Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Tahran ile müzakereler bu sefer neden başarılı olacak?

ABD Başkanı Trump'ın Tahran ile müzakereler için beş günlük bir “ateşkes” ilan etmesi nedeniyle, bazıları neden ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın ve İran'ın Körfez'deki Araplara karşı yürüttüğü savaşın sona erdiğinden bu kadar emin?

Hatta bazıları hemen İran rejiminin kazandığını deklare etti ve sosyal medyada sevinç bayrakları, boş retoriğin tahta kılıçlarını salladı.

Oysa olanlar kısaca Trump'ın dün açıkladığı gibiydi: “Eğer bu konuda ilerlerlerse, çatışma sona erecek ve bence büyük ölçüde sona erecek. Ancak müzakereler başarısız olursa, saldırılara yeniden başlayacağız.”

Trump, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'in önceki gün İranlılarla görüştüğünü, görüşmelerin olumlu geçtiğini ve akşama kadar devam ettiğini doğruladı.

İran rejimi liderleri bunu açıklamaktan kaçınıyor, inkar ediyor, konuşmalar yapıyor ve kimseyle temas kurmadıklarını duyuruyorlar. Ancak, Amerikalı ve diğer medya kuruluşlarının bildirdiğine göre isimsiz kaynakları bunu doğruluyor.

Müzakerelere ev sahipliği yapan Pakistan'ın, savaşın arifesine kadar Washington ve Tahran arasında arabuluculuk yapma çabasında olan Umman'ın başaramadığı bir şeyi başarıp başaramayacağını bilmiyoruz.

İran'ın, küresel ticaret için hayati bir su yolu olan Hürmüz Boğazı ile dünyaya şantaj yaptığı doğru. Körfez ve Ortadoğu'nun bazı bölgelerinde hava trafiğini aksattığı doğru. Yaklaşık 4 bin kilometre menzilli füzeler fırlatarak dünyayı şaşırttığı doğru ve yine küresel enerji arzının ciddi bir krizle karşı karşıya olduğu doğru. Fakat eğer tüm bunların bedeli, İran rejiminin politikalarını dayatmasını ve bölgenin geleceğini sabote etmesini veya bölgenin başına silah dayayarak şantaj yapmasını engellemekse, o zaman bu kabul edilebilir geçici bir bedeldir.

Eğer İran rejiminin nükleer silah edinmesini, komşularını tehdit etmesini -ya da daha doğrusu, füzeler ve insansız hava araçlarıyla bu tehditleri fiilen gerçekleştirmesini- ve Körfez ülkelerinin ve bazı Arap ülkelerinin egemenliğini hücreler ve milis gruplar ile ihlal etmesini engellemenin yolu müzakereler ise o zaman müzakere yolunu da memnuniyetle karşılıyoruz.

Savaş veya diyalog olsun, amaç bir sonuca ulaşmaktır ve bu amaç İran'ın zararlı faaliyetlerini -nükleer, füze, insansız hava aracı ve milisleri- sınırlamaktır. Eğer Trump'ın İranlılarla yaptığı müzakereler bunu gerçekleştirecekse, sorun nedir?

Tahran ilk kez Washington ile müzakere turlarına girmiyor ve belki de son sefer de olmayacak. Peki bu sefer müzakerelerin başarılı olmasını sağlayacak yeni ve kesin garanti nedir?

İran propagandasının gürültüsünün ötesinde, İran'da kurtarılabilecekleri kurtarmanın zamanının geldiğini fark eden bir grup İranlı lider ve onların Arap siyasi takipçileri olmadığı sürece, durum böyle devam edecek.

O halde barış değil, teslimiyet müzakereleri ile karşı karşıyayız ve kriter şudur; İran, örneğin, uranyum zenginleştirme ve balistik füze programı üzerindeki egemenliğinden vazgeçmeyi kabul etti mi?

Her halükarda, Trump beş günlük bir süre belirledi; bu makaleyi okuduğunuzda iki gün geçmiş olacak ve neler olacağını göreceğiz... Ancak kesin ve şüphe götürmez husus, Körfez ülkeleri ile birlikte Ürdün’ün bu savaştan öncekinden çok farklı bir şekilde düşünmeleri gerektiğidir ve bu düşüncenin özelliklerini daha sonra ele alacağız.