Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Seçim ülkesi

Bize 1998 yılında İngiliz vatandaşlığı verildi ama oy kullanma görevimizi bir kez bile yerine getirmedik. Milletvekilimizin kim olduğunu da hiç öğrenmedik. İşçi Partili, Muhafazakâr ya da Liberal olmanın ne anlama geldiğini de bilmedik. Yeryüzünün en eski ve en köklü demokrasilerinden birinde, oy verme gerekliliğini ya da aidiyet duygusunu hiçbir zaman hissetmedik; en azından bu ‘seçme lüksünü’ tanımaya dair bir merak bile duymadık.

Buna karşılık, içgüdüsel olarak diğer vatandaşlığımızın -Lübnanlılığın- alışkanlıklarına sadık kaldık: ‘ihmal, kayıtsızlık ve sorumluluğu bir başka seçmenin üzerine yıkma’. Üstelik bize ne faydası var ki, dostluğu itibar, nüfuz ve ön sıralarda görünme imkânı sağlamayan bir milletvekilinin? Telefon hattı, elektrik hattı ya da herhangi bir ayrıcalık elde etmek için aracılığına ihtiyaç duymadığımız bir vekil bizim için ne ifade eder?

İngiliz seçimlerini hep dışarıdan izledim. Margaret Thatcher önümden geçti gitti ama tarihin çevremizde yazıldığını fark etmedim. John Major da geçti; kraliyetin bu mütevazı temsilcisinin, akademik unvanları olmamasına rağmen, Avrupa’nın gıpta edeceği bir devlet adamına dönüşeceğini anlamadım.

Birleşik Krallık 7 Mayıs’ta sandık başına gidiyor ve benim, bu büyüleyici demokrasinin korunmasına katkıda bulunabileceğim hiç aklıma gelmedi. Boş gürültülerin Downing Street’e ulaşmasını engelleyebileceğimi ya da gelip geçici popülistlerin önünü kesebileceğimi düşünmedim. Bu köklü yapıyı, benim gibi tembellerden ve edilgenlerden korumak gerekir.

Birleşik Krallık’ı Lübnan’la ya da üçüncü dünyanın başka bir yarasıyla kıyaslamaya kalkmayın. Onu Almanya ile kıyaslayın. Taç istikrar içinde varlığını sürdürürken, Almanya iki yüzyıl içinde defalarca rejim değiştirdi: monarşi, cumhuriyet, Reich dönemi, Doğu ve Batı olarak bölünme, ardından federal model… Fransa’yı, İtalya’yı, İspanya’yı düşünün; ne sarsıntılar geçirdiler.

Belki bu seçimlerin sonuçları parti dengelerinde bir değişikliğe yol açacak. Belki Muhafazakârlar birinciliği kaybedecek. Ama her hâlükârda bu seçimler, demokratik uygulamalar açısından en dürüst örneklerden biri olarak kalacak.