Mevcut savaşa “saha” adı verildi; bu isim, atların kişnediği ve adamların bağırdığı eski savaşları anımsatıyor. Ama biliyoruz ki bu savaş, atlardan, geceden, çölden ve kağıdın parlaklığından çok uzak; verilerin bir Amerikan eyaletinden sağlandığı ve füzelerin İran çöllerine fırlatıldığı bir savaş.
İlk günden beri merak ediyorum, saha nerede? Her gün bize İran'dan Lübnan'a uzandığı söyleniyor. Dün, saha haberinde savaşların da dereceleri olduğu ve bu yüzden iki F-15'in düşürülmesi nedeniyle az kalsın bir dünya savaşı çıkacağı belirtiliyordu. Bu arada Lübnan ise uluslararası bir çağrı ve destek görmeden son aşamalarına doğru ilerliyordu.
Savaşın en tehlikeli hadisesi iki uçağın düşürülmesi ve en büyük olayı da pilotların bulunmasıydı. Dünya semalarının en önemli hava kuvveti, yıldırım gibi özel bir birimi, kayıp kartalları gece olmadan önce bulmakla görevlendirdi.
Burada ABD'nin onuru söz konusu. Sahanın diğer tarafında, bombardıman uçakları bir ülkenin tamamının haritasını yeniden çiziyor. Sadece 10 bin kilometrekarelik küçük bir ülke. İş sadece birkaç saatlerini alıyor. Kuzeyin bir bölümü güneye kaydı ve Lübnan'ın doğusu batıya gönderildi. Köyleri yıkılan 1 milyondan fazla insan yerinden edildi ve yardım kuruluşları her türlü saldırıyı kınadı.
Dünyanın bütün savaşlarını “mülteci” olarak takip ettik. Dr. Philip Salem, tüm savaşlara rağmen bu küçük ülkede tek bir “mülteci” olmadığını her zaman övünerek söylerdi. Şimdi ise mülteciler, Winston Churchill'in savaş sırasında İngiliz halkına seslendiği gibi, plajlara, dağlara ve denizlere dağılmış durumda. Mülteciler akrabalarını, sevdiklerini ve geride bıraktıklarını kontrol ederken, bundan sonra ne olacağını bilmiyorlar. Onlara “çöküş” ve “son” gibi kelimelerden, suları taşan nehirlerden, kıyılarından ve yeni sınırlarından başka bir şey söylenmiyor. Ama en önemlisi başarıldı; uçaklar güvende ve büyük güçler için hayat devam ediyor.