Dr. Philippe Duneton & Paul Schreier
Philippe Duneton, Unitaid Küresel Sağlık Girişimi İcra Direktörü Paul Schreier, Wellcome Trust biyomedikal araştırma kurumu İcra Müdürü
TT

Kovid-19 tedavisinin finanse edilmesi ve sözleri eyleme dönüştürmek

Dünya genelindeki pek çok ülkenin, koronavirüs salgının beklenen ikinci dalgasını yaşadığı göz önünde bulundurulduğunda, ülkelerin sakinlerinin sanki bu deneyimi daha önce yaşamış gibi bir deja vu hissine kapılmış olmaları muhtemel. Ancak bu sefer açık bir fark var. 2020'nin sonuna yaklaştığımız şu sıralarda, bu salgını ortadan kaldırmamıza yardımcı olacak ilaçlar, testler ve aşılar hakkında çok şey öğrendik.
Örneğin Deksametazon gibi ilaçların, ‘suni solunum’ uygulanan hastaların hayatlarını kurtarabileceğini öğrendik. Geçtiğimiz ay sadece 15 dakikada sonuç veren yeni hızlı teşhis testleriyle oyunun kurallarında bir değişiklik oldu. Ayrıca monoklonal antikorlar gibi klinik denemeleri de umut verici sonuçlar veriyor.
Halihazırda zengin ülkeler, sakinlerinin normal yaşama dönmesini sağlamasını ve koronavirüs kaynaklı ölümlerin sayısını azaltmasını umdukları ilaç, aşı ve testler için anlaşmalar yapıyor. Buna karşılık burada mevcut gidişatın, sınırlı satın alma gücüne sahip ülkeleri, bekleme listelerinin sonuna bırakma tehdidini taşıdığı söylenebilir. Ancak ‘Kovid-19 Aşısına Erişimi Hızlandırma’ gibi küresel bir işbirliği çabasıyla karşı karşıyayız. “Herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir” sloganıyla yola çıkan bu girişim, bu salgını sona erdirmek için ulaşılan çözümlere dünyanın her yerinden erişimi sağlamak için başlatıldı. Bu nedenle zengin ülkelerin yapmış oldukları yatırımları, bir bağış olarak görmekten ziyade insanlarını hastalıktan korumak için yapmış oldukları bir yatırım olarak görmeleri gerekiyor.
Tedavileri dünya geneline sağlamak için 7,2 milyar dolara ihtiyacımız var. Şimdiye kadar yalnızca 300 milyon dolar taahhüt edildi. Nitekim önleyici aşılar, tedaviye harcanan miktarın altı katı kadar meblağa mal oldu. Aşının her derde deva olmayacağının farkında olmak gerekir. Aşıların tüm dünyaya ulaşması aylar hatta yıllar alabilir. Öte taraftan ilk program tam anlamıyla etkili olmayabilir. Bu durum, insanların hastalanmaya devam edeceği ve aynı şekilde hızlı bir teşhis sürecine ve uygun tedaviye ihtiyaç duyacağı anlamına geliyor.
Bütün kozlarımızı aşı üzerine oynayamayız. Baştan sona üç yönlü bir stratejiye ihtiyacımız var. Sürekli gelişen ilaçlarla virüsün en etkili tedavisi bulmak, hızlı testlerle vakaları tespit etmek ve insanları olası enfeksiyonlara karşı korumak üzere çalışmalıyız. Yıl sonuna kadar hangi tedavilerin etkili olduğu, nasıl ve nerede kullanılabileceği konusunda net bir fikre sahip olacağız. Ancak basit bir gerçekle karşı karşıya bulunuyoruz ki o da zamanın gittikçe tükeniyor oluşudur. Ayrıca yeni bir ilaç veya test ortaya çıktığında, herkesin buna erişimini sağlayacak paramızın olmaması gibi bir korku da kapıda bekliyor. Özellikle de zengin ülkelerin dünyanın her yerindeki üreticilere sipariş vermiş olmaları bu korkuyu pekiştiriyor. Bu sebeple aynı şeyi düşük ve orta gelirli ülkeler adına da yapmalıyız. 2021'in başlangıcına kadar beklersek çok geç olacak.
G-20’nin Sağlık ve Maliye Bakanları, ‘Kovid-19 Aşısına Erişimi Hızlandırma’ programına güçlü destek verdiler ve ‘teşhis, tedavi ve aşılar için araştırma, geliştirme, üretim ve dağıtımın hızlandırılmasında’ bu tür bir ortaklığın önemini vurguladılar. Ayrıca programa gönüllü katkı sunulması çağrısında bulundular. Bazı ülkeler şimdiden bu çağrıya yanıt verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen günlerde yaptığı bir açıklamada, bu yılın başlarında AB öncülüğündeki çabalarla elde edilen 16 milyar eurodan bahsetti. Ancak bu bağlamda verilen taahhütlere rağmen bu fona ulaşmak kolay değil.
Dünya liderlerinin pek çok olumlu cümleler kurduklarını doğrudur, fakat bu sözlerin pratikte karşılığının olması gerekiyor. ‘Kovid-19 Aşısına Erişimi Hızlandırma’ ortaklığının liderleri olarak, ciddi eksiklikler konusunda son derece endişeliyiz. Nitekim önümüzdeki iki ayda 7,2 milyar doların 4 milyar dolarının toplanması gerekiyor. Para olmadan, herkesin bu tedaviye erişimini sağlama fırsatı ortadan kalkar.
Her ülke ekonomik açıdan kasvetli bir durumla karşı karşıya bulunuyor. Ancak liderler hayati önlemleri finanse etmeyi erteleyemezler. Çünkü salgının uzamasıyla birlikte ekonomilerin alacağı hasar tüm nüfus için felaket olacak. Bu krizin tarihi bir siyasi ve mali liderliğe ihtiyacı var. Salgına karşı savunmasız başka ülkeler olduğu sürece hiçbir lider halkına güvende olduklarını söyleyemez. Artık güzel cümlelerin son geldi, şimdi harekete geçme zamanı.