Bu sadece kısa vadeli bir ateşkes ve bu aşamada, ancak müzakerecilere şans tanımak için geçici bir duraklama olarak tanımlanabilir. Müzakereler için önerilen iki haftalık süre, özellikle ABD ve İran arasındaki müzakerelerin geçmişi ve her turun süresi göz önüne alındığında, her açıdan gerçekçi görünmüyor.
Tarafların hemen “zaferlerden” bahsedecekleri bekleniyordu, ancak bu, kazanımları kaydetmekten çok kayıpları saymanın daha kolay olduğu bir savaş.
Trump, açıklamaları ve abartılı paylaşımları ile durumu daha da kötüleştirdi ve kendini zor bir duruma soktu. Şimdi, kasım ayındaki ara seçimlerle karşı karşıya olan ve savaşın ekonomi ve yakıt fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerini endişeyle izleyen Cumhuriyetçi Parti içindeki hoşnutsuzluk artarken, bir çıkış yolu aramaya başladı.
Her halükarda, yorumcular Trump'ın sabırsız olduğunu ve savaş uzarsa hızla sıkılacağını söylemeye devam ediyor. Savaşın İran rejimini zayıflatacak ve Amerikan şartlarına göre teslim olmaya zorlayacak hızlı bir savaş ve yoğun saldırılar şeklinde olmasını bekliyordu; İran’daki sokak protestolarına ve İran muhalefetine verilen desteğe bel bağlayarak rejimi devirmeyi hedefliyordu. Bu hesaplar tutmadı çünkü ABD temel bir varsayımda yanıldı. İran'ın bu savaşa hazırlık düzeyini ve Tahran'ın, büyük saldırılardan kaynaklanan ağır kayıplara rağmen uzun süre savaşmaya devam etmesini sağlayacak kapasiteyi biriktirmiş olduğunu hesaba katmadı.
Şimdi dikkatler, öngörülemeyen gelişmeler kendisini geciktirmediği sürece, yarın İslamabad'da başlaması planlanan müzakereler turuna odaklanmış durumda. Pozisyonlar arasındaki geniş uçurum ve her iki tarafın sunduğu maksimalist talepler göz önüne alındığında, müzakerelerin iki hafta içinde sonuçlanmasını hayal etmek zor. Bu nedenle, Pakistan'ın ateşkes anlaşması duyurusu, her iki tarafın da kabul etmesi durumunda müzakerelerin uzatılması olasılığı için bir fırsat penceresi bıraktı ki bu en olası senaryodur. Zira dosyalar karmaşık, koşullar zorlu ve her iki tarafın da tüm taleplerinin gerçekleşmesi beklenmiyor. Bu nedenle, iki tarafı Amerikan-İsrail saldırıları kendisini durdurmadan önce varılan uzlaşıya daha yakın bir formüle geri döndürecek tavizler söz konusu olacaktır. Bu bağlamda, önceki turların ayrıntılarına aşinalığı göz önüne alındığında, Umman arabuluculuğunun yeniden ön plana çıktığını ve yeni turun ivmesini artırmaya yardımcı olabileceğini görebiliriz.
Ateşkes bozulup savaş yeniden başlayabilir mi?
Elbette bu olasılık mevcut, ancak ben bunu olası görmüyorum. Ateşkesin kırılgan olmayı sürdürdüğü ve ihlallere tanık olabileceği doğru, ama savaşın yıpratıcı etkisi, küresel ekonomi üzerindeki yansımalarının karmaşıklığı ve her iki tarafın da tam bir zafer elde etmenin imkansız olduğuna ikna olması, tüm bu faktörler ateşkesin dayanacağını gösteriyor. Uzlaşmaya daha yakın bir nihai anlaşma arayışı ile iki haftadan uzun süre devam edecek müzakereler, uygulama aşamasının izlenmesi için uluslararası prosedürler ve mekanizmalar gerektirecektir.
Şu ana kadar kayıpların boyutuna dair kesin bir tablo yok, ancak her açıdan muazzam olacaklardır. İran, baskıya dayandığını ve bazı stratejik kazanımlar elde ettiğini söyleyebilir, ancak kesinlikle ağır darbeler aldı; birçok liderini, askeri kapasitesini ve altyapısını kaybetti ve bunların yeniden inşası yıllar ve önemli kaynaklar gerektirecek. Buna karşılık, Trump “tarihte eşi benzeri görülmemiş bir zafer” kazandığını deklare edecek, ancak gerçekte içeride siyasi bir yenilgiye uğradı ve abarttığı tüm askeri hedeflere ulaşamadı.
Netanyahu ise, İran'ın askeri gücüne önemli ölçüde zarar vererek, nükleer programını sekteye uğratarak ve altyapısını yok ederek hedefine ulaştığının altını çizecektir, ancak tüm hedeflerine ulaştığını iddia edemeyecektir. Zira rejim yıkılmadı ve İran, yer altı füze tesislerinin akıbetiyle ilgili belirsizlikler arasında son ana kadar saldırılarını sürdürdü. Keza İsrail önemli maddi ve ekonomik kayıplar yaşadı ve savaşın sonuçları, Netanyahu'nun ateşkesi ve müzakereleri sabote etmeye çalışma olasılığı hakkında yaygın iç tartışmalar yaşanacaktır.
Arap devletleri ve özellikle de Körfez ülkeleri, İran'ın kendilerine saldırılar düzenlemesi ile istemeden içine çekildikleri bir savaş sebebiyle önemli kayıplar verdiler. Önemli maddi kayıplar ve ekonomik sonuçlarının yanı sıra, bölgede uzun süre gergin bir atmosfer var olmaya devam edecektir.
Amerikan ve İran tarafları bir kez daha müzakere masasına oturacaklar; ancak yakınlığı ve çatışma turlarının tam burnunun dibinde yaşanması nedeniyle, krizin en çok ilgilendirdiği Arap tarafı müzakerelerde yer almayacak. Bu durum, Körfez ülkelerini ve genel olarak Arap tarafları, İran ile ilişkilerindeki ciddi sorunları doğrudan diyalog yoluyla çözmenin yollarını aramaya itebilir; bu, ne kadar zor olursa olsun, en kısa ve en az maliyetli yol olmaya devam ediyor.