Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Meşal'den Nasrallah'a

Bir atasözü şöyle der: “Nehir kenarında yeterince beklersen düşmanlarının cesetleri yüzer.”
Bölgemizde ise şöyle denebilir: “Aklınızı kullanırsanız, karşınızdaki yalanları ve daha fazlasını görebilirsiniz.”
Bölgemizde en çok öne çıkan yalan, İsrail ile savaştığını iddia eden “direniş ve engelleme” yalanıdır. Yalnızca geçen çarşamba bize, uzun süre nehir kenarında beklediğimiz için “direniş ve engelleme” iddiasındakilerin yalanları hakkında iki hikâye anlatıldı. Birincisi bu gazetede, ikincisi ise “Al Ikhtiyar 3” dizisinde.
İlk hikâye, gazete tarafından Amerikalı diplomat ve elçi Frederic Hof’un “Tepelere Ulaşmak” adlı bir kitabı hakkındaydı. Kitapta, 2009 ve 2011 yılları arasında Şam ve Tel Aviv arasındaki gizli görüşmelerin ayrıntıları açıklanıyor. Hof, 28 Şubat 2011'de Şam'da “güvenliğe ilişkin bazı referansları” tartışmak üzere Beşşar Esed ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını açıklıyor. Burada Suriye’nin İsrail güvenliğine tehdit oluşturan faaliyetlerini ve ilişkilerini sona erdirmesi amaçlı bir görüşme gerçekleştiriliyor. Görüşmede Esed Hof'a, “Suriye ve İsrail bir barış anlaşmasına varıldığını açıklar açıklamaz, Hasan Nasrallah'ın kurallara uyma hızına herkes şaşıracak” diyor. Yani barışa ulaşılması durumunda Nasrallah’ın ‘direnişin’ lideri pozisyonunu sürdüremeyeceği ifade ediliyor.
İkinci hikâye ise, geçen çarşamba günü yayınlanan ve Müslüman Kardeşler'in İsrail ile ilişkisini gösteren ‘Al Ikhtiyar 3’ dizisinde yer alan sesli ve görüntülü bir belgenin sızdırılmasını içeriyor. Dizideki bir klip, Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi’nin Muhammed Mursi döneminde Mısır'daki yönetimi, Hayrat eş-Şatır -kendisi Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’i istediği gibi yönlendiren bir isimdi- aracılığıyla nasıl yürüttüğünü gösteriyor. Hayrat eş-Şatır Batılı bir şahsa şunları söylüyor: “Eğer devrimci bir açlık grevi olursa sizin çıkarlarınız ve İsrail'in projesi tehlikeye girer. Bugün insanlar İsrail sınırına gitmek istediklerini söylediklerinde ayağa kalktık ve hayır dedik.” Şatır sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Halid Meşal'i aradık, ona medyadaki bir yayından söz ettik ve yayının içeriğinde ‘Mısırlıların gitmesini istemiyoruz’ şeklinde yer alan sözden bahsettik. Ülkenin çöküşünü istemiyoruz, kaos istemiyoruz, onların çıkarlarına karşı sabotaj istemiyoruz. Biz kimseyle savaş halinde değiliz.”
Beşşar Esed, 2011'de İsrail ile barış imzalaması halinde, “Hasan Nasrallah'ın buna uyma hızına herkesin şaşıracağını” söylüyor. Nasrallah’ın ‘direnişin’ lideri pozisyonunu sürdüremeyeceğini belirtiyor.
Şatır sözlerine şöyle devam etti:
“İsrail'in projesi için bir tehlike var. İnsanlar İsrail sınırına gitmek istediklerini söyleyince ayağa kalktık ve hayır dedik. Halid Meşal'i aradık, ona medyadaki bir yayından söz ettik ve yayının içeriğinde ‘Mısırlıların gitmesini istemiyoruz’ şeklindeki sözden bahsettik. Ülkenin çöküşünü istemiyoruz, kaos istemiyoruz, onların çıkarlarına karşı sabotaj istemiyoruz. Biz kimseyle savaş halinde değiliz.”  
Tüm bunların anlamı ne?
“Direniş ve engellemenin” büyük bir yalan olduğu kesindir ve açıktır. Uzun zamandır, daha önce aldatılanlar için hiçbir mazeret yoktur. Bundan amaç, İhvan’ın iktidara ulaşması ve Esed rejimi için yönetim ve nüfuzda istikrar sağlamaktır. Bunu İran'ın ve Filistinlilerin yaptığı gibi yapıyor ve Filistin davasını umursamıyorlar. Halid Meşal, Hasan Nasrallah, DEAŞ ve el-Kaide gibileri ise bir dizi araçtan ibarettir.