Cuma Bukleyb
TT

Libya’nın kum fırtınalarında bir Amerikan girişimi

Massad Boulos, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika ülkeleri temsilcisidir. Başkan Trump ile evlilik yoluyla akrabalık bağı bulunan tanınmış Lübnanlı iş adamıdır. Bu nedenle, siyaset dünyasına adeta yüksekten paraşütle atılmış gibi yeni bir isimdir. Resmi görevi kapsamında, çatışmalarda arabuluculuk yapmak üzere birçok Arap ve Afrika ülkesine turlar ve ziyaretler gerçekleştirdi ve bu ülkeler arasında Libya neredeyse aslan payına sahip.

İş adamları genellikle pratiklikleriyle siyasetçilerden ayrılırlar, zira iş dünyasında, fırsatları uzaktan tespit etme konusunda keskin bir sezgi edinmişlerdir. Bir veya daha fazla fırsat ortaya çıktığında, bunlara en kısa yoldan ulaşmak için planlar yaparlar. Öte yandan tarih, coğrafya, etnik ve dini engellerin üstesinden gelmeye hazırdırlar. Zamanlarının kıymetli olduğunu düşündükleri için yakın gelecekte somut fayda sağlamayan hiçbir şeye zamanlarını harcamak istemezler. Onlar, bir eliyle koyuna arpa yedirip diğer eliyle de arpanın gelişimine olan etkisini görmek için butlarını yoklayan biri gibidir.

Dikkat çekici bir şekilde Boulos, çeşitli Libyalı taraflarla uğraşırken bir iş adamı için alışılmadık sabır sergiledi ve şimdiye kadar iki girişimde başarılı oldu. Birincisi, batı ve doğudaki çatışan tarafları nispeten kısa süre içinde birleşik bir kalkınma bütçesi üzerinde anlaşmaya ikna etmek. İkincisi, batı ve doğudaki çatışan tarafları, ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) ile birlikte, diğer birçok ülkeden kuvvetlerin de katıldığı ortak bir savaş tatbikatına askeri birlikleriyle katılmaya ikna etmek.

Tatbikat Sirte çölünde gerçekleşti ve AFRICOM açıklamasında kendisini bir başarı olarak nitelendirdi. AFRICOM, medyaya Trablus hükümetinin Savunma Bakan Yardımcısının, Mareşal Halife Hafter'in oğlu General Saddam Hafter ve AFRICOM komutanı ile katılan diğer güçlerin komutanlarıyla birlikte oturduğunu gösteren fotoğrafları servis etti. Bu fotoğraflar sosyal medyada hararetli bir tartışmaya yol açtı. Bu günlerde ise ABD temsilcisi, operasyonun “üçüncü ayağı” olarak kabul edilen üçüncü girişimini başlattı.

Bu üçüncü girişim politiktir. Siyaset, bütçeleri ve askeri manevraları yönetenlerden farklı, kendine özgü kuralları ve düzenlemeleri olan tehlikeli bir oyundur. Bu birinci nokta. İkincisi, girişim resmi olarak duyurulmayıp, tepkileri ölçmek için sızdırılmış olmasına rağmen, Batı Libya'da öfkeye, kınamalara ve eleştirel açıklamalara neden oldu. Bu arada, ülkenin batısında ve doğusundaki iki hükümet ise sessiz kaldı. Üçüncüsü, ABD temsilcisinin girişimi, mevcut Başkanlık Konseyini feshederek ve yeni bir konsey atayarak, mevcut iki hükümeti ortadan kaldırmayı ve böylece ülke için tek bir hükümet kurmayı amaçlıyor.

Seçimi halka veya görev alacak kişileri seçmekte uzman seçilmiş komitelere bırakmak yerine, ABD temsilcisi iki isim önerdi; Mareşal Hafter'in oğlu Saddam Hafter, Başkanlık Konseyi'nin başına getirilirken, Trablus hükümetinin başı Abdulhamid Dibeybe veya başka bir rivayete göre, kuzeni de yeni hükümetin başına getirilecek.

İnternette dolaşan sızdırılmış bilgilere göre (eğer inanılacaksa) bu girişim Türkiye, Katar ve Mısır tarafından memnuniyetle karşılandı ve onaylandı. Ancak bu durum, Batı Libya'da büyük bir öfkeye yol açtı ve hoşnutsuzluk alevleri yanmaya devam ediyor.

Hükümetlerin hiçbiri girişimi reddeden veya doğrulayan açıklama yapmadı ve sessizlikleri sadece kızgınlığı daha da artırdı. ABD temsilcisi de sessizliğini korudu. Sessizliğini bozan sadece iki kişi var: Başkanlık Konseyi Başkanı ile Devlet Konseyi Başkanı. Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, şu anda bir ölüm kalım mücadelesi veriyor; çünkü bu girişimin hayata geçmesi, ışıkların dışında kalması ve belki de siyasi etkisinin sona ermesi anlamına geliyor.

Batı Libya'da girişimin reddedilmesi, burada bahsetmemize değmeyen sorunlardan kaynaklanıyor. Ayrıca, ABD temsilcisinin, iki hükümetin ve BM misyonunun öfkeli tepkilere ilişkin sessizliği, girişimin öldüğü anlamına gelmiyor. Bazen koşullar insanı fırtınanın önünde başını eğmeye zorlar, ama fırtına dindikten sonra başladığı işe devam eder; perde arkasında olup bitenlere bakıldığında bu daha olası görünüyor.