1980’lerin ortasında, Paris merkezli “Gelecek” dergisinde hayatımın ilk spor makalesini yazmıştım. Kırk yıl sonra ise bu ikinci makalem. Konu aynıydı: Napolyon gibi kısa boylu Maradona gibi kare gövdeli ve bu adla anılan Arjantinli oyuncu.
Spor, hakkında hiçbir bilgimin olmadığı bir konu. Çalışmaya çok erken yaşlarda başladığım için futbol da dahil olmak üzere hiçbir spor dalına tutkuyla bağlanamadım. Ancak o yıl dört yılda bir yapılan Dünya Kupası Turnuvası’nın yılıydı. Milyonlarca insanla televizyon karşısına geçip gecelememek ayıp olurdu. Beni şaşırtan şey kare gövdeli muzip çocuklar gibi rakip oyunculara çalım atan, arkalarından dolanan, sağdan soldan onları geçmeye çalışan, ayak numaraları ile onları kandıran, onlarla dalga geçen ve ön saflarda birden gözden kaybolup ezici bir güçle arkadan çıkan kare gövdeli bir adamdı. Top yuvarlanırken arkasında da kare gövdeli bu adam yuvarlanıyordu. Uzun boylu oyuncular kendilerini kaybedip hücum ederek onu kovalıyorlardı. Uzun boylu bu oyuncuların arasındaki kare yapılı adam sihirli bir şekilde aralarından sıyrılarak oyun tarihinde türünün ilk gollerini atıyordu.
O zamanlar “Gelecek” dergisinde “makale” başlıklı baş makaleyi yazıyordum ve o hafta Maradona’nın zaferini dünya cephesindeki herhangi bir siyasi zaferden daha önemli gördüm. İşte en fakir gecekondu mahallelerinden gelerek Arjantin’i dünyanın dört bir yanında haritaya yerleştiren adam. Bu tango ülkesi, pagan dönemindeki gibi kahramanlarına her zaman tapma eğiliminde olduklarından Maradona da onların putları haline gelecekti. Gelecekten ziyade geçmişi okuyordum.
Latin Amerika ülkeleri tembel, çalgısı çengisi bol olan ülkelerdir. Brezilya gibi bir alt kıta hakkında yarım yüzyıldır Pele’nin ülkesi, futbol takımı ve Rio Festivali dışında hiçbir şey duymadığınızı düşünün. Geçmiş olsun.
Arjantin cumhurbaşkanı olarak futbolcu Carlos Menem’i seçecek. Daha sonra ise onun yetenekli bir oyuncu olduğunu ancak hiçbir şekilde başarılı bir lider olmadığını keşfedecekti. Belki de Arjantin içten içe siyaset, ekonomi ve endüstri sektörlerinde gittikçe batmak yerine neden birinci sırada olduğu futbola tamamen yönelmediğini sorguluyordu. Maradona, Fidel Castro’nun yakın arkadaşıydı. Sol baldırının arkasında Castro’nun sağ kolunun üstünde ise vatan kardeşi Che Guevara’nın dövmesi vardı. İki lider iyiydi ve tipik bir burjuva aileden geliyordu. Ancak Maradona plastik top alacak paraları olmadığı için eski kumaş parçalarından top yapan mahalle arkadaşları ile birlikte fakirlerin arasından geliyordu. Haberin yayılmasının ardından yüz binlerce kişi Buenos Aires meydanlarında toplandı. Ülke genelinde üç gün yas ilan edildi. Bayraklar, Arjantin bayrağını taşıyan en ünlü adamın yasını tutmak üzere yarıya indirildi.
TT
Spor hakkında iki makale
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة