'dan gelen telefonla sınırlı kaldı. Ardından önemli olarak gördüğü kendi endişelerine geri döndü: Türkiye ile Suriye konusundaki müzakereler, Belarus diktatörü Lukaşenko'yu Sovyet döneminin sonunda onun yörüngesinde dönen ülkelerin kaderinden kurtarma girişimi…
Genç Lübnanlı gazeteci, çatıları ve pencereleri parçalanmış evlerin üzerine kışın soğuğu düşmeden önce dünyanın dikkatinin başka bir olaya kayacağını söyledi. Bu genç gazetecinin korktuğu şey gerçekleşti. Beyrut’ta yaşanan facia unutuldu ve insanlar hükümetle ilgili gelişmelere odaklandılar. Bakanlıklar ve adaylarıyla ilgili en az dört liste sızdırıldı. Muhtemelen bunları sızdıranlar bizzat listelerin sahipleridir. Gerçek bir listeye ulaştığımızda Dr. Mustafa Edib bunu bize okur. ‘Güvenilir kaynaklar’ yok.