Ufukta görünen ‘Suudi devinden’ dolayı korkup titreyenler, onun hedeflerine yaklaştığını gördüklerinde adımlarını hızlandırdılar. Prens Muhammed bin Selman'ın 2017'de ilan ettiği bu projeye saldıranlar oldu. Onları suçlamamak lazım. Çünkü proje tamamlanırsa, uluslararası arenanın ön saflarında duran bölgesel bir süper güçle karşı karşıya kalacağız.
Birbirini izleyen saldırılar, devin hedeflerine doğru bir adım atmasının ardından geldi. Çünkü Avrupa, terörizmle mücadelesinde ondan yardım istedi. Yüksek Alimler Konseyi, Müslüman Kardeşler'i “terör örgütü” olarak tanımladı. Açıklamada Suudi Arabistan'ın dünyada ilk olarak böyle bir meydan okumayı gerçekleştirdiği belirtildi. Suudi Arabistan, Avrupa'yı onların tehlikeleri konusunda uyaran ilk devletti. Ayrıca Suudi Arabistan, 2017’de Veliaht Prens aracılığıyla uluslararası toplumun şu anda şikayet ettiği bu sapkınlığa karşı savaştığını ilan etmişti.
Suudi projesini bozmaya çalışan başarısız saldırılar, devin savaştığı birkaç cepheden küçük olanıdır. Bu örgüte karşı verilen savaş, devin geniş çaplı savaşının cephelerinden yalnızca biridir. Suudi halkı bugün başarılı olduğu takdirde çok zor bir imtihanla karşı karşıya kalacak ve biz ise bölgede yeni bir liderliğe tanık olacağız.
Suudi Arabistan, İran ve Müslüman Kardeşler terörizmine karşı şiddetli bir savaş veriyor. Cephelerden her biri diğerinden daha zor. Aynı zamanda büyük ekonomik projesini duyuruyor. Bunlar, omuzlarında ne taşıdığını bilen askerler tarafından çevrelenmeksizin hiçbir komutanın kazanamayacağı iki savaştır. Muhammed bin Selman geçen perşembe günü askerlerinin önünde, yani tüm halkın ve dünyanın önünde aşırılık olgusunun yaygın bir şekilde aramızda olduğunu hatırlattı. Veliaht Prens artık bu belayla birlikte yaşamanın hedeflendiği bir aşamaya gelindiğini belirttiği sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu temelden ortadan kaldırmak ve kontrol etmek bir seçenek olmadı. 2017’de aşırılığı bir an önce ortadan kaldıracağımıza dair sözler verdim. Nedenler ve olguları inceleme ve ele alma konusunda ciddi bir kampanya başlattık. 40 yılı aşkın süredir işlenen ideolojik projeye 1 yıl içinde son vermeyi başardık.”
Prens Muhammed'in karşı karşıya kaldığı ikinci yırtıcı hayvan ise yolsuzluktu. Prens, bunun bir kansere dönüştüğünü, bütçenin yaklaşık yüzde 5 ila 15'ini tükettiğini ve bu kansere karşı yürüttüğü kampanyanın maliyetinin 247 milyar riyal olduğunu söyledi.
Bu iki savaş küçümseniyor mu? Suudiler ve onların müttefikleri, büyük projeyle birlikte ayakta durmaz ve Arap cephesini güçlendirmezlerse bu adam çok zor bir savaş verecek. Bu adam bir yandan kırk yıldır vatanını kemiren kurtlarla savaşıyor ve diğer yandan rönesansının büyük projesini elinde tutuyor. Suudi Arabistan'ın sahip olduğu imkanları göz önünde bulundurduğunuzda, sadece bir vatana değil, ayrıca bir ümmete liderlik eden ekonomik, politik ve sosyal bir devle karşı karşıya olduğunuzu görürsünüz.
İç cephedeki durum böyle. Suudi Arabistan dış cephede, bu Arap ülkesini ele geçirmek isteyen bölgesel güçle, yani İran ile karşı karşıya. Irak’ı ‘balinanın ağzından kurtarmak ve Arap dünyasına geri dönüşünü’ sağlamak için İran’la yüzleşiyor. Suudi devinin yükselişinden korkanların bütün bunlar karşısında tir tir titrediğine tanık oluyoruz. İran ve Türkiye gibi genişlemeci bir politika izleyen bölgesel rakipler, Suudi Arabistan Krallığı’nın karşısındaki en büyük engel olduğunun farkındalar. Müslüman Kardeşler’in İran ve Türkiye’ye bağlı kolları, bölgeye bu iki ülkenin egemenliğini getirmeye çalışıyor. İçeride bu ülkenin kaynaklarını sağmaya devam etmeyi hayal eden yolsuzluk canavarları var. Ayrıca İsrail'in hakim olduğu ve Arap ülkelerinin parçalandığı bir projeyi çizen ve yürüten kimseler var.
Bütün bu tehlikelere rağmen bir devlet projesini değil, bir ulus projesini omuzlarında taşıyan bu adamın vizyonu çok açık. Bu büyük vizyona ulaşması için insanların onun etrafında toplanacağına şüphe yok.
TT
Suudi Arabistan projesi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة