Mustafa Fahs
TT

Irak: İki kuşak arasında 2003 rejimi

“Koordinasyon Çerçevesi” içindeki bazı tarafların eski Başbakan Nuri el-Maliki'yi başbakanlığa aday göstermesi, Irak'taki Şii siyasi yapılanması içinde kompleks bir krizi ortaya çıkardı. Bu kriz, siyasi ve partizan güçler arasında iktidar, nüfuz veya zenginlik için verilen bir mücadeleye indirgenemez, aksine, bu güçler arasında daha derin bir çatışmayı ve bu çatışma da iktidarın doğasını ve yönelimini etkileyecek bir kuşak geçişinin hassasiyetini yansıtıyor.

Nuri el-Maliki'nin, özellikle “geleneksel Şii sağ” olarak adlandırılabilecek 2003 rejimini kuran kuşak, yani açık örgütsel köklere sahip ideolojik partizan elitler için en kabul edilebilir seçenek olduğu aşikar. Bunların başında da Davet Partisi, Bedir Örgütü ve Yüksek İslam Konseyi'nin kalıntıları geliyor.

Kürt lider Mesud Barzani'nin desteği de dikkat çekiciydi ve 7 Ekim 2023'ten sonra yaşanan büyük dönüşümlerin ardından önceliklerini yeniden tanımlamak zorunda kalan Şii ve Kürt iki geleneksel sağ arasında bir yakınlaşmayı yansıtıyordu. Bu değişim, onları sadece güç dengelerini yönetmekten, karar alma merkezini yeniden ayarlamaya ve siyasi sistemin istikrarını korumaya çalışmaya doğru yönlendirdi.

Şii siyasi elit için Maliki seçimi, özellikle genel kaygı dönemlerinde birbirine kenetlenen, Şii merkezinin sosyal ve manevi güçleriyle uyumlu partizan ve ideolojik yapısıyla, geleneksel sağın yükselişinin doruk noktasını temsil ediyor. Bu akım, mevcut aşamanın 2003'ten sonra rejimin üzerine kurulduğu denkleme geri dönmeyi gerektirdiğine inanıyor ve güç merkezinin yeni bir kuşağa geçmesine karşı uyarıda bulunuyor.

Yeni kuşak ise Şii siyasi yapılanması içindeki geleneksel güçleri temsil ediyor ve “kuşak değişimi" sloganıyla iktidarın yeniden yapılandırılmasını, yani sistemin özünü değiştirmeden kurucu liderliğin değiştirilmesini talep ediyor. Şii siyasi yapılanması içinde kuşak değişimini savunanlar, ailelerinin manevi ve siyasi mirası nedeniyle, bazen parlamentodaki veya hükümetteki temsil oranlarını aşan önemli bir güce sahipler. Ayrıca, aynı sistemin rahminden doğan ve şimdi kurucu neslin mirasını devralmak veya boşluğunu doldurmak için yarışan yeni, geleneksel olmayan güçlerle de rekabet halindeler.

Bu güçler Maliki'yi açıkça reddediyor ve onu sahne dışına itme savaşında çelişkili bahaneler kullanıyorlar. Bu bahaneler arasında ABD’nin karşı çıkışı, İran'ın müdahale etmemesi, Haşdi Şabi ve rollerine yönelik tehlikeler hakkındaki uyarılar, diğer Iraklı gruplarla ve hatta komşu ülkelerle ilişkilerdeki krizler sayılıyor.

Bu arada Maliki, iç ve dış politikayla ilgili söylemlerini daha uzlaşmacı hale getirmeye çalışarak, silahın devletin elinde toplanması ve devlet otoritesi hakkında ciddi mesajlar veriyor. Ne var ki Mehdi Ordusu militanlarına karşı yapılan “Süvari Saldırısı” gibi olaylar, bazı Haşdi Şabi gruplarını “korkaklar” olarak tanımladığı sızdırılmış açıklamaları halen rakiplerinin hafızasında.

Bu kuşaksal bölünme, “Koordinasyon Çerçevesi" içindeki rekabetçi bir mücadeleden daha fazlası ve Şii siyasi yapılanmasının hem ideolojik hem de silahlı kanatlarının birliğini tehdit ediyor. İktidarın doğası ve meşruiyetinin kaynağı konusunda Şiiler arasında çatışma olasılığını artırıyor. Zira temsil, silah ve kimliğin meşruiyetine dayananlar ile devlet ve kurumlarının meşruiyetine geçişi savunanlar arasında karma veya bileşik bir karmaşa söz konusu.

Bu nedenle, Maliki'nin bazıları tarafından aday gösterilmesi ve diğerleri tarafından reddedilmesi artık sadece bir iktidar mücadelesi değil. Bölgesel düzeni yeniden şekillendiren dahili ve harici bir yeniden konumlandırma anında, iki kuşak arasında kontrol edilemez bir çatışmaya dönüştü. Bu, her iki kuşağı da iktidarı farklı bir biçimde yeniden üretmeye zorlayacaktır.