Velid Haduri
Enerji konusunda uzman, Iraklı yazar
TT

Korona aşısının keşfedilmesi ile piyasaların istikrara kavuşması arasındaki uzun yol

Bugünlerde milyonlarca kişi, 2020 yılı boyunca insanlığı tehdit eden kabusu sona erdirecek korona aşılarına kavuşmayı sabırsızlıkla bekliyor. Büyük ülkeler geçen hafta belirli grupları aşılamaya başladı. İngiltere aşılamaya fiili olarak başladı ve yakında ABD, Rusya ve Çin'in de onu takip etmesi bekleniyor. Ancak, yeterli sayıda aşının zamanında üretilmesi ve bazı ülkelerdeki sağlık personelinin sorumluluk alma istekliliğine bağlı olarak, tüm dünyayı kapsayacak bir aşılamanın zaman alacağı -en azından 2021'in ilk yarısı boyunca- aşikar. Ne var ki, pandemi ile aşı yoluyla mücadeleye hazırlanılan bir zamanda "Kovid-19"un üçüncü dalgasının Asya kıtasını vurmasından da korkuluyor.
Kısacası, halen bilinmezlikle başa çıkmaya çalışıyoruz. Şu andaki durumumuz ile geçtiğimiz aylardaki durumumuz arasındaki en büyük fark, aşının keşfedilmesi ve kullanılacak düzeye ulaşmış olması. Yani artık salgınla mücadele etme umudumuz var, ancak tedavisine ulaşmak daha uzun süre alabilir, bizim nihai umudumuz ise budur.
Koronavirüs salgını, geçtiğimiz yüzyılın yirmili yıllarının sonunda ABD’de yaşanan Büyük Buhran’dan sonra modern çağın en büyük ikinci ekonomik bunalımıydı. İş hayatındaki kısıtlamalar ve ulaşımdaki kaos nedeniyle Kovid-19 salgını milyarlarca dolarlık maddi kayba neden oldu. Pek çok ülke sınırlarını kapattı ve mallar pazarlara ulaştırılmak yerine depolarda birikti. Görüşme ve toplantıların formatı değişti. Seyahat masrafı ve yorgunluğu yerine katılımcılar için daha az maliyetli ve yorucu olan, video konferans yöntemi kullanılmaya başlandı. Havayolları şirketleri, otel ve restoranlar gibi ilgili ticari sektörlere yönelik olumsuz etkilerine, doğrudan toplantıların en önemli özelliklerinden biri olan yüz yüze görüşme özelliğinin kaybedilecek olmasına karşın, video konferans sisteminin yakın gelecekte kullanımına devam edilmesi çok muhtemel.
Diğer endüstriyel sektörler gibi petrol endüstrisi de salgından etkilendi. Kapatmalar ve çeşitli kısıtlamalar, özellikle de yılın ikinci çeyreğinde petrol talebini 100 milyondan 80 milyon varile düşürdü. Brent petrolün varil fiyatı son aylarda yaklaşık 40-45 dolarda karar kıldı. Aşının keşfedilmesi haberi ile birlikte son olarak 50 dolara yükselse de küresel aşılama sürecinin karşı karşıya kalacağı zorluklara ilişkin soru işaretleriyle birlikte yeniden hızla 45 dolara geriledi.
Bu dönem boyunca OPEC, dünya piyasalarının veya petrol endüstrisinin daha önce pandemi gibi bir deneyim yaşamadığı için bilinmez bir şeyle başa çıkmanın ortaya çıkardığı zorluklara rağmen piyasa istikrarını korumaya çalıştı. Bu kapsamda atılan ilk adım, iki büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan ve Rusya'nın, yaklaşık 24 ihracatçı ülkeden oluşan “OPEC +” grubunu kurarak büyük ölçekte birlikte çalışma konusunda uzlaşmasıydı. Talepteki düşüşün ışığında OPEC+ son zamanlarda üretimini günde 7,7 milyon varil düşürdü. Bu süreçte OPEC+ grubu çeşitli zorluklarla yüzleşti ve bunların ilki de, benzeri görülmemiş ve belirsiz koşullarda üretimi azaltma planları benimsemek zorunda kalmasıydı. Grubun planlarını örneğin; bir sonraki dalganın nereyi vuracağı veya petrol endüstrisinin, bazı sektörlerin ve ihracatçı ülkelerin düşük fiyatlara nasıl tepki vereceği gibi soru işaretleri arasında yapması gerekiyordu. Sözgelimi, pandemi nedeniyle kaya petrolünün varil fiyatı 30-40 dolar seviyesinde seyretti. Bu, bahsi geçen genç endüstrinin büyük kayıplar yaşamasına ve küçük ölçekli ABD yatırım şirketlerinin varlıklarını dev Amerikan şirketlerine satmalarına yol açtı.
Öte yandan, OPEC+ grubu, Irak ve Nijerya gibi ekonomileri ve iç durumları sorunlu ülkeler için zor olsa da üretimi azaltma kararlarının güvenirliğini korumaya çalıştı. Grup başkanı ve Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, bu ülkeleri taahhütlerine bağlı kalmaları gerektiğine ikna etmek için büyük ve doğrudan çaba harcadı. Ne var ki, OPEC'in kendi içinde de bazı sorgulamalar görülmeye başladı. OPEC örgütü ile OPEC+ grubunun Viyana’daki son toplantısında özellikle BAE, Rusya ve Suudi Arabistan'ın OPEC ve OPEC+ grupları içindeki başat rollerini ve bunlar adına karar almalarını sorguladı.
Pandemi, ihracatçı ülkelerin diğer mali kaynaklar olmaksızın sadece petrol gelirlerine bağımlı olmanın riski de dahil olmak üzere önemli ekonomik etkileri ortaya çıkardı. Ayrıca yetkililerin ve gözlemcilerin dikkatini karbondioksit emisyonlarının azalmasının çevre ve iklim kirliliğinin azalması üzerindeki etkilerine de çekti. Bu da, bazı büyük ülkeleri Paris İklim Anlaşması kapsamında verdikleri taahhütleri vurgulamaya sevk ederken, bazı sanayileşmiş ülkeleri de benzinli ya da dizel araçların satışını yasaklama taahhütlerini yerine getirmeyi öncekine göre daha yakın tarihlere (şu andan itibaren 5-10 yıl) çekerek süreci hızlandırmalarını sağladı.
Sonuç olarak, Kovid-19 salgını, sağlıktan ulaşım ve enerjiye çeşitli sektörlerde kendi izini bıraktı. Kendisi zor ve kaygı verici bir deneyimdi.