İsrail'de gerçekleşen son Necef Zirvesi’nde verilen fotoğrafı kim hayal edebilirdi? Mısır’dan Samih Şukri, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Abdullah bin Zayed, Fas'tan Nasır Burita ve Bahreyn'den Abdullatif el-Zeyani, müşterek tehlikeye karşı ortak koordinasyon sergilediklerini gösteren bir fotoğraf karesinde yer aldı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'de söz konusu zirveye katılmıştı. ABD bu aralar, devrimci mezhepçi bir temel üzerine kurulu İran rejimine bölgede ve dünyada meşru bir rol vermeye hazırlanıyor. ABD’nin bu yaklaşımını en hafif tabirle bir ‘akıl tutulması’ olarak tanımlayabiliriz. Tabi eğer mesele siyasi olarak daha tehlikeli gizli ve çirkin yönler barındırmıyorsa.
Arap ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Fas ve Bahreyn, defalarca Washington’u, İran tehlikesinin gerçekliği ve boyutları konusunda aydınlatmaya çalıştı. Ancak uyarıları fayda vermedi. Arap ülkeleri, ABD’nin tasavvur ettiği gibi, İran’ın tehlikesinin nükleer silaha sahip olmasıyla sınırlı olmadığını, asıl tehlikesinin Ortadoğu’daki çirkin bölgesel rolünde gizli olduğunu anlatmaya çalıştı.
İsrail’in ev sahipliğindeki Necef Zirvesi’nde, BAE, Mısır, Fas ve Bahreyn dışişleri bakanları, ortak tehdit ve tehlikelere karşı mücadele etmek için bir işbirliği planı onaylandı. Özellikle İran ve vekillerinin bölge ülkelerine yönelik insansız hava aracı ve balistik füzelerle düzenlediği saldırılara odaklanıldı.
Ortak basın toplantısının açılış konuşmasını yapan İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, "Ortak düşmanımız İran ve vekilleridir, bu yeni mimari ve inşa ettiğimiz ortak kapasite, ortak düşmanlarımızı korkutuyor ve caydırıyor. Kesinlikle korkacak bir şeyleri var, onları durduracak olan kararlılık ve güçtür” dedi. Samih Şukri ise, ‘’Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Arap ülkeler olarak, din adına gerçekleştirilen terörizmin karşısında durmamız başlıca sorumluluğumuzdur. Çarpık din anlatısını engellemeli ve çözüme kavuşturmalıyız” ifadelerini kullandı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed ise şunları söyledi:
‘’Bu tarihi bir andır. Burada yapmaya çalıştığımız şey, anlatıyı değiştirmek ve farklı bir gelecek inşa etmektir. Bu gelecekte, İsrail bölgenin doğal bir parçası olacaktır ve onunla tam bir işbirliği sergileyeceğiz.”
Abdullah bin Zayid ayrıca, 43 yıl önce bu yolu açan Mısır’a öngörülü öncülüğü için teşekkür etti.
Doğru yaklaşım, boşlukta sallanan değil, ayakları yere basan gerçekçi bir politikanın benimsenmesidir. Reel gerçekler, mevcut en tehlikeli düşmanın İran olduğunu gösteriyor. İran Devrim Muhafızları bölgedeki Husi ajanları aracılığıyla, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki, hayati enerji tesislerini hedef alıyor. İran’ın Irak, Suriye, Lübnan, Bahreyn ve Kuveyt’teki hücrelerinin neler yaptığını hepimiz görüyoruz.
Bildiğimiz tanıdığımız düşman budur. Size açıkça ve küstahça saldıran bir düşmanı caydırmak istediğinizde, düşmanınızın düşmanıyla ittifak kurarsınız. Gerekçeleri ne olursa olsun, İsrail bugün İran rejimine karşı olduğunu ilan ediyor. Öyleyse İsrail, gerçekçilik ve zaruret nedeniyle nesnel bir müttefiktir. Herhangi bir tahrif veya imaya başvurmaksızın ifade edecek olursak, bu yalın bir gerçekliktir.
TT
Necef Zirvesi: Arap güvenliğine yeni bir bakış açısı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة