Lübnanlılar, günlük dillerinde “anlaşmazlık” kelimesini kullanmakta eşsizdirler. Bu kelime “açmaz”dan daha az, “sorun”dan daha fazlasını ifade etmektedir. Anlaşmazlığın özelliklerinden biri, trajediyle sonuçlanmadan, yanlış anlama, kötü niyet veya öfke patlamasıyla başlamasıdır. Anlaşmazlığın ayrıntılarını, nedenlerini ve sonuçlarını takip eden herkes, bunların herkesi etkileyen paranoyanın bir sonucu olduğunu otomatik olarak keşfedecektir.
Uluslar, bireyler gibi, farkında olmadan paranoyaya yakalanabilir. Başkalarıyla ilişkileri sebepsiz yere gerginleşir. Suç her zaman diğer tarafa atıldığı için tedaviyi reddeder.
Lübnan’da istisnasız her gün ülkeyi beklenen felaketin eşiğine getiren, ardından onu daha da gergin ve kırılgan yapan mezhepsel, partizan, dengesiz veya keyfi bir anlaşmazlık vardır. Anlaşmazlık, diğer olaylara ve temel meseleler etrafındaki büyük çatışmaya sadece bir ektir. Bunların başında da savaş ve barış, yaşam ve ölüm gelir. Bunlar da tıpkı egemenlik ve bağımsızlık, Kudüs’e giden yol ile Beyrut'taki “Yeni Yol”da yaşayan milyonlarca insan gibi anlaşmazlıktır. Bu yollar, coğrafi isimlerle maskelenmiş, mezhepsel nitelikteki neredeyse günlük anlaşmazlıkların başlığıdır.
Paranoya yakalanmış olduğumuz tek hastalık değil, ancak kin, kan davası ve halk arasında çatışma arzusuyla dolu bir ülkede en tehlikeli olan hastalıktır. Korku veya dehşet, anlaşmazlığın kendisinden değil, yerel liderler, mahalle kabadayıları ve onların yüce liderleri tarafından çözülemeyecek bir soruna dönüşmesinden kaynaklanmaktadır.
Lübnan, hastalıklarına ve belirtilerine çeşitli isimler ve onları yumuşatan adlar veriyor. Ancak bunlar, hasta bedeni kemiren hastalıklar olmayı sürdürüyor. Umut edilebileceği tek şey, sıkıntılarının gerçekleri kelimelerle ustaca manipüle ederek gizlemeye elverişli kalmasıdır. Bu yüzden, “Düğünde Anlaşmazlık”, “Cenazede Anlaşmazlık” veya “Elektrik Motoru Üzerine Anlaşmazlık” gibi manşetleri okumadığımız bir günümüz bile geçmiyor. Allah bu zavallı ülkeyi hep anlaşmazlık nimeti içinde yaşatsın.